Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Aralık 2024

Söyleşi

Gönül Ocak: "Öykülerin yazan kişide sadece yazmakla ilgili değil, hayatın kendisiyle ilgili yeni perspektifler kazandırdığı kesin."

Serkan Parlak

Paylaş

0

0


Öykülerim, bireyin iç dünyasıyla evrensel sorunlar arasındaki bağlantıyı keşfetmeyi amaçlıyor.

Gönül Ocak ile Metinlerarası Kitap tarafından yayımlanan ilk öykü kitabı Dünün Geleceği Yok hakkında konuştuk.

Serkan Parlak: Gönül Hanım, atölyeler, dergiler, dijital mecralar ve yoğun çalışmalar derken sonunda ilk öykü kitabınız yayımlandı. Kurmaca türlerle olan ilişkiniz, yazma serüveniniz ve ilk kitabınızın ortaya çıkış sürecini sizden dinleyelim.

Gönül Ocak: Kurmaca türlerinin hemen hepsi hayal gücümün keşif alanlarını oluşturur. Dolayısıyla öykülerim daha çok bilimkurgu, biraz fantastik biraz da gerçeklik arasında salınır, ama daha çok bilim kurguya yaslanıyor. Bilim kurgu, insanlık ve teknolojinin sınırlarını sorgularken bana farklı açılardan sorular sorma özgürlüğü sunar, Ya böyle olsaydı, sorusuyla alternatif gerçeklikler yaratırım. Fantastik dünyayla sınırları ortadan kaldırarak, insanın varoluşunu, ahlakını ve kültürünü metaforlar üzerinden ele almaya çalışırım.

Kurmaca, gerçeğin farklı katmanlarını keşfetmemi sağlayan yaratıcı bir yolculuk. Bu türler bana hem gerçekliğin sınırlarını hem de insanlığın özüne dair yeni bakış açıları geliştirecek ortamlar sunuyor. Yazarken, bilim kurgunun farklı doğasıyla geleceği sorguluyor, fantastik öğelerle de insan ruhunun derinliklerini keşfe çıkıyorum. Kurmaca, benim için sadece bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda kendimi ve dünyayı anlamanın da bir yolu.

SP: Her ne kadar okuma ve yazma deneyimleri, işçilik ve gözlem gücü önemli olsa da öykülerinize başlarken ilham kaynaklarınız neler oldu? Bu soruyla ilişkili olarak şunu da sormak isterim, öykülerinizin ilk taslaklarını nasıl oluşturuyorsunuz? 

GO: Genellikle bir sözcük, bir olay, bir resim ya da bir sanat eseri, ilk defa duyduğum bir deyim bana ilham kaynağı olabilir. Etkilendiğim her neyse kafamda bir süre dolanır durur. Sonrasında o olayı düz anlatıyla değil de daha farklı bir dil kullanarak nasıl anlatmalıyımın peşine düşerim. Her olay ben de hemen distopik ortamlar çağrıştırır, yani o olay sonrası neler olabileceğini, altında neler yatmış olabileceğini düşündürür ama distopya dili yerine bilimkurgu ya da fantastik anlatıyla devam ederim.

SP: Sizce romanda, öyküde, şiirde döneme göre bazı konular, izlekler ön plana çıkıyor mu? Son dönemde ilişkiler, kadınlık ve erkeklik durumları, geçmişteki travmalarla hesaplaşma, aile ve bireysel yabancılaşma mesela. Sizin de bu anlamda zamanın ruhundan etkilendiğinizi söyleyebilir miyiz?

GO: Yazmaya yeni başladığım sıralar yazdıklarımın çoğu zamanın ruhunu yansıtan konulardı. İyi ki o zamanlar yayımlansın diye herhangi bir mecraya göndermemişim. Edebiyat söz konusu olunca bağıran, politik, kör gözüne parmak metinleri sevmiyorum. Ama hemen yazmak ya da üstünden zaman geçtikten sonra ele almak, tamamen yazarın tercihine ve bakış açısına bağlıdır. Ancak bu konuda dengeyi sağlamak önemli. Çünkü güncel konuları hemen ele almak zamanın ruhunu yakalamak adına cazip olsa da bu durum beraberinde bazı riskler getirebilir. Bilinen ve halihazırda çokça tartışılan bir konuyu işlemek öykünün özgünlüğünü ya da derinliğini olumsuz etkileyebilir. Çünkü güncel bir konuya farklı bakış açısı getirmek ya da onun bilinmeyen yönlerini yansıtmak zorlayıcı bir durum.

Bu yüzden, bazen bir konunun üstünden zaman geçmesi, ona daha soğukkanlı ve derinlemesine bakmayı sağlayabilir. Zamana direnen, evrensel temalar ve insana dair ortak duygular, öyküyü daha güçlü bir yapıya ulaştırır. Ancak güncel bir konuyu işlerken özgün ve farklı bir yaklaşım sergileyebiliyorsak, güncel konuların bir kopyası olmazsa kalıcı bir eser koyabiliriz. Ki yazım sürecinde her iki yöntemin de dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

SP: Öykü kişileriniz çok çeşitli, psikolojik çözümlemeleri derinlikli. Alçalıp yükselen ritim hemen hissediliyor gerçekten. Elinizdeki malzemeyi kurgu için yeniden üretip dönüştürürken nasıl bir süreç işliyor; mekânlar, atmosfer, diyaloglar ve özellikle öykü kişileri söz konusu olduğunda.

GO: Öykülerde karakterlerin derinleşmesi önemli tabii ki. Karakterlerin geçmişlerini, motivasyonları ve çatışmalarını detaylıca ele alarak okurun empati kurmasını sağlamak gerek. Ritmi ise öykünün ihtiyaçlarına göre şekillendirmeli, kimi zaman sakin bir atmosfer yaratırken kimi zaman tempoyu yükselterek gerilimi artırmak lazım. Mekânlar ve atmosfer de hikâyenin duygusunu yansıtan birer araç olmalı.

SP: Uzun zaman çalıştıktan sonra nasıl bir hisle son noktayı koydunuz öykülerinize? Yazarken yeni şeyler keşfettiniz mi; duygu, düşünce dünyanıza öykülerinizin ne gibi katkıları oldu? 

GO: Öykülerin yazan kişide sadece yazmakla ilgili değil, hayatın kendisiyle ilgili yeni perspektifler kazandırdığı kesin.

SP: Gönül Hanım, nitelikli kurmaca okurları metni okurken aslında sadece anlatıcı ilgilendirir. Yazar ilgilendirmez, yazarın yaşam öyküsü özellikle. Değerlendirmeler anlatıcı üzerinden yapılır. Kurmaca metinlerde çözülmesi en zor konulardan olan anlatıcı meselesi hakkında öykülerinizde ne gibi problemlerle uğraştınız? 

GO: Anlatıcı, kurmaca bir metnin en önemli unsurlarından biridir ve okurla metin arasında köprü kurar. Dolayısıyla anlatıcı seçimimi yaparken zaman zaman zorlandığım oluyor. Anlatıcı sorunu sadece teknik bir tercih değil, aynı zamanda okura anlatmak istediğim mesajın ve öykünün ruhunun da bir parçası. Bu yüzden metin hangisiyle daha rahat ilerliyorsa onu seçip öyle devam ediyorum.

SP: Hikâyeler iç evrenimizin, kozmik yapımızın yansımaları olarak dünyayı daha katlanılabilir hale getiriyor. Hikâyeler ötekilere yazılıyor, öznel alana hitap ediyor, okurları etkilemeleri gerekiyor. Günlük hayatta katlanamayacağımız gerçekler hikâyede, romanda katlanılır hale geliyor. Kitap incelemeleri ve söyleşiler yazdığınızı da biliyorum. Farklı türler arasında gidip gelmek ve karar vermek nasıl bir deneyim sizin için? Ek olarak şunu da sormak istiyorum, odaklandığınız temalardan hareketle özellikle öykü türünü seçmenizin nedeni nedir? 

GO: Öykülerim, bireyin iç dünyasıyla evrensel sorunlar arasındaki bağlantıyı keşfetmeyi amaçlıyor. Türler arası geçişler, farklı bakış açılarıyla dünyayı anlamaya yönelik bir deneyim sunuyor. Özellikle öykü türünü seçmemin nedeni, kısa ama güçlü bir anlatımla karmaşık duyguları, fikirleri, öngördüğüm olayları aktarmanın büyüsüne inanmamdır.

SP: Dünya ve Türkiye özelinde salgın, iklim krizi, savaşlar, ırkçılık, şiddet, göçler ve temel eşitsizlikler üzerinden düşündüğümüzde bu zorlu günleri yazı aracılığıyla daha az hasarla atlatabilmemiz mümkün mü sizce?

GO: Edebiyat, zor zamanları hem anlamak hem de onlarla başa çıkmak için güçlü bir araç. Salgınlar, iklim krizi, savaşlar, ırkçılık, göç ve eşitsizlik gibi karmaşık ve ağır konuları yazı aracılığıyla ele almak, yalnızca bu sorunları görünür kılmakla kalmaz, aynı zamanda okuyucuların empati geliştirmesine, farklı bakış açılarını anlamasına ve çözüm yollarını düşünmesine yardımcı olur.

Bilim kurgu ve fantastik gibi türler, bu sorunları doğrudan ele almak yerine metaforlar ve alternatif gerçeklikler üzerinden inceleyerek daha evrensel ve derinlemesine bir anlatım sunar.

Yazı insanların hislerini, korkularını ve umutlarını dile getirmenin en insancıl yollarından biri. Zorlu günlerde hem bireyler hem de toplumlar için bir tür terapidir. Olayların ağırlığını hissetmek yerine anlamlandırmayı seçtiğimizde, edebiyat hem bir ayna hem de bir çıkış yoludur.

SP: Sizi çok etkileyen roman ve öykü karakterlerini sormak istiyorum. 

GO: En etkilendiğim roman Melville’nin Katip Bartebyl romanı ve beni en çok etkileyen karakterlerden biridir. Çünkü beni en çok tuhaf ya da ilginç olan konular cezbeder. O tuhaflığın altında yatan nedenleri keşfetmek hoşuma gider. Bartebly’de kendimizi ve hayatı sorgulatan konularla yüzleşiyoruz, yani bizler ne kadar kendi tercih ettiklerimizle yaşıyoruz. Bartebly bizde düşüş yaşatan filozof gibidir. Aydınlanma anında önce bir tökezler sonra doğruluruz ya, öyle bir etki yapmıştı üzerimde.

SP: Öykü türünde başucu yazarlarınız kimler, başucu kitaplarınız hangileri? 

GO: Aslında başucu kitaplarım çok, ama aklıma gelen ilk örneği yazayım Ralf Rothmann’ın Deniz Kenarında Geyikler.

SP: Dergiler, dijital mecralar, sosyal medya, filmler… Yazarların, yayıncılığın ve okur kitlesinin geldiği son noktayı da göz önünde bulundurarak hem Dünya geneli hem Türkiye özelinde öykü türünün geleceği hakkında ne gibi öngörüleriniz var? 

GO: Dijitalleşme ve sosyal medya, öykü yazımını ve okunma biçimini derinden etkiliyor tabii ki. Artık öykülerin sadece kitaplarda değil, bloglar, dijital dergiler ve sosyal medya platformları üzerinden de geniş bir kitleye ulaştığı aşikâr.

Türkiye özelinde bağımsız öykü dergilerinin hâlâ önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum, ancak dijital mecralar bu alanı giderek daha fazla daraltıyor. Dünya genelinde ise çok fazla hakim olmamakla beraber fotoğrafçı olarak sık karşılaştığım için söyleyebilirim, görsel ve işitsel içeriklere paralel şekilde kısa ve yoğun anlatımların öne çıktığı bir yapıya bürünüyor sanki.

Gelecekte okur kitlesinin daha hızlı tüketilebilen ama derinlikli içeriklere yönelmesi beklenebilir. Bu da yazarlardan hem estetik hem de tematik anlamda daha yoğun üretim talebini getirir, diye düşünüyorum. 

SP: Gönül Hanım, son günlerde neler okudunuz? Önümüzdeki dönemde yeni üretimleriniz olacak mı? 

GO: Şu günlerde elimin altında İsmail Gezgin’in Ötekilerin Arkeolojisi,  Nurdan Gürbilek’in Örme Biçimleri ve Tim Parks’ın Kader kitapları var.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Her Nesne Bir Sanat Eserine Dönüşebili..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024