Harry Potter Çocuk Edebiyatı Dünyasını Nasıl Kurtardı?
23 Eylül 2017 Edebiyat Kültür Sanat Roman

Harry Potter Çocuk Edebiyatı Dünyasını Nasıl Kurtardı?


Twitter'da Paylaş
0

Atlantic’in raporu, genç-yetişkin kitap rakamlarının 1997 ile 2009 arasında 10 kat arttığını gösteriyor. Bu keskin rakamlar abartılı geliyor olabilir ancak tek istatistik bu değil. Her yıl, çocuk kitaplarına olan talep âdeta yayıncılık endüstrisinin ayakta kalmasını sağlıyor.
Harry Potter, J.K Rowling’in aklına kendi tabiriyle “tamamıyla şekillenmiş” halde gelmeseydi, çocuk kitapları dünyası sizce nasıl olurdu? Varsayımlar hiçbir zaman kolay işlemez, ancak Harry Potter’sız bir dünya tasarlamak, artık pek mümkün değil gibi. Özellikle geçtiğimiz 20 yılda çocuk edebiyatı yayındaki Rowling etkisine bakarsak, Potter destanı çılgın açılış partilerine, şaşkına çeviren ön-satış rakamlarına, hayranları tarafından yazılan milyonlarca kurgu metne ve şimdilik dokuz filme ilham kaynağı oldu. Bu nedenle haliyle bu ufuk açan dizinin çocuk ve genç-yetişkin edebiyatının temellerini değiştirdiğini söylemek pek de zor değil. Çünkü bu tarz kitaplar, özellikle fantastikler Harry Potter çıktıktan sonra piyasada adeta tek tek patlamaya başladı. Yalnızca “The Baby-Sitters Club” (Dadılar Kulübü) gibi hafifsıklet diziler ya da Aynı Yıldızın Altında gibi uzun metrajlar değil, aynı zamanda yayıncılar çocuklara Açlık Oyunları, Alacakaranlık ve Uyumsuz gibi satış rekorları kıran dizileri de önerdi. Ve bugün, yani Harry Potter ve Felsefe Taşı ilk yayımlandığı günden tam yirmi yıl sonra bile bu fenomenin çocuk kitapları için ve resmin bütününe bakacak olursak yayıncılık dünyası için gerçekten ne anlama geldiği, onsuz nerede olacağımız bir merak konusu. Sırf bu nedenle bile Harry Potter’ın, çocuk edebiyatında beklenmedik bir sansasyon yarattığı kuşkusuz. Ancak bu hikâyede atlanan bir gerçek daha var. O da birçok yazarın zaten halihazırda genç okurlara gerçeğin ve fantezinin ustalıkla kurgulandığı kitaplar sunuyor olması. Yani Harry Potter’ın ilk olmayışı. Tüm bu büyü olayı bir yana, Hogwarts masalları aslında düpedüz “yatılı okula giden çocuklar” hakkında kitap yazma geleneğinin tam ortasında. Huffington Post konuyla ilgili New York’taki “Books of Wonder” isimli çocuk kitabevinin sahibi Peter Glassman’la bir söyleşi yapmış. Glassman, Potter dünyası için, “Yalnızca fantastik üzerine değil, aynı zamanda yatılı okul üzerine de kurulduğu çok açık,” diyor. Aslına bakılırsa Tom Brown’un Okul Serüvenleri, Küçük Prenses, Uzun Bacaklı Baba, Malory Towers ve diğer yatılı okul kitapları da genç ana kahramanları ebeveynlerinden ve ailevi yükümlülüklerinden ayırarak macera yaşamaları için özgürleştiren ve onları öbür çocuklarla ilişkilerinin ve gece gündüz süren şamatalarının sahnenin merkezinde olduğu bir hikâyenin ortasına koyan metinler. Yatılı okulun fantastik romanlar için kusursuz bir mekân olduğu geçtiğimiz yüzyıl boyunca kanıtlanmış bir gerçek. Saga Press isimli bilim kurgu kitapları basan yayınevinin yayın yönetmeni ve çocuk edebiyatı camiasında uzun zamandır yer almış Joe Monti ise, konuyla ilgili Huffington Post’a, “Büyücülük okulu daha önce de yapılmıştı” diyor. Ursula K. Le Guin’in klasik dizisi Yerdeniz ve Diana Wynne Jones’un Chrestomanci isimli yedi kitaplık dizisini özellikle öne çıkaran Monti, Potter dünyasının farkının her yere nüfuz etmiş olması olduğunu belirtiyor. (Eğer bugün Google’da “büyücülük okulları” diye arama yaparsanız, ilk 10 sayfanın dokuzunda karşınıza Hogwarts başta olmak üzere Beauxbatons ve Ilvermorny gibi Rowling’in İngiliz olmayan diğer kurgusal okulları çıkacak. 10’uncu sayfa ise Wikipedia’nın kurgusal büyücülük okulları sayfası, ki o da dikkat çekici bir şekilde Harry Potter evrenini gösteriyor.) Piyasada Hogwarts’tan önce yazılmış, Rowling’in hit romanından unsurlar taşıyan birçok büyücülük okulu var. Örneğin Jane Yolen’ın 1991 yılında yayımladığı Wizard’s Hall’da 11 yaşındaki Henry bir büyücülük okulunda konuşan resimlerden büyü yapmayı öğreniyor. Jill Murphy’nin orijinali 1970’te başlayan Worst Witch dizisinde ise, baş karakter yeteneksiz Mildred Hubble Miss Cackle’ın Cadılar Akademisi’nde öğrenci ve iki tane temiz kalpli arkadaşı fakat bir de edepsiz ama soylu bir düşmanı var. İlk kez 1997’de yayımlanan Tamora Pierce’ın Circle of Magic dörtlemesi de kendilerini Winding Circle isimli bir tapınakta bulan dört büyücüyü anlatıyor, kendini orada yaşamaya adamış bir ustadan büyü öğreniyorlar. Bu bağlamda bakarsak Hogwarts yalnızca benzer bir melodide farklı bir şarkı gibi duruyor. Fantastik çocuk kitapları yazarı Pierce Huffington Post’la yaptığı röportajda büyücülük okulunun yalnızca Harry Potter tarafından yeniden ziyaret edilen imgelerden biri olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bu alanda o zamanlarda da zor dersler ve haksızlık yapan hocalarla uğraşan çocuklar vardı ve okulda dönen tuhaf bir şeyler: nefret dolu üvey anne babalar, kaderleri çizilmiş ve ölümcül düşmanları olan erkek kahramanlar, saftirik bir erkek kankası ve aşırı akıllı bir kız kankası olan erkek kahramanlar, babacan bir akıl hocasına sahip erkek kahramanlar, evcil hayvanlı erkek kahramanlar, ilginç bir şekilde sporda çok iyi olan erkek kahramanlar, süper güce/yeteneğe/silaha sahip erkek kahramanlar…” Ancak görünen o ki Harry Potter dizisini bu denli meşhur eden şey zaten orijinallik değil. Rowling birçok çocuğun okuduğu ilk fantastik kurgu yazarı, ya da Hogwarts âşık oldukları ilk büyücülük okulu olabilir – ama Rowling ilk değil. Ve bu neyi değiştiriyor? Books of Wonder’ın kurucusu Glassman, “Kimse tamamıyla orijinal değil,” diyor ve ekliyor. “Herkes hikâyesini, bir başkasının hikâyesi üzerine inşa eder. Yani esas olay orijinallik değil.” Yıllardır gençler için fantastik romanlar yazan Pierce ise her zaman “başka bir yazarı kıskanmamayı bir gurur meselesi” yaptığını belirtmiş. Ancak yine de, “Harry ve yazarıyla ilgili ufacık bir sözün bile tadını kaçırdığını” da söylüyor. slına bakılırsa yıllardır genç okurlar için yaratıcı ve etkili fantastik işler üreten yazarlar için de yeni bir yazarın piyasaya dalıp çocukları okumanın büyüsü ve büyü hakkında okumayla tanıştırma işinde tüm övgüyü alıp çıkması büyük ihtimalle oldukça sinir bozucu olmuştur. Ancak Pierce başka genç-yetişkin roman yazarları ve uzmanlarıyla birlikte Harry Potter kitaplarının popülaritesiyle ilgili bir panele katıldıklarından bahsediyor. Öğrenmek istedikleri şeyse basit: Nedir bu işin sırrı? “Panel bittiğinde üstümden bir yük kalkmıştı” diyen Pierce sözlerine şöyle devam ediyor: “Kimse bilmiyordu. Bu kitapları bu denli popüler yapan tek bir etken gösterebilen, tek bir kişi bile yoktu.” Evet, çocukların bu kitapları böyle kavramasını sağlayan her bir unsur, daha önce de denenmişti. Rowling, açlıktan ölen bir okuyucu popülasyonunu yakalayan yeni bir formül ya da konsept keşfetmemişti – yalnızca çocuk edebiyatında bilinen unsurları kullanarak, doğru zamanda, doğru okuyucular için, doğru kitapları yazmıştı. Bu elbette saçma bir şekilde keyifli olan fanteziyi, büyücülük kelime dağarcığını ve yedi kitap uzunluğundaki gizem yayını elleriyle inşa etmiş Rowling’in alışılmadık biçimde yaratıcı olmadığı anlamına gelmiyor. Hatta aslına bakılırsa yarattığı en büyük eser, şu anki genç-yetişkin kitap pazarı. Eğer Rowling’den önceki yazarları küçük suda yüzen büyük balıklar olarak düşünürsek, artık bu rekabetin içinde daha da küçük balıklar olarak görünüyor olabilirler, ama o su artık kocaman bir deniz oldu. Saga Press yayınevinin sahibi Monti konuyla ilgili, “Potter çılgınlığı, pazarı katlanarak büyüttü” diyor ve ekliyor: “Ve markete olan talep büyüdükçe, bu ürünü yapan insanlara daha çok fırsat doğuyor – ki bu durumda da bunlar genç-yetişkin yazarları oluyor. Harry Potter birçok yazarın kariyerini mümkün kıldı.” Monti haksız sayılmaz. Çünkü çocuklar (ve evet, yetişkinler de) Rowling’in yeni kitabını uzun aylar ya da yıllar boyunca beklerken, başka bir şeyler okumak için yanıp tutuşuyorlar. Yayıncıların da buna uygun ürünleri oluyor: Genç okurlara hitap eden fantastik efsaneler ya da genç-yetişkin okurlar için yazılmış her türlü kurgusal metin. Ve yıllar geçtikçe, çocuklar için satılan kitap rakamları âdeta balon gibi şişiyor; 2011 yılında Atlantic’in raporu, genç-yetişkin kitap rakamlarının 1997 ile 2009 arasında 10 kat arttığını gösteriyor. Bu keskin rakamlar abartılı geliyor olabilir ancak tek istatistik bu değil. Her yıl, çocuk kitaplarına olan talep âdeta yayıncılık endüstrisinin ayakta kalmasını sağlıyor. Glassman, Harry’nin izlerini takip eden kitapların taklit gibi göründüğünü ancak bu tarz dizilere olan bitmek bilmeyen talebin, genç yazarlara ilham kaynağı olduğunu da belirtmiş. “Bu yazarlar Potter’ın başarasından cesaret aldılar. Önceden, ‘Hep böyle yazmak istemiştim ama satmaz diye düşünüyordum,’ diyorlardı.” Yani J.K. Rowling’in ziyafetine büyük bir iştah olsa da çocuk edebiyatının derin evrenini keşfetmeye ve yalnızca Rowling’in atalarına değil, aynı zamanda onun adımlarını izleyen modern yazarlara da vakit ayırmaya değer. Glassman da röportajında konuyla ilgili şu cümleleri not düşmüş: “Bence bu şamatanın gürültüsü içinde kaybolan şey bazen de diğer yazarların başarıları oluyor. Evet, Rowling’in yaptığı şey bir fenomen oldu. Ama birçok başka yazar harika işler çıkarıyor – ve ben de bazen, hey, bu yazarlara ne demeli peki? Demek istiyorum. Ya da, Rowling’den önce gelenlere?” Aslında Harry Potter’ın küçük çocuklara pek de çekici gelmeyecek birçok özelliği de var: Bir şekilde o tuhaf fantastik yapı, ağdalı ve karmaşık betimlemeler ve tabii ki uzunluğu. Ödüllü çocuk kitabı yazarı Carson Levine Huffington Post’la yaptığı röportajda Harry Potter’ın uzunluğu karşısında şaşkına uğradığını söylüyor. İlk kitap yazmaya başladığı zamanlar bir çocuk kitapları konferansında kendisine 200 sayfanın altında kalması söylenmiş. Kendisinin de bu sınıra uymadığını dile getiren Levine, yine de piyasanın bu beklentisinin net olduğunu belirtiyor. Harry Potter bu anlamda aslında gerekli olan bir şeyi de yapmış oldu. Uzunluğu, geniş hayran kitlesi ve riski, yeni okuyucuların tüm diziyi art arda hızlı bir şekilde okumasını engelledi. Önce orta düzey bir dizi olarak başladı fakat sonra giderek karanlık, uzun ve daha zorlayıcı bir hal aldı. Gelişmekte olan cinsellik, ölümcül olaylarla dolu savaş alanları ve inanılmaz fedakârlık temaları, 10 yaşında bir çocuktansa giderek bir gence hitap etmeye başladı. Ki zaten dizinin ilk hayranları onları baştan beri etkisi altına alan bu gizemi görerek, kitaplarla beraber büyüdüler. Kaliforniya Üniversitesi İngilizce profesörü Jonathan Alexander ise, Harry Potter kitaplarındaki zorluklara rağmen bunun dizinin en güçlü çekiciliğinden biri olduğunu düşünüyor. Huffington Post söyleşisinde, “Okurların kitaptaki karakterlerle beraber büyüdüğü bu tarz dizilere pek sık rastlanmıyor” diyor ve ekliyor: “Elbette ilk örnekleri var, Yeşilin Kızı Anne mesela, 100 yıl önce basıldı ve orda da cesur bir öksüz kızı küçüklüğünden yetişkinliğine kadar görüyordunuz.” Bu tarz, konu ilerledikçe büyüyen genç insanlarla ilgili hikayeler aslında her zaman popüler oldu – tek fark genelde yetişkinlere hitap etmesiydi. Bir kişinin hayatını geçmişten günümüze kadar dizi haline getirerek anlatma sanatı da yeni değil. Dickens’ın sunduğu David Copperfield’in hikayesini de zamanla takip edip yetişkinliğe girişini görmüştük. Evet, sağlıklı ve kuvvetli bir genç-yetişkin roman pazarında muhtemelen bir daha Harry Potter gibi bir şey göremeyeceğiz, özellikle de o dünyayı tümüyle gösteren ve ardından eskisi gibi olamayacağımız bir hayal gücünü. Ancak zaten yukarda bahsi geçen genç-yetişkin dünyasındaki yazarlar ve profesyoneller de Huffington Post’la yapılan söyleşide yeni bir Harry Potter beklemediklerini söylüyorlar. Glassman, “Süper starlar belli koşullarda ortaya çıkarlar. Beysbol oyuncusu Babe Ruth’un da efsane olması için o zamanlar tam doğru zamanlardı” diyor ve ekliyor: “Rowling için de bu geçerli, bir daha yeni bir J.K. Rowling gelmeyecek.” Bunun yerine, bugünün genç-yetişkin yazarları artık daha büyük bir havuzda oynuyorlar, tanıdık bir seyirci kitlesi için çalışıyorlar ve sınırları başka yollarla zorluyorlar. Monti, “Nihayet daha çok fantastik edebiyat basabiliyoruz – ve özellikle bilim kurgu. Önceden ‘çok marjinal’ bulunan yazarlarınkini hem de,” diyor. “Rowling’in kitaplarında ve yakın zamandaki birçok fantastik hit romanda ana karakterler beyaz, heteroseksüel, cinsiyet değiştirmeyen ve eli ayağı tutan kişiler. Edebiyat dünyasında birçok beyaz yazar daha çok çeşitliliğe sahip baş kahramanlar yazmaya başlamış olsa da bunun büyümeye devam etmesi lazım. LGBTQ ve siyahi kahramanları çocukların okumadığı ya da satmadığına dair fikir artık eskide kaldı.” Özetle Harry Potter, bu evreni ele geçirmiş gibi görünüyor olsa da iyi yanından bakarsak, çocuk edebiyatının kapılarını tamamen genişletti. Bunu, artık yapacak iş kalmadı olarak görmek yerine, genç-yetişkin romanı yazarlarının daha geniş bir hayal gücü kapsamına girebilmeleri için bir fırsat olarak görmek, tüm edebiyat sevenler için yeni ufukların kapılarını açacaktır.

(Huffingtonpost)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR