Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Kasım 2021

Öykü

Cinli Ağa

Meral Çiçeklidal

Paylaş

3

3


Bütün gece rüyamda gördüklerimden olsa gerek, Ali’den önce uyandım. Etkisinden hemen çıkamadım, hâlâ gözümün önü uçuşan kurbağalar, tek boynuzlu atlar, binalardan atlayan adamlar ile doluydu. Banyoya ilerledim. Son damla çişimi donuma düşürmemek için iyice kıvrandıktan sonra, pijamamı belime kadar çekip, musluğa uzandım. Avucumu suyla doldurup suratıma çarptım. Ellerimin içindeki kırmıza yakın renk dikkatimi çekti. Ovalamaya, avucumu soymaya çalıştım. Suratım korkudan beyazladı. Olmadı ardından birkaç kez inatla sabunladığım halde hala kınalı gibiydi. Ali’nin uyuduğu yatağa koşarak geldim, avucunu kendime doğru çektim ve ne yazık ki kardeşimin elleri de kınalı gibiydi. Şaşkınlığım, korkumla kol kola girip bana dil çıkarmaya başladı.

 Kahvaltıya başlayan annem ve babama doğru bağırarak koştum. Bacaklarım titriyordu.

 “Anneee, babaaa,”

 Sesimden ürkerek sofradan kalktılar. Fazlasıyla korku doluydu çığlığım. Aynı anda Ali şaşkın bakışlı gözlerle bana doğru ilerledi. Avucumu açıp, anneme gösterdim. Annem önce şaşırdı hemen ardından sakinleşti. Benim yaptığım gibi Ali’nin ellerine baktı. Babam şaşkınlıkla izliyordu bizi ve nihayet annem, “Geceden cinler gelmiş size, düğüne götürmüşler kardeşinle sizi, korkma onlar ellerinizi kınalamış,” dedi. Babam anneme dönüp, “Saçma saçma konuşup çocukların aklını karıştırma,” diye diklendi. Biz Ali ile korkarak birbirimize iyice sokulduk, onlar her zamanki gibi tartışmaya başladılar. Annemin sesi daha gürdü. “Saçma öyle mi Kemal Bey, iki rekât namaz kılıp, kıblenin yönünü bulaydın da betimiz bereketimiz kaçmayaydı. Cinlerin nesi saçma ayrıca, senin bir türlü bitmeyen eylemlerinden, devrim heyecanından, hak hukuk diye kendini boşa parçalamandan daha hayırlı olurdu. Keşke sana musallat olsalardı.” Konuşma sırası babama geçtiğinde hâlâ ayaktaydık. Babam anneme göre daha sakindi.

 “Üç Fatiha, iki ihlâs okuyunca yüzüne bet bereket gelecek mi hanım? Yok, hani gelmeyecekse sus! Çocukların aklına soktuğuna bak, yazık!”

 Tartışma bitecek gibi değildi, Ali’ye göz kırptım, sessizce bahçeye çıktık. Az ilerde erik toplar, cin meselesini konuşurduk belki. Elim kardeşimin omzunda ağaçlara doğru ilerledik. Beyaz renge boyanmış ağaç gövdeleri ile karşılaştık. Korkumuz iyice arttı, cinler ağaçları da ele geçirmişti ne yazık ki. Annem bizi korkunun tam içine atmıştı. Cin neydi, nerede yatıp kalkardı, kuyruğu var mıydı, uçabiliyor muydu, kafasında boynuzu var mıydı? Cevaplarını bilmediğimiz bir ton soru ile baş başa kaldık.

 Abi olarak daha cesaretli olmam lazımdı. Bu yüzden korkumu gizlemeye çalıştım. Ali olduğu yerde çivilenmiş tek adım atmıyordu. “Ali git çocukları topla, bu cinlerle kavga etmemiz lazım. Gelen sapanını da getirsin.” Ali, tek kelime etmeden koşa koşa çocukları bulmaya gitti. Ağaçlara doğru ilerlerken korkudan bacaklarım titriyordu. Cin nasıl bir şey bilmiyorum ve onunla nasıl dövüşmem lazım, ne yapmam gerekir hiç bilmiyorum. Ufak adımlarla ilerledim. Erik ağacına henüz varmıştım ki çocukların koşa koşa geldiğini gördüm. Kalabalıktan cesaret aldım. Az biraz korkmam geçti.

Babamın kocaman alana toplanmış insanlara seslenişi, düştü aklıma. “Korkmayın yoldaşlar, tek yol devrim.” Ses kulağımda büyüdü ve ardından küt küt atan kalbimin sesini duydum. Yerini beğenmemiş de çıkmak istiyor gibiydi. Babam gibi dimdik durdum. Gelen çocukları sırayla oturttum. Ali’nin arkadaşları Kısmet, Nasip, Yasin bir tarafa, benim arkadaşlarım Mustafa, Kemal, Deniz bir tarafa yerleşti. Şu an hepimizin ortak bir derdi vardı. Bugün kardeş olup eriklerimizi korumak zorundaydık. Bu beladan köyümüzü kurtarıp, kahraman olmamız gerekiyordu.

 “Arkadaşlar bu sabah ben ve kardeşimin ellerini boyayan cinler, ne yazık ki ağaçları da ele geçirmişler. Gördüğünüz gibi bir tek erik ağacımız kalmış, onu korumak zorundayız. Tek yol devrim yoldaşlar, sakın ola korkmayın, onlar bir avuç biz binleriz.” Babamdan duyduklarımdı bunlar şüphesiz. Sapanlarıyla hazır bekleyen çocuklar, tedirgin ve korkuyla karışık bakışlarını arkama atıyorlardı durmadan. Üzerime eğilen gölgeyi gördüğüm an, altıma kaçırmamak için bacaklarımı sıktım. Üzerime eğilmiş bekliyordu cin. Bu kadar çabuk geleceğini bilmiyordum. Muhtemelen, elinde kına kabı ile gelmişti. Beni bu ağacın altına oturtup, gelin gibi yüzümü örtecek, ellerimi kınalayacak, yüksek yüksek tepelere diye şarkı söyleyecekti. Erkekten gelin olup, köyün yeni eğlencesi olacaktım. Merakım korkumu yendi ve arkama döndüm. Dönmemle karşılaştığım suratı görünce, derin bir oh çektim. Babamın deyişiyle, “Pezevenk Hasan Ağa sen miydin?” dedim. Tokatı suratıma yapıştırdı. “Siktir git komünist piçi, bir daha çocuklarımıza bu lafları ettiğini duymayacağım, velede bak şimdiden başlamış zehirlemeye bizi, pezevenk babandır.” Ali’ye vurmasını engelledim, kardeşimin ellerinden tutup koşmaya başladık. Tüm çocuklar kaçmıştı zaten. Vurduğu yanağım sızlıyor, elimi oradan çekemiyordum. Yokuş aşağı yolda Ali geri döndü, pezevenk bizden uzaktaydı, rahatladı. Çok fazla yaklaşmadan durdu. Bir cesaret geldi Ali’ye. “Pezevenk Hasan Ağa, Allah seni cehennemde yaksın, ardından bir Fatiha okuyanın olmasın,” diye seslendi. Tıpkı annem gibi söylenmişti. Zaten Ali anneme, ben babama benziyorduk. Sonra pezevengin attığı taşlar bize çarpmasın diye, soluğumuz tıkanana kadar koştuk.

 Babam ve annem sakinleşip, bizi unutmuş gibiydiler eve vardığımızda. Olanları anlatmadık. Babam uyudu, annem namaza durdu. Akşama kadar türlü planlar yaptık Ali ile. Cinlerden kurtulmak için. Pusu kurup bekleyecektim ben, Ali ise ellerini açıp dua ile yardım isteyecekti Allah’tan. Cinleri düşünerek odadan çıktık.

 Akşam yemeğine oturduk. Babam uykuluydu. Kapı hızla çalınmaya başladı. “Açın kapıyı,” diye bağırmalardan sonra babam ayağa kalkıp, kapıyı açtı. Dimdikti, korkmuyordu, belliydi. Kapının açılması ile jandarmalar babamı yere yatırdılar. “Propaganda yapmak nedir görürsün sen şimdi,” diye söylenerek içeri pezevenk Hasan Ağa girdi. Babamı götürdüler. Annem namaza durdu. Gece uyanınca gördüm, pezevenk Hasan Ağa camdan evimizi gözetliyordu. Cinin Pezevenk Hasan Ağa olduğunu öğrendim böylelikle. Babam gelene kadar erik yemeyeceğim. Ali ise yediği eriklerin çekirdeklerini sayacak. Ağaçtaki tüm erikler bitince babam gelecekmiş öyle diyor Ali. Gerçi ağaç cinli olduğu için kimse erik toplamıyor.

YORUMLAR

Cabir Özyıldız

Kaleminize sağlık Meral hanım.

28 Kasım 2021

Cabir Özyıldız

Kaleminize sağlık Meral hanım.

28 Kasım 2021

Meral Çiçeklidal Gültekin

Çok teşekkür ederim.

7 Ocak 2022

Öne Çıkanlar

Bir İngiliz Halk Destanı: BeowulfOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. T. Yılmaz

21 Ekim 2025

Robert Redford: Bir Büyük Sinema Efsan..

Robert Redford Hollywood stüdyo sistemi içinde büyük yıldız statüsüne ulaşmış bir oyuncu; Oscar ödülü ve adaylığı kazanmış bir yönetmendi.Birkaç sene önce en sevdiğim filmler üzerine bir yazı üzerine çalıştığım sırada en sevdiğim a..

Devamı..

Evden Fabrikaya: Sanayi Devrimi Süresi..

Elinor Evans

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024