İçimizde sürekli değişen hava durumu bizi hep gafil avlar. Aniden bastıran fırtınalar sadece içimizi karartmakla kalmaz, hayal gücümüzün ışığını da eksiltir. Bir şey düşünemez oluruz. Neyse ki zaman geçer ve tıpkı mevsim kıştan ilkbahara geçerkenki gibi içimizde de değişimler başlar, bir daha hiç göremeyeceğimizi düşündüğümüz aydınlığı ışığın tüm farklı renkleriyle daha bir iştahlı görmeye başlarız. Doğa içinde doğa olduğumuzu vurgulayan Loren Eiseley, "hepimizin kapkara geceleri ve hiçliği mucizevi bir şekilde her gün aşan doğanın örüntüsü olduğumuzu hatırlamamız gerektiğini," yazıyor.
Yine de sürekli mavi ve dalgalanmasız bir havadan daha sıkıcı bir durgunluk olamaz gibi gelebilir. Sonsuz enerjisinin ve gücünün kaynağını şiddetli bir fırtınayı atlatmasıyla bağdaştıran Coleridge, hayatın mucizeviliğini sağlayan faktörün denge olduğunu söylerdi. Hem içimizdeki hem dışımızdaki durgun havaların, tüm renkleriyle ışıkların karanlık ve şiddetli fırtınalarla yarattığı kontrast olmadan hayatı olumlayamayacağımız fikrini şiirsel illüstrasyonlara döken Japon sanatçılar Hiroshi Osada ve Ryoji Arai'nin Işığın Tüm Renkleri: Gökyüzü Hakkında bir Kitap isimli eserine gelin yakından bakalım.










Çeviri: Alper Güngör
Brain Pickings






