Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Mayıs 2013

Edebiyat

Elimin altındaki mücevher

Semih Gümüş

Paylaş

37

0


[button]Semih Gümüş[/button] Dergiciliğin nasıl bir tutku olduğunu dergicilik yapmayana anlatmak zordur. Olanaksızdır demek belki daha doğru. Yayıncılığın bir alanı sanılır dergicilik, değildir. Kitap yayımlamaya benzemez. Tyler Brule’nin çekim alanı gitgide genişleyen dergisi Monocle’ın İstanbul’da bir ofis açacağı haberi ve Brule’nin hazır gelmişken yaptığı söyleşilerde dile getirdiği İstanbul ile ilgili düşünceleri meraklılarının gözünden kaçmamıştır. Meraklı olmayana bir şey anlatmaz sanırım –kimdir o!– ama meraklısı için Tyler Brule ve Monocle’ın özel bir yeri var. Conde Nast gibi bir dergicilik devinin savaş alanında Monocle’a açtığı yer, Tyler Brule’ye farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor. Böyle olması da gerekir. Monocle da bağımsız bir dergi. Bakmayın New York’un göbeğinden çıkışına. Bir dergicilik tutkununun, alanındaki bütün birikiminin bireşimi olarak ortaya çıkardığı, yüksek başarısıdır o. Bizde dergicilik bir olgu, bir kavram, bir yaşam biçimi olarak görülmüyor, öyle de yaşanmıyor. Büyük eksiklik. Nedenlerinin bazıları anlaşılır, bazıları bu çoraklığın ürünü. Anlaşılır yanı, ekonomik güçlükler. Hem dergicilik yirmi otuz yıl öncesine göre pahalı bir iş, yani başlangıçta iyi kötü bir para bulmayı gerektiriyor. Hem de dergi satmak zor olduğu için, bir kısır döngü içinde az satışlara mahkûm olan dergilerin kalp kapakçıkları daha baştan arızalı oluyor. Çoraklık, anlayıştan elbette. Bir anlayış çoraklığı, düşünce çoraklığı içinde kavrulageldik. Dergicilik kültürümüz var mı, diye soralım. Olduğunu söyleyemem. Asıl neden, medya holdinglerinin dergilerinde çalışanların, o dergileri kendi çıkardıkları bir dergi gibi benimsemelerinin olanaksızlığı. Yaptıkları işi sevdiklerinden kuşku duyulmaz. Gelin görün ki, ekmek elden su gölden dergi çıkararak bu işin maliyet, dağıtım, satış, tanıtım, okur ilişkilerindeki çetin çaprazları en doğru noktada birleştirmenin canavarın ağzından ekmeği kapmak olduğunun anlaşılabileceğini ve bu müthiş güçlükleri etinde teninde hissetmeyenlerin tam dergicilik yaptıklarını düşünmem olanaksız. Öteki bir iş ve karşılıklı çıkara dayanır. Bir de dergi çıkarıp da bir türlü geleneksel, eski, denenmesi gereksiz biçimler içinde, sonu artık pek olmayan bir anlayışta dergicilik yapan tutkulu dergiciler var var olmasına ama kırık dökük dergicilikten bir kültür yaratılamıyor artık. Örnekleri edebiyat dergileri arasında var. Niçin satılmıyor, sorusuna verilen yanıtlar orada hep topu karşıdakine atarak yanıtlanıyor. Oysa dergicilik, düşünün, bu toplumda en az sayıda kişinin dert ettiği bir iş. Demek yapan altın bulur. Para değil ama benzersiz bir iş yapmanın verdiği benzersiz duyguyu. Tyler Brule, “Dergiler, gazeteler entelektüel dünyanın en kıymetli aksesuarı,” diyor. “Bir Hermes fuları, çantası kadar değerli ve anlamlı bir obje.” Ah bir de bunun farkında olsalar. Medya holdinglerinin sığınıklarında dergi çıkaranlar, kendi kıt olanaklarıyla çıkardıkları dergilerin değerini bilmeyenler, derginin fiyatı bir lira arttığı zaman sorgulayan okurlar... Bakın bir yılda en az kırk bin çeşit kitap yayımlanırken en çok bin çeşit dergi yayımlanıyor. Bizde bir yer edecek kitapların sayısı birkaç binken, hep aklımızda tutabileceğimiz dergi sayısı yüzü geçmez. İşte bu kadar değerlidir dergiler. Notos’a bir gün bile başka bir gözle bakmadım. Ümitsizliğe kapıldığım bir gün de olmadı. Ömrü uzun olur mu, diye düşünmedim. Bağımsız dergi iradecilikten güç alır, diye başlarken irademizin tükenmez olduğundan emindim. Şimdi bakıyorum, Notos gözlerimin önünde bir mücevher gibi. Herkese aynı parıltıyı vermiyor elbette, öyle görünmesini de bekleyemem ama bana öyle görünüyor ya. Elimi üstüne koyduğum zaman... Dergicilik böyle bir duygu.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yunus Emre’nin bilinmeyen şiirleri bul..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ilgaz Gökırmaklı

24 Kasım 2025

Bir Sansar, Ne Kadar İnsandır?

İtalyan yazar Bernardo Zannoni, ödüllü romanı Benim Aptal Niyetlerim'de bir sansarın gözünden inancı, varoluşu ve insan olmanın ağırlığını sorguluyor.Kimin hikâyesi dinlenmeye değerdir? Hangi kahraman, anlattıklarıyla bizi ikna edebilir? Kulak vermeye değer bir “kahrama..

Devamı..

Bir Çocuğun Sessiz Mücadelesi: Jean-Ph..

Şevval Tufan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024