Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Aralık 2024

Edebiyat

Alejandro’yu Sevmenin Yolları

Mehveş Bingöllü

Paylaş

4

5


Alejandro bu kitapla bir kez daha sınırları genişletiyor, yazınsal biçimin sınırlarını ve biçimle birlikte benim kalbimin de sınırlarını.

2024 Kasımının ortasına doğru bir gün, Alejandro Zambra’nın 2023 tarihli Literatura Infantil adlı kitabının İngilizcesinin yayımlandığını öğrendim. Elbette hiç zaman kaybetmeden Childish Literature’ı1 sipariş ettim. Siparişi verdikten sonra kitap hakkında birkaç tanıtım yazısı da okudum. Yazılarda çok yakında Türkçe olarak da yayımlanacağı Notos Kitap tarafından müjdelenen Çocuk Edebiyatı’nın odağında ebeveynliğe ve erkekliğe ilişkin meseleler olduğu söyleniyordu. Sen de mi Zambra, sen de mi erkeklik halleri anlatacaksın, sen de mi aile dedim kendi kendime. Ne aymazlık. Zambra’yı kınarken onun yazınının bende bıraktığı izlerin yanısıra kendimi ve beğenilerimi kalıplara sokmamam gerektiğini unutmuşum meğer.

Kitap bir akşam işten döndüğümde posta kutumda karton ambalajında karşıma çıktı. İngilizce ismindeki numarayı -Children’s Literature yerine Childish Literature denmesini- unutmuştum, asansörde anahtarın sivri ucuyla kartonu parçalayıp kitabı çıkardığımda hatırladım. Kitapla ilk gülümseyişim o anahtarla kapıyı açtığım anda yayıldı yüzüme. O günlerde Aralık başında yapacağımız kitap kulübü toplantımız için üçüncü defa Eve Dönmenin Yolları’nı2 okuyordum. 2023’ün Zambra’sını masamın üstüne bırakıp yazarın 2011’deki haline devam ettim.

Eve Dönmenin Yolları muazzam bir roman. Benim yaptığım gibi üç değil, belki beş, belki on kere okunmayı hak eden, insanın kendisine iyilik etmek için tekrar tekrar okuyabileceği türden bir eser. Sadece söyledikleriyle değil, okurla oynadığı anlatıcı/yazar oyunlarıyla bence Zambra’nın yarattığı yazında biricik bir yere sahip.3 Sonraki birkaç hafta boyunca Eve Dönmenin Yolları’ndan özellikle bir cümle zihnimde döndü, durdu: “Leer es cubrirse la cara. Y escribir es mostrarla.” Yani, Çiğdem Öztürk’ün çevirisiyle, “Okumak yüzünü kapamaktır. Yazmaksa yüzünü göstermek.” 

Çocuk Edebiyatı’nı sonunda elime alıp okumaya başladığımda Zambra’nın yüzünü o kadar berrak bir biçimde gördüm ki, adı değişti, Alejandro oldu benim için. Kendisinin dediği gibi, “soyadlar düzyazıdır, adlar şiir.” Alejandro, bu kitapla okura bir baba, sevgili, koca ve oğul olarak, bir insan olarak kim olduğunu göstermiş. Belli ki yalnızca yüzüyle değil bütün gövdesiyle ve benliğiyle, devasa bir spot lambasının altında okurlarının karşısına çıkmaya niyetlenmiş. 

Yine de yarattığı aydınlık sahnede bile sihirbazlığını konuşturmuş, oyun oynayacak çatlaklar bulmuş sevgili yazarımız. Çocuk Edebiyatı “deneme” etiketiyle satışa sunulmuş olan bir kitap. İki kısımdan ve toplam on dört bölümden oluşuyor. Alejandro bu bölümlerdeki metinlerden yalnızca ikisinin kurmaca olduğunu bir söyleşisinde4 dile getirmiş. Hadi o ikisi öykü ve öteki metinleri de illa etiketlemek istiyoruz diyelim. Bir bölümde şiirler var, onları tanımlamak kolay. (Öyle mi, kolay mı gerçekten.) Kitaba adını veren ilk bölüm Alejandro’nun oğlu Silvestre’nin doğduğu günden bir yaşını doldurduğu güne kadar ara sıra yazdığı günlük üslubunda metinlerden oluşuyor ama günlük değil deneme şaheseri denebilecek nitelikte notlar da var. İkinci kısımda Alejandro’nun babasıyla ilişkisini anlatan iki uzun metin var: Mavi Gözlü Soyguncular ve Sinek Balıkçılığı Hakkında Gecikmiş Dersler. Anılarla bezenmiş denemeler bunlar. Bir de Futbol Hüznüne Giriş var. Ona ne demeli. Öykü diye başladım, “anı, bu anı,” diyerek bitirdim. Ama hâlâ ne kadarı gerçek ne kadarı kurmaca emin değilim. Ekran Zamanı isimli denemeyi okurken acaba Silvestre mi bu anlatılan çocuk diye sorup durdum kendime. İnsan bir denemede, oğlundan ve karısından bahsettiği bir denemede, onların adını anmaz mı hiç, oğlan ve oğlanın annesi diyerek mi söz eder oğlundan, karısından. Böyle yapmış işte Alejandro, ve kimse beni o metnin öykü olmadığına inandıramaz.

Öykü nerede başlar, deneme nerede biter. Anıyı nereye koymalı peki. Şiir de anı anlatmaz mı mesela, duyguların hatırasına şiir denmez mi. 

Alejandro bu kitapla bir kez daha sınırları genişletiyor, yazınsal biçimin sınırlarını ve biçimle birlikte benim kalbimin de sınırlarını. Onun ve aile bireylerinin hakkındaki ayrıntıları, çocukluğunu, anılarını okudukça, ben de yüzümü göstermemeyi ne zaman öğrendiğimi sorgulamaya başlıyorum. Sorumun yanıtının olası başlangıcını kitaptaki geleneksel anlamda öykü olan iki metinden birinde, Babasız Çocuk’ta buluyorum: “Yetişkinler genellikle birbirleriyle konuşmazlar. Bütün günlerini sokaklarda, adalara gönderilmiş elçiler veya takımadalardaki tüccarlar gibi geçirenler çocuklardır.” Kitabın son sayfalarını okurken bir yandan da merkeze uzak bir şehirde, beton avlulu bir ilkokulda geçirdiğim çocukluğumda başka çocuklarla takımadalardaki tüccarlar gibi sohbet edip etmediğimi anımsamaya çalışıyorum. Neyi nasıl konuştuğumuzu unutmuşum. O okuldan aklımda kalan nadir bir konuşmada, sınıf arkadaşlarımdan birinin Hristiyan olduğu için din dersine girmekten muaf tutulduğunu öğrenmiştim. Ama o gün birbirimize ne söylediğimizi bilmiyorum. Anımsadığım şey, onun sınıfın kapısının önünde başı önünde, çömelmiş halde ve tek başına bizim çıkmamızı beklemesi ve benim dersten kurtulmuş ama içeride olsaydı daha çok eğlenebilirdi diye düşünmem. Hayatımın bütününe yayılmış hüznün ve sanırım amacın nüvesi o konuşmada sanki. Ve Alejandro’nun yazdığı gibi, “Hüzün ciddi bir meseledir.”

Sanki sayende yüzümü biraz gösterdim gibi değil mi, sevgili Alejandro. Hadi o zaman devam edeyim. Çünkü şu an, başımı hafifçe kaldırmışken, Marc Miller’in bir şarkısında dediği gibi, bütün dünyanın önümüze serili bir çocuk bahçesi olduğunu hissediyorum.

Futbol Hüznüne Giriş’te Alejandro, genç bir adam olarak futbola ve takımına duyduğu tutkuyla, âşık olduğu kızın arasında kurmaya çalıştığı dengeyi anlatıyor. Ne şanssızmış, yazık çocuğa diye düşünüyorum o yazıyı okurken. Galatasaray hayatımda değişmeyen az bulunur şeylerden biri çünkü. Neler neler değişti de Galatasaray hep kaldı. Hem de Colo-Colo nasıl Alejandro’yu babasıyla bir araya getiriyorsa Galatasaray da beni kardeşlerimle bir araya getiriyor. Yıllardır maçımız varsa nerede olursak olalım birbirimize mutlaka yazıyoruz. Biraz zorla, biraz Hagi sayesinde babamızı Galatasaraylı yapmış olmakla övünüyoruz. Arada Neuchatel Xamax maçındaki golleri, Monaco maçında Prekazi’nin orta sahadan attığı golü, 2000 UEFA şampiyonluğunun görüntülerini (ve elbette başka golleri de) birbirimizle paylaşıyoruz. Paylaştığımız aslında çocukluğumuz. Anı dediğin konuşuldukça canlanıyor. Tekrar tekrar anlatılan yaşantı parçaları çoğu kez gerçek olmasalar bile kişisel tarihin oluyor. Benim gibi neredeyse yirmi beş yıldır ülkeden uzakta olunca da aile üyeleriyle çocukluk anılarını sıklıkla konuşmak mümkün olmuyor. Masaldaki ekmek kırıntılarını elastik bir ip olarak hayal edin. İşte ben de geçmişin bir kısmını öyle bir ip gibi uzatıp yanımda taşıyarak kendimi bugüne getiriyorum, Galatasaray sayesinde. Babasıyla Alejandro’nun arasındaki Colo-Colo bağı gibi.

Kitaptaki iki bölüm –ama başlıkları söylemeyeceğim– uzun zamandır, bir kitapla yaşadığım en büyük eğlenceyi yaşattı bana. Galiba en son onlu yaşlarımda Aziz Nesin okurken yaşamıştım bu tür bir eğlenceyi. Kanepede uzanıp, kendi kendime, kıkırdaya kıkırdaya, bazen de durduramadığım kahkahalarla okudum o sayfaları. Tam bir çocuk gibi. Tek başına eğlenmenin, yalnız zaman geçirmenin hazzını henüz kaybetmediğimiz o zamanlardaki gibi. En azından benim için çocukluk tek başına kitaplara girip onların içinde yaşamakla eş anlamlı. Oğluma Mesaj isimli son bölümde Alejandro ne güzel demiş: “Okumak sırlara ortak olmak kadar kendine sırlarını açmaktır.” İnsan en çok çocukken kendi sırlarına ortak olmaz mı.

Sözün özü, Alenjandro’nun erkeklikten, ebeveynlikten ve çocuğundan söz edeceğini sanarak açmıştım Çocuk Edebiyatı’nı. Öyle de yapmış. Üstelik çocuk doğurmamayı seçmiş bir kadını bile derinden etkileyecek yollar bularak. İçerikle biçimin sonsuz bir zarafetle buluşup iç içe geçtiği ve bir arada hem geçmişe hem geleceğe uzanıp insanlığı anlattığı bir kitap bu. Tam da bu nedenle, Alejandro’nun babasından esinlenerek bu ismi koydum yazıma: “Alejandro’yu sevmenin yolları.”

1 Childish Literature, Alejandro Zambra, çev. Megan Mc Dowell, Fitzcarraldo Editions, 2024

2 Eve Dönmenin Yolları, Alejandro Zambra, çev. Çiğdem Öztürk, Notos Kitap, 2016

3 Alejandro Zambra’nın Eve Dönmenin Yolları’nda tasarladığı kurmaca oyunu için Semih Gümüş’ün yazdığı enfes yazı okunmalı: https://oggito.com/icerikler/yaraticiligin-sinirlarini-genisleten-bir-roman/59250 

YORUMLAR

Emine aysun Korkmaz

Cok etkilendim, cok sevdim yazınızı, ozellikle anıların konusarak canli kaldigi kismindan. Elinize saglik.

30 Aralık 2024

Günseli Baysan

Notos’tan kitap çıkar çıkmaz okuma isteği yaratan yazınız çok etkileyici ve samimi. Ben de gurbetçi bir kadınım. Anılarımla iç içe yaşıyorum.

30 Aralık 2024

Günseli Baysan

Notos’tan kitap çıkar çıkmaz okuma isteği yaratan yazınız çok etkileyici ve samimi. Ben de gurbetçi bir kadınım. Anılarımla iç içe yaşıyorum.

30 Aralık 2024

Günseli Baysan

Notos’tan kitap çıkar çıkmaz okuma isteği yaratan yazınız çok etkileyici ve samimi. Ben de gurbetçi bir kadınım. Anılarımla iç içe yaşıyorum.

30 Aralık 2024

Günseli Baysan

Notos’tan kitap çıkar çıkmaz okuma isteği yaratan yazınız çok etkileyici ve samimi. Ben de gurbetçi bir kadınım. Anılarımla iç içe yaşıyorum.

30 Aralık 2024

Öne Çıkanlar

Bu Çizimlere Dönüp Yeniden BakacaksınızOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

21 Mayıs 2025

Hayattan Notlar

İffetli DesdemonaBilmez misin kiYabancı o şimdiOthello, Shakespeare’nin çok katmanlı yapıtlarına en güzel örnek. Kötülük, amaç uğruna mücadele, kahramanlık, itibar, aşk, bağlılık, güven ve kıskançlık gibi insana dair konuların üst üste ve hızlıca ilerlediği eserde okuyucu, izleyici bi..

Devamı..

Yabancı

Mehveş Bingöllü

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024