Bu iki kardeşin New York Kütüphanesi’ni yol ettiğini, günlerinin çoğunu orada geçirdiğini anlıyoruz. Elbette birer kitapkurdu onlar.
Dünyanın ilk kütüphanesi Asurlular tarafından Ninova’da kurulan Asurbanibal Kütüphanesidir. Ülkemizin topraklarına uzak bir yer değil, Irak Musul şehrinin yanı başında yer alıyor, tabi artık yerinde yeller esmektedir. Babil ve Medler tarafından yakılıp geriye Gılgamış Destanı’nın yazılı olduğu kül tabletler kalmıştır. Tarihî kütüphane denilince akla ilk gelenler; Büyük İskender’in yaptırdığı İskenderiye, Bağdat’ta 8. yy Müslümanlara tarafından yapılan BeytülHikme tam tamına 500 yıl ayakta kalmış. Ama maalesef Moğollar tarafından yıkılmış, kitaplar nehirlere atılıp yok edilmiş. Öyle ki Dicle nehrinin günlerce mürekkep renginde aktığı yazılmış. O günden bugüne kadar dünyanın hemen hemen, her şehrinde, her ilçesinde, bir kütüphane açılmış, içinde nice hikâyelerin, tarihî olayların şâhitleri raflara dizilmiş bizi beklemektedir. Küçükken büyüklerimizden birisi, “Kitaplar konuşur, size ihtiyacınız olan cevapları verir ve yolunuzu aydınlatarak hedefe ulaşmanızı sağlayan en yakın dostlardır” demişti. Millî Kütüphane ve Millet Kütüphanesindeki kitaplar, kaç kişiyle konuşmuştur hiç aklımıza gelmiş midir? Daha da ileri gidelim kitapların kahramanlarının dertleri ile kaçımız ilgilendik?
Nasıl mı? Keloğlan’a hiç nasılsın diye sorduk mu? Yahut Aslan Basat’a korkuyor musun, dedik mi? Çalıkuşu romanındaki Feride öğretmenlikten emekli olmuş mudur? Garip değil mi hiçbir zaman bu soruları onlara yöneltemeyeceğiz, büyük bir zaman dilimini yüz sayfa katmanlarına sığdırmak zor olsa gerek. İnceleme kitapları değil ama roman ve hikâye türünde olan kitaplarda, bizim gibi bireyler yer alır. Acı çekerler, sevinirler, doğarlar, büyürler evlenirler yaşlanırlar, âşık olurlar, fantastik türdekiler akıl almaz dünyalarda maceraların içinde bulurlar. İki kapak arasında bir hayatları vardır. Bu hayatların devamı yazarın elindedir. Nerede isterse orada bitirir. Yıllar yıllar önce Sofie’nin Dünyası diye bir kitapta, karakterlerin isyan edip dışarı çıkma çabasını okumuştum. Bir Kore dizisinde ise Çizgi Roman kahramanların iki dünya arasında gidip gelmesini izlemiştim. Aslında bu mevzuyu işleyen birçok film ve dizi mevcuttur. Genç Timaş’tan çıkan Christopher Lincoln’ın kaleme aldığı Gece Kütüphanecisi ise olaya daha farklı bir açıdan bakıyor. Kitapların içindeki kahramanlar hep aynı zaman döngüsü içinde gelip gidiyorlar ve hep aynı hadiseleri yaşıyorlar. Yani, her gün bugün oluyor. Gençler bilmez ama bir zamanların kült bir filmi vardır ve hâlâ öyledir, “Bugün Aslında Dündü”. Gece Kütüphanecisi çizgi romanı da tam olarak bunu diyor. Yazar, Edgar Alen Poe’nin Morgue Sokağı Cinayetleri’ndeki dedektif C.Auguste Dupin’in her gün aynı olayı çözmüş olduğunu, bundan ne kadar sıkılmış olabileceğini söylüyor. Kütüphanelerde okuyan değişir ama eser hep aynı kalır. Kitabın başkahramanları Turner ve kardeşi Page eğlenceli macerasında bunu dile getiriyor. Kitabın içinde yer alan mesajlar ve bilgiler, hedef kitlesi ile büyüklerin de ilgisini çekecek türden. Kitap kapağını açtığınız an şöyle sesleniyor: “Aynı sahneyi sonsuza dek tekrar tekrar yaşadığınızı hayal edin”
Yazarın dediği gibi, sihir kitaplarda doğar. Anlatıcı olarak aklı başında sağduyulu olan Turner Redd kardeşi seçilmiş. Page ise; hırçın, ölümcül bakışlarla insanları etkisiz hale getiren, başlarını derde sokan, iki dakika ile büyüklüğü kapan bir karakter olarak karşımızda. Bu iki kardeşin New York Kütüphanesi’ni yol ettiğini, günlerinin çoğunu orada geçirdiğini anlıyoruz. Elbette birer kitapkurdu onlar.
Ve olay tam olarak Page’nin kendilerini ihmal eden ebeveynleri için kıymetli olan, İngilizce birinci baskı Dracula kitabını, New York Kütüphanesi’ne getirmesiyle başlıyor. Böylece kitaplar dünyasına adım atıyoruz. Evet, yanlış duyulmadı, kitapların canlandığı, karakterlerin kitap dışına çıkıp nefes almaya çalıştığı, New York Kütüphanesi’nin sihirli bir mekâna dönüşmesini izliyor ve okuyoruz. Çizgi romanlar bizim hayal gücümüzü görsel anlamda birazcık örseler ama sürükleyici olması sebebiyle ve kısa cümlelerden oluşması nedeniyle de ilgi çeker. Aslında Yazar Christopher Lincoln kitapta Hollywood klişelerine yer vererek onu kitaplaştırmış. İlham kaynağı nedir bilmiyoruz ama “Müzede Bir Gece” filmini izleyen ve seven genç arkadaşlar, bayıla bayıla okuyacaktır. Şöyle anlatalım; Film müzede geçerken çizgi roman kütüphanede geçer. İkisinin şehri de Newyork’tur. Film ve çizgi romanda da karakterler gece olunca harekete geçmektedirler, her ikisinde de kahramanlar bir maceranın içinde istemeden bulunurlar. Birinde kitaplar diğeri ise dinozorlar, Theodore Rooseveltler vb.. canlanmaktadır. Gece Kütüphanecisi’nde ki fark, karakterlerin sayfalar arasında da nefes almasıdır. Hadi film ile ilgili bir kopya, bir çocuk kitabından esinlenerek çekilmiştir.
Açıkçası tarih eğlendirerek anlatmanın en iyi yolu bu tarz kitaplar ve filmlerdir. Hem şehrinizi, hem kültür ve tarihinizi, farkına varmadan tanıtır, akıllara sokarsınız. Eğitim için mükemmel bir araç! Lincoln ise tarihi değil edebiyatı anlatmaya seçmiş. Dracula ile başlayan kitapta kimler yok ki, çocuk kitaplarından Alice Harikalar Diyarı'ndan Alice, Peter Pan’in perileri ve köpeği Nana, Define Adası'ndan Jim Hawkins, Jack ve Sihirli Fasulyeleri, bu kült karakterler ana kadroyu oluştururken, yan karakterler olarak seçilen isimler de yaban atılacak cinsten değildir. Görünmez Adam, Morgue Sokağı Cinayetleri’nden dedektif Dupin, Jiletli Orangutan, Kanca, Dracula…
Masallardan, çocuk kitaplarından, Çin savaş sanatı, Japon masalının kötü yaratığı Ushi Oni, Marvel Hulk serisinin ilham kaynağı Dr.Jekyll ile Bay Hyde, Üç Silahşorlar, Robin Hood kimler kimler… Adeta kitap kahramanları resmigeçit töreni. Hepsi New York Kütüphanesi’ndeki büyük patlama için savaş meydanında yer alıyorlar. Kitapların kötü karakterleri ile iyi karakterleri arasında süregelen bir dünyalar savaşının içinde kendimizi buluyoruz. Page ve Turner ise bu olayları çözecek kuvveti elinde bulunduruyor. Sihirli kitapların içinde 250 sayfalık bir serüvende resim renkleri oldukça dikkat çekici. Kütüphane gece mavisi iken zaman geri dönüşlerinde pastel renk Poe’nın zaman evreni kırmızı, define adası yeşil tonların hâkim durumda.
Her günleri bugün olan kahramanlar, sıkıldıkları hayata geri dönmek ve New York Kütüphanesi’ni korumak ve kurtarmak için el ele verip, var gücüyle savaşıyorlar. Elbette Turner ve Page gibi kitap kurtları sayesinde sorunlara çare buluyorlar, kimi zaman ise Page’nin sabırsızlığıyla başlarına dert açıyor olabilirler. Okuyan her kim olursa olsun dünya edebiyatının birçok eseri ve yazarı hakkında bilgi sahibi oluyor. Birkaç yerde eserlerin içinde yer alan can alıcı sözlerin kullanıldığını görüyoruz. Dahası mı bizi kitapların dünyasında harika bir maceranın içinde sokuyor. Yıllardır severek okuduğumuz kahramanlara, yeni kahramanlıklar ekliyor ve onlara yeni bir pencere açıyor. Hiç gitmeyen biri bile New York kütüphanesinin salonlarını öğreniyor. Zevkle ve heyecanla sayfaları çevirip duruyoruz.






