Sarı Bir Şehir: Mardin
27 Nisan 2018 Edebiyat Kültür Sanat

Sarı Bir Şehir: Mardin


Twitter'da Paylaş
0

Gökçe Bilgin
“Aradığımız her şeyi yanlış yerde arıyoruz. Aslında onlar bizi kapalı bir kapının ardında bekliyorlar.”* Mektubunda yazmıştın, gökyüzünün yakınlığını ve güzelliğini... Gecenin geç olduğu bir saat, yıldızlar gökyüzünün içinden düşecek gibi bakıyorlar. Hiçbir zaman düzenli olmadım. Oysa, sanki düzen için yaşıyor gibi, hep susarım. Suskunların düzenli olduğuna dair yargılarım var. Kimse adına konuşmak istemem... Güzellik, çirkinlik, öfke, kötülük daha neler varsa içiçe, karmakarışık, olduğu gibi anlatmanın bir yolu var mı? Arıyorum. Bu şehrin, Mardin... Tanığı olmuş taş bir evin avlusunda oturmuş, seni düşünüyordum. Seni düşünürken sesinin, gölgenin, adımlarının değdiği yerlere gitmeyi alışkanlık haline getirdiğimi belirtmeme gerek yok. Daha önceleri de okuduğun kitapları, dinlediğin bütün şarkıları dinlediğimi bilsinler. Geyiğe tutulmuş şair, Murathan... Kehribar taciri... Güvercinleri boyayan usta ve doğduğun bu ev bağışlasın. Bu şehrin adını adımın yanına yazsınlar. Süryani bir sudan gövdemi yalayıp geçen çöl rüzgârından, etkilenip, gecenin bir vakti, karanlığa uzanmış abarttığımı düşünsünler ya da delirdiğimi... Kuşkusuz burası delirmek isteyeceğim bir adresin bütün işaretlerini taşıyordu. Seni özlediğimi bilen çekiç sesleri, kuyumcu dükkânları, karanlıkta denize dönüşen Mezopotamya Ovası... İç geçiren anılarıma tentürdiyot niyetine dibek kahvesi, hayalet badem şekeri uzatıyorlar. Sokakta esmer tenli bir asayiş, gözleri büyülü bir dilber... Uyanıyorum! Güneşin ilk ışıklarıyla; sıcak ekmek kokusu, bağıran çocuklar, kilise çanları... Burası kimseye ait değil. Herkesten bir şeyler taşıyor. *film, Hicbiryerde

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR