Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

12 Kasım 2022

Öykü

Ceset

Pelin Ünlüsoy

Paylaş

3

3


Hiç sonu gelmeyecekmiş gibi görünen arnavut kaldırımlı sokağı geçip köşeyi döndüğümde fark ettim yolun karşısındaki polis arabasını. Cam kırıklarıyla dolu dizlerimin acısını unutan kalbim, korkuyla kanayan ruhumun etkisiyle kuş gibi çırpınmaya başladı. Benden şüphelenmeleri için bir sebep yoktu oysa, sakin olmalıydım.

Kocamın cesedinin üzerine kapıyı çekeli daha bir kaç dakika olmuştu. Saçlarıma ve yere sürünen yırtık eteğime çekidüzen verip caddeye çıktım. Gece kulüpleriyle dolu caddede en sıradan görünen tiplerden biri olduğumu anlayınca derin bir nefes aldım. Beş yıldır oturduğum evimin bir sokak altını bile tanımıyor oluşuma hayıflandım. Sadece ona mı?

Anahtarı almadan evden çıktığımı hatırladım bir an. Tam panikleyecekken gülmeye başladım. Kahkahalarımın arasından boğuk sesimi duydum. “Beni bekleme Ercan, gelmem bu gece. Yat zıbar sen!”

Sevgilisi olacak o cadı duyunca kim bilir nasıl yapmacık gözyaşlarına boğulacaktı. Kapısını çalıp haber mi vermeli? Yok. Merak sıkıntısıyla yaşasın biraz. Benim yıllarca yaşadığım gibi. Sırf ona yakın olmak için taşındığımız bu mahallede azapla geçen gecelerimden hiç değilse biri gibi...

Kimseye de kızmaya hakkım yok hani. Kendi seçimimin sonuçları değil mi tüm yaşadıklarım? Belki öyle, belki değil. Neyi değiştirir ki bu saatten sonra...

Susuzluktan kuruyup çatlamış dudaklarımdan kan tadı alıyordum. Herkese nasip olmayacak bir aksiyon filminde baş rol oyuncusuydum sanki – Kan Tadında Bir Gece! Tekinsiz kahkahalarım kulaklarımı tırmalarken yoluma çıkan bir büfenin önünde durdum. Gayriihtiyari eteğimin ceplerini yokladım, boş ellerimi çaresizce iki yana açıp bana bakan genç çocuğa doğru bir adım attım.

“Evden öylece çıkmışım. Acaba bir tane su alsam, size borcum olsa?”

Yırtık eteğime, kanayan dizlerime endişeyle bakarken büfeden dışarı çıkıp dolaptan aldığı suyu bana uzattı.

“İyi misiniz? Dizleriniz kanıyor, bir taksi çağırayım mı size?”

“Yok, teşekkür ederim. Düştüm ama iyiyim. Gideceğim yer yakın zaten. Şurada biraz oturabilir miyim?” Cevabını beklemeden yan taraftaki asma yapraklarıyla kaplı çardağa yöneldim. Geceyi geçirmek için ne de cazipti.

Kendi evim dışında her yer cazip değil miydi yıllardır? Sokaklar, kaldırım taşları, neresi olursa... Peki neden katlandım bunca zaman? Aşktan mı? Yalnızlık korkusu muydu beni bunca karaktersizleştiren?

Kocamın karşıma oturup soğukkanlı bir katil gibi başka birine âşık olduğunu söylediği geceyi getirdi zihnim gözlerimin önüne. Aşk evliliği olmasa da bizimki, zamanla alışmıştık birbirimizin varlığına. Ben sevmiştim kocamı. O da beni sevmişti derdim ama hayat yanılgılarımızın toplamı herhalde. En azından benimkinde başka bir şey yok... Önce sustum. Sonra onun gibi soğukkanlı kalmaya çalışarak anlamsız sorular sordum. Neden? dedim mesela. Sorunun kendisi kadar anlamsız gözlerini gözlerime dikip daha da anlamsız bir cevap verdi kocam: “Belli bir sebebi yok.”

Oturduğum yerde yüksek sesle bir kahkaha daha patlattım. Büfeci kafasını uzattı, deli olduğumu düşünmeye başlamış olmalıydı. “Bana mı seslendiniz?” Kibar çocuk... Ne gülüyorsun, diyemedi.

“Kusura bakmayın, biraz sinirlerim bozuk da. Öyle kendi kendime işte...”

“Ben size yardım edeyim, dizleriniz iyi görünmüyor. Bir arkadaştan rica edeyim büfeye baksın, gelin ben götüreyim sizi hastaneye.” Dedim ya kibar çocuk. Ama hastane olmaz, iyileşmek istemiyorum ki...

İlk gördüğüm cesetti kocamınki. Hem de filmlerdeki kadar kanlı... Hayallerimin bile ötesinde! O kadına neden âşık olduğunu anlayamasam da, tuhaf bir şekilde bu durumu kabullendiğim o gece bir kaç kez düşünmüştüm canını almayı. Onca yıldan sonra onsuz nasıl yaşanırdı ki? Ne akrabam vardı şu koca şehirde, ne bir arkadaşım. Kıskançlıktan komşuya, markete bile göndermezdi beni, sağ olsun! Onsuz da yaşayamayacağıma göre, durumu kabullenmek benim için en iyisiydi.

Kocam bunu hesaplamamış olacaktı ki, kabullenmişliğim, sessizliğim onu çileden çıkardı zamanla. Çoğu akşam işten çıkıp direkt ona gider, kısa bir mesaj atardı. “Beni bekleme Neşe.” Ben de beklemezdim. Sabah üzerini değiştirmek için gelir, hiç yüzüme bakmadan, konuşmadan hemen işe giderdi. Bazı geceler ayrılmak için yalvarır, ben ayrılmayacağım diye direttikçe sinirlenir kapıyı duvarı yumruklardı. Zamanla yumruklarının hedefi ben oldum.

Sessizce uzattığı çayı alırken minnetle baktım büfeci çocuğun yüzüne. Dağıttığı düşüncelerim, tenimi dizlerimdeki cam kırıklarından daha çok acıtıyordu.

“Sakıncası yoksa ben de çayımı burada içebilir miyim?” İnsanda her şeyi anlatıp rahatlama arzusu uyandıran güvenilir bir yüzü vardı. Kimsesizliğimden mi ilk bulduğum insanı kimsem sanmıştım?

“Tabii buyurun” dedim, “İşgal ettim zaten yerinizi. Kalkarım şunu içip. Çok teşekkürler...”

“Ben arkadaşımı aradım, birazdan gelir. Sizi bir hastaneye götürelim, itiraz etmeyin lütfen.”

Hastaneye götürmeyelim de, ben anlatayım siz dinleyin demek geldi içimden. Sustum, derin derin nefes aldım. Dizlerim gerçekten sızlıyordu. Ruhum onlardan da fazla...

Yine de hiçbir şey, Ercan’ın bedenime inen yumruklarının verdiği acıyla kıyaslanamazdı. Evden taşınacağını söylediği akşam ayaklarına kapandığımda çeneme attığı tekme ise en büyük eseriydi. Ağzıma dolan kanı ayaklarına tükürüp, ben de geleceğim, demiştim kulaklarıma inanamayarak. Dedim ya, kimseyi suçlamamam lazım aslında. Seçtim ve yaşadım.

“Kocamın cesedini ne zaman bulurlar acaba?” dedim kendi kendime konuşur gibi kısık bir sesle. Kocaman açtığı gözlerini benden ayırmadan, çayını oturduğumuz banka bıraktı zavallı büfeci.

“Kocanız mı öldü? Asker falan mıydı?” Üzgün görünüyordu, acıyor olmalıydı halime.

“Yok canım asker falan değildi. Onursuz bir adamdı. Öldü işte.”

Ne yapacağını bilmez bir halde yerinde kıpırdandı, telefonunu alıp bir şeyler yazdı. Arkadaşına acele et falan demiş olmalıydı. Daha fazla korkutmaya içim elvermedi.

“Hırsız girdi evimize bu gece. Kocamla bir saate yakın boğuştular. Evde kırılmadık cam kalmadı. Kimse de ne oluyor demedi, yine beni dövüyor sanmışlardır...”

Endişesinin yerini merak almıştı. “Ne oldu peki, nasıl öldü kocanız? Siz neden buradasınız? Polise gitsenize. Şoktasınız siz, kim bilir ne yaşadınız...”

Nerden bilecekti çocuk bir cesede bu kadar üzülünemeyeceğini.

“Adam en sonunda mutfaktan bir bıçak alıp defalarca sapladı bizimkine. Ben kenarda öylece izliyordum, bana hiç ilişmedi zaten. Bir şeyler çalıp çıkacaktı, o da panikledi bizim deliyle karşılaşınca herhalde.”

Şaşkınlıktan tek kelime etmiyordu. Belli belirsiz bir tereddüt okuyordum yüzünde.  Bana inansın mı, kalkıp polisi mi arasın... Zavallı.

“Kocamın öldüğünü anlayınca bana da saldırır korkusuyla kırık camlardan birinden bahçeye atladım. Neyse ki birinci katta evimiz. Kattaydı yani. Şimdi kocama mezar oldu, iyi mi? Ne de çok istemişti buraya taşınmayı... Aşklarını yaşayamadılar doyasıya, kısmet...”

Artık bu saçmalığa bir son vermek istermiş gibi ayağa kalktı çocuk. “Tamam ben polisi arıyorum,” dedi, “Gelsinler, hem hastaneye götürsünler sizi”

“Akıl hastanesine mi?”  dedim bir kahkaha daha patlatarak. “Yok aramayın, ben gideceğim zaten. Gidip kocamı öldürdüğümü itiraf edeceğim.”

Yüzündeki şaşkınlık gülünç geldi. “Nasıl? Hırsız?” diyebildi saf saf.

“Kaçmıştır herhalde...”

Sinir olmaya başlamıştı. “Hırsız öldürmedi mi kocanızı?”

“Evet.”

Polisi aramak için telefonuna hamle yaptı.

“Aramayın gidiyorum,” dedim, “Ben öldürdüm diyeceğim. Ne gidecek yerim var, ne sığınacak kimsem. Hapse girerim, en iyi çözüm benim için. Alışkınım zaten hapis hayatı yaşamaya, başka türlüsünü bilmem ben.”

“Olmaz öyle şey. Siz şoktasınız. Ben size yardım edeceğim.”

İyi insanların olduğunu bilmek içime biraz su serpti. Yüzüme baktı birden, “Seviyor muydunuz kocanızı?” diye sordu şefkatle.

“Seviyordum,” dedim.

İçimde defalarca öldürecek kadar, her gün ölmesini dileyecek kadar seviyordum...

YORUMLAR

Pelin Ünlüsoy

Merhaba, çok teşekkür ederim.. Öykü aynı zamanda, Nisan ayında yayımlanan Reyhan Şerbeti isimli öykü kitabımda yer aldı. Sevgiyle

16 Nisan 2024

mustafa sait aksu

Her satır her paragraf ne çok şey düşündürüyor insana ... Müthiş bir öykü ellerinize sağlık. Kitabınızı nerede bulabiliriz ?

22 Nisan 2024

Bülent CULFA

Soluksuz okudum, tebrikler.

13 Kasım 2022

Öne Çıkanlar

Kadınlardan Bilgece ve Hınzırca 20 SözOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

9 Mart 2025

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Hazırlayan: Fulya KılınçarslanAntik Çağ’ın sonlarına doğru Batı’da, Akdeniz’in neredeyse tamamı Roma İmparatorluğu tarafından kontrol ediliyor ve o bölgede yaşayan topluluklar “Romalılaşma” olarak bilinen etkiyle yeniden biçimleniyordu. II. yüzyıla gelindiğinde bu geniş i..

Devamı..

Osmanlı Mutfağından Ramazan Şerbeti Ta..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024