Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Mayıs 2021

Öykü

Dolaş(ma)

Handan Kılıç

Paylaş

4

2


Evde çok daralınca çıktım. Bulutlar yüklü, yağmur ha indi ha inecek; öğlen mi akşam mı belli değil, öyle karanlık bir gün; hayatıma girdiği günün karanlığı adeta. Metroya bindim, kalabalık. Sesler zihnimin içindekiler kadar gürültülü. Kendimi deniz kenarında yürürken bulduğumda yine o durakta indiğimi anladım. Sahile doğru yürürken iki yanında ağaçlardan tak kurulmuş yoldan geçmiş olmalıyım. Yıllar sonra ilk kez yalnız yürüdüğümü sonradan fark ettim. Acı acı gülümsedim. Hafif çiseleyen yağmura aldırmadan epey zaman sahilde yürüdüm. Deniz celalliydi. Dalgalar sesini kıyıya her vuruşta yükseltiyor, üzerine çiseleyen yağmur adeta kızgın bir adamı sakinleştirmeye çalışan kadın edasıyla dokunuyordu denize. Bunu görünce daha da gerildim. Adımlarımı sıklaştırıp ona gösterdiğim ilgi yüzünden kendime söylendim. Hayır hayır, dövdüm kendimi, dalgaların birbirini hırpaladığı gibi. Başımı kaldırdığımda önümde yürüdüğünü gördüm. Çabuk adımlarla ilerliyordu. Antrasit renkli montu üzerindeydi yine. Yağmuru sevmez. Onun saçları kabarmasın diye kaç yıl yağmur altında yürümediğimi düşündüm. Derin bir of saplandı bağrıma. Kıvırcık saçlarına asılsam, tek tek yolsam. Ara sokağa saptı. Her yolun denize çıktığı semtte eski cumbalı evler var. Balkonların altındaki destekler bile ne kadar zarif. Bir desteğim bile olmadı. Bu sefer bir ah saplandı kalbime. Saatime baktım, adımlarını saydım; hızlanmış, kaçıyor benden. Bir kafeye girdi, peşindeydim. Beni göremeyeceği bir masaya oturdum. Yan duvardan gelen matkap sesiyle irkildim. Günün hiçbir saatinde huzur yok. Nihayet ses kesildi, bu sefer ciğer dolusu bir oh. Sustuğunda duyduğum sessizliği sevmezdim. Saatin saniyeleri çekiç gibi inerdi başıma; tik tak, tik tak… Duvar saatine dikkat kesildim, eski bir saatti. Altında sağa sola giden bir sarkaç, ucu ok şeklinde. Çıkarıp yerinden saplasam sırtına, bitse gitse, yasını tutarım, yerini bilirim. Etrafa göz gezdirdim. Burada sanki eskiden başka bir dükkan vardı, sahaf mıydı diye bakınırken hafıza odalarımda dolaştım. Sessiz ve silik görüntüler, vazgeçtim. Şimdi daha otantik tarzda döşenmiş, sevdim. Ortam karanlık, bana uyar. Ensemden yukarı tırmanan hareketlilik canımı sıktı. Ne güneş ne ışık hiçbirini çekemem şimdi. Burada olsa beğenmezdi, eski püskü eşyalar, bitpazarına mı geldik derdi, hep bir huysuzluk, olsun, yine de gülümserdim. Anneannemle babaannemin evini karıştırmışsın, içine de bolca anı serpmişsin sanki derdim. Sonra da yeniden yerleştirip tebdili mekanda ferahlık var diye eklerdim. Umursamazdı. Sadece köşede duran, aynı suyun deveran ettiği havuzu sevmedim; tekrar eden sesler çıldırtıyor beni desem duymazdı. “Tekrar tekrar yaptıklarıyla delirtti zaten,” diye öfkelenince çay getiren oğlandan rica ettim. “Bir müzik falan açın Allah aşkına, şu havuzun sesi ne kötü, üzerindeki plastik nilüferler de olmasa mekân çok güzel aslında.”

Gözüm bir resme takıldı sonra, ne güzel gülümsemiş gözleri, onun gibi. “Patronun işleri abla,” deyip sırıtan çocuğa, “Ne patronu, ne işi?” diye cevap verince üstelemedi. “Gözleme de var abla ister misin?” diye sordu. “İstemez kalsın,” dedim. Kalmadı gitti. Müzik başladı, sevdiğim bir şarkı: “Ben de gönül çektim eskiden, yandı hayatım bu sevgiden. Ne göğsünde uyuttu beni/ Ne buseyle avuttu beni/ Geçti ardından uzun yıllar o kadında unuttu beni.” Falan filan işte, heh derken, “Su sesi bıçak saplamıyordu en azından,” diye söylendim. Gözlerim dolu pencereden baktım. Yağmur hızlanmıştı. Kırmızı bereli bir kız içeri girerken sarı şemsiyesini yere vurdu, sular süet çizmelerine sıçradı. Doğrudan kıvırcığın yanına gitti. Arkasından sessizce yaklaşıp gözlerini kapattı. “Bil bakalım kimim ben?” derken neşeliydi. Kıvırcık gülümsedi, kalktı sarıldı. “Bilirsin yakında kimsin, nesin, kiminlesin öğretirler güzel kız,” diye mırıldanarak çayın parasını bıraktım masaya. Ayakta karşıladı matkap sesi. La havle çektim. Yağmurun altına bıraktım kendimi. Sokakta sadece damlaların birbiri ile yarışırken çıkardığı şıpırtı. İlerledikçe, sokaktaki acele adımlar eksildi, ortalık sessizleşti ama içimdeki uğultu dinmedi. 

YORUMLAR

Deniz Köker

"Derin bir of saplandı bağrıma..... Bu sefer bir ah saplandı" Çok güzel olmuş. Ellerinize sağlık.

25 Mayıs 2021

Deniz Köker

"Derin bir of saplandı bağrıma..... Bu sefer bir ah saplandı" Çok güzel olmuş. Ellerinize sağlık.

25 Mayıs 2021

Öne Çıkanlar

Kadınlardan Bilgece ve Hınzırca 20 SözOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

9 Mart 2025

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Hazırlayan: Fulya KılınçarslanAntik Çağ’ın sonlarına doğru Batı’da, Akdeniz’in neredeyse tamamı Roma İmparatorluğu tarafından kontrol ediliyor ve o bölgede yaşayan topluluklar “Romalılaşma” olarak bilinen etkiyle yeniden biçimleniyordu. II. yüzyıla gelindiğinde bu geniş i..

Devamı..

Osmanlı Mutfağından Ramazan Şerbeti Ta..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024