Denizaltı: Hep Ergen Kalanların Romanı
22 Aralık 2019 Roman

Denizaltı: Hep Ergen Kalanların Romanı


Twitter'da Paylaş
0

Başkarakterin aile, çevre, okul ve cinsellikle ilgili notları, benliğini kurmaca biçimde sabitleme çabası başka bir deyişle büyüme hikâyesi...

Genç ve yetenekli yazar Joe Dunthorne’un ilk romanı olan Denizaltı geçtiğimiz günlerde Ayrıntı Yayınları etiketiyle yayımlandı. Curtis Brown ödülüne layık görülen roman on dile çevrildi, filme uyarlandı. Dunthorne, romanın büyük bölümünü East Anglia Üniversite’sinde yaratıcı yazarlık okurken yazmış. İlk bölümü kısa bir hikâye biçiminde ABC-tales.com’da yayınlamış. Aldığı olumlu geri dönüşler üzerine Denizaltı romanını yazmaya karar vermiş.

Romana yönelik ilginin en büyük nedeni tabi ki başkarakteri delişmen ve nobran ergen Oliver Tate. Anlatıcı kahramanın ailesiyle ve okulundaki arkadaşlarıyla olan ilişkileri romanın iki temel eksenini oluşturuyor. Yalnızlığıyla barışık ama aynı zamanda neşeli bir ergen olan karakterimiz on beş yaşında. Temel derdi ailesi, onların ruh hallerinden endişe duyuyor. Babasının depresyonda olduğuna, annesinin takıntılar geliştirdiğine inanıyor. Ama asıl derdi geleceğini iyi planlayabilmek, bu yüzden anne ve babasının ruhsal sorunlarını iyi bilmesi gerektiğini düşünüyor. Ebeveynleri ise Tate’in duygusal halleri nedeniyle kaygılı. Tate, sonunda doktora gidiyor ancak bir süre sonra çevresindeki herkesin çeşitli sorunlarla hemhal olduğunu daha iyi kavrıyor. Kısa zaman sonra bir ergen için olmazsa olmaz gerçeklik olan cinsellikle uğraşmaya başlıyor, özellikle de ilk cinsel ilişkisinin nasıl olacağı meselesiyle. Aile de herkesin bambaşka dünyası var, sorunlarıyla uğraşıp duruyorlar, ama birbirlerini gözlemlemeyi de ihmal etmiyorlar, bir şeyleri de gizliyorlar küçük oyunlarla. Tate iyi bir karakter analisti aynı zamanda, okuldaki zorbalık deneyimlerine bakıyoruz, işte mizah buralarda devreye giriyor özellikle tiksinme ve korku hallerinde ve romanı ayakta tutan en önemli üslup öğesi olup çıkıyor. Sonunda bir ışık çakıyor, ailece tatile çıkıyorlar. Amaçları yakınlaşmak ve konuşmak, birbirlerine yaklaşımlarının şefkat ve tiksinti üzerine kurulu olduğunu fark ediyoruz.

joe dunthorne

Oliver Tate, ebeveynlerinin bu sıkıntılı ruh hallerini aşmaları için çareler bulabilecek mi, ya cinsellikle ilgili kendi dertleri ne olacak, toparlamaya çalıştıkça batmaya mı başlayacak? Denizaltı’nın olay akışında şimdi - geçmiş  geçişleri çok iyi. Yalın ve komik diyaloglar anlatıcı kahraman Oliver Tate’in gözlem ve monologlarıyla dengeleniyor. Aslı Perker’in nitelikli çevirisinin hakkını teslim etmek gerek.  Romanda karakter sayısı az ve dengeli, bu durum bir ergenin hayatına daha derinlikli bakmayı sağlamada işlevsel. Bölüm başlıkları kısa ve ilgi çekici, bazı terimlerin anlamlarıyla ilgili dipnota ihtiyaç duyulmuş. Günlük konuşma dili ve argo kullanımı yerli yerinde, olması gerektiği gibi. Anlatımı dengeleyen farklı söylemler; listeler, dipnotlar, öğretici bilgiler ve anlatıcının tuttuğu günlük. Tate’in deyimiyle günlük acı ve kederi unutturmalı, kurgusal bir ilaç olmalı. Aslında romanın tamamının günlük söylemiyle yazıldığını söyleyebiliriz. Başkarakterin aile, çevre, okul ve cinsellikle ilgili notları, benliğini kurmaca biçimde sabitleme çabası başka bir deyişle büyüme hikâyesi, anne babasıyla olan komik ilişkileri, çatışmaları ve başından geçenler…

Denizaltı hem Joe Dunthorne’un ilk kitabını hem de bir ergenin ailesi üzerinden hayata bakışını, onların türlü hallerini hem mizahi hem de rahatsız edici bir dille okumak isteyenler için iyi bir seçim olabilir.   


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR