Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Haziran 2024

Edebiyat

Doğaya, Aşka ve Dostluğa Övgünün Şiiri

Serkan Parlak

Paylaş

0

0


“Mektuplar yazdım o yaz kelebek kanatlarına

Uçtukça kısalan uçtukça silinecek”

Kör Mavi, Rüzgârın Gölgesinde Saklı AşkımGül  Soyunur Kokusu Bende Kalır, Yaz Aşkı Sorar, Gitmeden Söyle adlı şiir kitapları ve Zaman İpektendi adlı öykü kitabıyla tanıdığımız ressam Aşkım Akyıldız’ın yeni şiir kitabı Sitemim Lal geçtiğimiz günlerde Oğlak Yayıncılık etiketiyle okurla buluştu. Girişi düzyazı şiirler, kalan üç bölümü ise küçürek şiirsel hikâyelerden oluşan kitabın bölüm başlıkları şöyle:   “Eksiklidir Gün, Geçmemişse Serçesi Penceresinden / İpekti Gecenin Güvesi / Dikiş Kutusu / Gün İndi.” Şiirlerde ön plana çıkan izlekler yalnızlık, doğa, hayvanlar, sessizlik, dostlukların gücü, geçmişe özlem, hayatın geçiciliği, ölüm, aşk, sevgi, mutluluk, özlem, hüzün, ayrılık acısı, rüyalar, hayaller, umut, yaşam sevinci, renkler ve çiçekler... Zamanın döngüselliği ve duyguların değişkenliği ise barındırdığı çelişkiler odağında doğa-insan-aşk bütünselliği, ilişkiler ve çeşitli görünümleriyle merkez izlekleri geliştiren yan izlekler olarak dikkat çekiyor.

 “Yalnızlığın elması gibi / Parladığı gecelerde / Öptüm köpeklerin gözlerinden / Bir film oynadı güneşe gerili perdede sitemi lal / Ve sevdim kırılması güç kalbimi / Öptükçe kulaklarından / Sessizlik / Sessizlik”

Şiirden çok düzyazıya yakın duran yeni şiir kitabında Akyıldız, gündelik hayattaki deneyim, gözlem ve düşüncelerinden hareketle farklı sözcükleri bir araya getirerek doğada ve insan ilişkilerinde yeni anlamlar arama çabasını sürdürüyor. Doğa ve yaşamın içinden seçtiği ayrıntıları şiirsel dile dönüştüren şairin şiirlerinde bazen bir sözcük, bazen bir serçenin kanadı, bazen de bir yaprak damarı metnin gövdesine yerleşiyor. Şiir önce sudan geçiyor, yıkanıyor; derenin yıllarca akan suyunun, taşların üzerlerini adeta zımparalayarak pürüzsüz hale getirdiği gibi. Şiirlerinde dil-anlatım, söz ve anlam sanatları –benzetme ve kişileştirme özellikle– imge dokusu, akış, tutarlılık, atmosfer gibi öğeler söz konusu olduğunda şair; doğa, toplum ve bireyle ilişkili sözcükleri bir araya getirerek toplumsal dertlerle bireysel meseleleri doğa üzerinden dengelemeye çalışıyor. Gündelik konuşma dilindeki sözcükleri işleyerek şiir diline yaklaştırma ve kendine has üslubunu derinleştirme çabası değerli ve dikkat çekici. Birinci tekil kişi, ben anlatıcı bakış açısıyla yazılan şiirlerde anlatımcı-öykülemeci-imgeci biçemin ve Garip şiirinin etkilerinin hissedildiğini de söyleyebiliriz. Sınırlı biçimde imge, benzetme, kişileştirme, tezat, sembol ve eğretileme kullanımına ek olarak özlü sözler, doğanın kişileştirilmesi ve şiirsel cümleler şairin anlatımcı-imgeci şiirinin temel biçim özelliklerini oluşturuyor. Aşk, doğa ve dostluk odağında bireysel ve toplumsal ilişkiler, iletişim, doğa ve duyguların iyileştirici gücü içeriğin temel öğeleri olarak imge dokusuyla bütünleşiyor.

“En mahzun hâlidir insanın / yağmur sonrası, burnunda toprak kokusuyla sırtından vurulmak”

Akyıldız’ın şiirlerine desenlerinin eşlik ettiği tasarım nesnesi şiir kitabı olarak “Sitemim Lal”de yer alan şiirlerinden hareketle, sessizlik ve yalnızlık elmasa benziyor, üretimi artırıyor. Sanat, doğa ve insanlar ise yalnızlığı azaltıyor. Kelebeğin bir günlük hayatı, zamanın ve hayatın geçiciliğini simgeliyor. Güneşin günden ayrılması, yazın bitmesi, bir köpeğin gitmesi, sırta değen hoşça kal eli, zorunlu vedalar, sevgiliyi beklemek ve usulca gidişler hüznün kaynağını oluşturuyor. Çözüm, unutmak için bir kez daha uyumak ve rüyalara dalmak. Yoğun, dolu dolu yaşanıyor görünen kent hayatı aslında yalnızlığı besliyor, boşluklar art arda gelen geçici ilişkilerle dolmuyor. Gündelik hayatın daraltıcı etkileri karşısında doğaya, mevsim geçişlerine ve hayvanlara kaçış iyileştiriyor çünkü insanın, hayvanı ve doğayı kucaklamasının keyfi, neşesi bambaşka. Doğa; yağmur, rüzgâr, su, çiçek, ağaç, dağ, deniz, kedi, köpek, ay, güneş, nehir, gündüz ve gece öğeleriyle görünür oluyor. Sesler, ilkbahar ve yağmur, sonbahar ve yapraklar, kış ve kar, gündüz ve gece eşliğinde doğaya bakmasını bilene özgün görünümler sunuyor. Aşk, doğa aracılığıyla anlam kazanıyor, kural tanımıyor. Doğa duyguları harekete geçiriyor, aşkı besliyor ve büyütüyor. Ne kadar gizlenmeye çalışılırsa çalışılsın aşk sonunda kendini gösteriyor, yaşanıyor. İnsan güzelliği doğayla bütünleşerek yükseliyor. Doğa yaratıcı, onunla buluşulduğunda bellekteki izler kıpırdanıyor, anılar çağrışımlarla yeniden canlanıyor ve nesnelerden hareketle nostalji üretiyor.

“Akşam kimin elinden tutar ki / utancından kıpkırmızı / yoksa bu alev, rengi mi güllerin”

Umut insanda, doğada ve sanatta. Yaşam sevinci tesadüflerin gücüyle yeniden canlanıyor. Filmler, köpekler ve çiçekler umudu besliyor. Çözüm yeniden doğaya dönmekte, sanatın üretken gücünü fark etmekte.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Her Nesne Bir Sanat Eserine Dönüşebili..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024