Denizi Yitiren Denizci
29 Kasım 2019 Edebiyat Kitap

Denizi Yitiren Denizci


Twitter'da Paylaş
0

“Hiç kuşkusuz, yaşamak, varoluşun farklılaştığı bir kargaşadır. Fakat varoluşu her an aslında olduğu düzensiz haline çözümleyip ortaya çıkan endişeden hareketle, her an ilk kargaşayı yeniden yaratmaya çalışan kaçık bir eylemdir yaşamak.” – Yukio Mişima, Denizi Yitiren Denizci

Yukio Mişima kitabında bizi, annesiyle birlikte Yokohama ilinde yaşayan on üç yaşındaki Noboru isimli erkek çocuğu ve onun bakış açısına ait dünyayla tanıştırıyor.

Babasının ölümünden sonra Noboru annesine sık sık başkaldırır. Evden kaçmak için yakalayabildiği bütün fırsatları değerlendirir. Küçük çocuğun davranışlarının kendi ailesine yakışmadığını düşünen ve bu kötü davranışı engellemek isteyen annesi Fusako, oğlunu geceleri odasına kilitlemenin çözüm olacağını düşünür. Noboru özgürlüğünü kaybetmiştir ve bu olaya çok sinirlenir. Annesinin verdiği cezanın intikamını alması gerektiğini düşünür. Odasında bulunan bütün dolapların içlerinde ne varsa hepsini yere atmaya başlar. Ama bu yeterli olmaz. Çekmeceleri yerinden söküp içlerini boşaltarak fırlatmaya devam eder. Soluklanmak için durduğundaysa bundan sonra uzun süre kendisini oyalaması için yeterli bir uğraş keşfeder. Çekmecenin içinde bir delik vardır ve üstelik bu delik duvarda da devam eder. Noboru dayanamaz ve gözünü deliğe dayar. Kendisini çok farklı bir dünyada bulmuştur: Yetişkinlerin dünyası. O dünya, annesinin dünyasına açılır. Artık Noboru kendi hayatına sürekli müdahale eden o kadının hayatını, onun haberi olmadan sessizce izleyen bir erkektir. Yetişkinlerin dünyası bugüne kadar gördüğü dünyadan farklıdır ve orada uçsuz bucaksız bir deniz vardır.

Noboru kısa bir süre içerisinde denize âşık olur. Denizin kıyıya vurma sesine, vapur düdüklerine, hırçın çırpınışlarına hayran kalır. Ve bir gün çok sevdiği deniz ona bir adam getirir. Kendisini denize adamış adamın adı Ryuji Tsukazaki'dir.

Ryuji hayatını denizde kaptanlık yaparak kazanır. Muhtemelen başka bir iş yapmak istese bile yapamayan, denizlere açılmak için yaratılan bir adamdır. İyi niyetli, saf, temiz ve örnek bir denizcidir. Kendi denizini başka denizlerin sularıyla karıştırmak ister, ancak başka suların kendi denizini ne kadar bulandıracağından habersizdir.

Denize âşık Noboru, denizden gelen kaderini de aynı şekilde kabul edecek midir? Bir çocuğun, baba şefkatine mi yoksa o ufak dünyasında kendini sevmesine mi ihtiyacı daha fazladır? Sevginin hangi kısmı Noboru'yu daha çok tatmin edecektir?

Yazdığı kitaplar kadar ilgi çekici bir hayatı olan Yukio Mişima Denizi Yitiren Denizci romanını 1963 yılının eylül ayında felsefi kurgu türünde yazdı. Seçkin Selvi'nin çevirisiyle 2013 yılından itibaren Can Yayınları'ndan çıkan baskısıyla kitap severlerle buluşuyor. Kırk roman, yetmiş dört hikâye, otuz üç oyun, bir seyahat kitabı, sayısız makale ve şiir, yönetip oynattığı sayısı bilinmeyen farklı uzunlukta filmleri ve üç kez Nobel Edebiyat Ödülü adaylığı bulunuyor.

Mişima, Japonların bağımsızlığına ve gittikçe çöken devlet ve insan yargılarına dikkat çekmek ister. Kendi kurduğu milliyetçi bir grupla Japon askeri üssünü işgal etmiş ve eski samurayların onurlu yöntemlerine geri dönmeleri gerektiği hakkında tahrik edici bir konuşma yapmıştır. Konuşması aşağılanınca Japon askerleri önünde seppuku yapmıştır.

Mişima'nın intiharı, Henry Miller ve Marguerite Yourcenar'ın kitaplarına konu oldu. Yourcenar'ın “İnce, bıçak ağzı gibi dondurucu bir kusursuzlukta” diye tanımladığı Denizi Yitiren Denizci dehşeti şiirsel bir anlatımla bütünleştiren benzersiz bir kitaptır. “Kusursuz arınma ancak yaşamı kanla yazılmış bir şiir dizesine dönüştürerek mümkündür,” diyen Mişima bu kitapla görüşünü örneklemiş oluyor.

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR