Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Nisan 2026

Hayat

Emperyalist Savaşlara Kitlesel Direnişle Karşılık Vermek

Maryam Alaniz–Samuel Karlin

Paylaş

0

0


ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırgan tutum ve eylemleri bölgesel istikrarı bütünüyle bozdu. ABD’de Trump karşıtı herkesin bu savaşı durdurmak için  sokaklara dökülmesi şart. 

 

ABD ve İsrail tarafından İran’a gerçekleştirilen saldırılar emperyalist bir savaş eylemi. Minab’daki okul saldırısı da dahil olmak üzere İran’ın farklı şehirlerine yapılan saldırılarda şu ana kadar yüzlerce sivil hayatını kaybetti. Bu saldırılar yıllardır İran’a uygulanan sert yaptırımların, ülke içindeki halk protestolarını rejim değişikliğine yol açacak biçimde kullanmaya yönelik CIA girişimlerinin, Aralık ayındaki büyük kitle hareketlerini araçsallaştırılmaya çalışmanın ve İran’ın sahip olduğu, Orta Doğu’daki İsrail ve ABD hakimiyetini zayıflatacak nitelikteki askeri potansiyeli yıpratmak maksadıyla gerçekleştirilen On İki Gün Savaşı’nın son noktası.  

Trump hükümeti İran’ın egemenliğini ortadan kaldırmaya yönelik maksimalist bir gündem izliyor ve bu gündem yalnızca İran’ın nükleer programından vazgeçmesini değil, ayrıca elindeki bütün yüksek menzilli silahları ABD ve İsrail’e teslim etmesini de içeriyor. Talepler aşikâr ancak Trump hükümetinin stratejik bir planının olmadığı ortada. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in suikast sonucu öldürülmesi İran’da rejim değişikliğine yönelik herhangi bir hareketi tetiklemediği gibi halk eskisine oranla birbirine daha fazla kenetlenmiş durumda ve kendini savunmaya çalışan İran, Körfez ülkelerindeki ABD üslerine saldırmaktan kaçınmıyor. 

Bazı analistlere göre ABD’nin stratejik bir plandan yoksun olması, her zaman gizli bir ajandası bulunan İsrail’in elini güçlendiriyor ve İran’a karşı yürütülen saldırıların artarak devam etmesine neden oluyor. Bu da ABD’nin Orta Doğu’daki hegemonyasının azaldığının ve bölgesel güçlerin daha fazla inisiyatif aldığının bir göstergesi. Dini lider Ali Hamaney’in öldürülmesi başlarda Trump hükümeti açısından taktiksel bir zafer olarak görüldü ve Wall Street Journal gibi kimi gazeteler de bu operasyonu öven yazılar yayımlamaktan imtina etmedi ama artık İsrail medyası bile bu operasyonun bir hata olduğunu dile getirmeye başladı. 

İran, her ne kadar bölgede eşsiz bir askeri güce ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü sebebiyle ekonomik nüfuza sahip olsa da, uzun yıllardır devam eden yaptırımlar sebebiyle hâlâ ABD emperyalizmi tarafından ezilen bir ülke. Amerika Birleşik Devletleri’nin Körfez ülkelerinde olağanüstü maliyetlerle inşa ettiği askeri üsleri var. Amerika bu üslerde son teknoloji ürünü askeri teçhizatları ve yüzlerce kişiden oluşan birlikleri barındırırken  sahip olduğu nükleer silahlarla İsrail, bölgedeki ABD varlığını koruyan bir bekçi köpeği vazifesi görüyor. İsrail’in nihai gayesiyse İran’ı devirmek ve bölgenin süper gücü haline gelebilmek. Üstelik bunu gerçekleştirebilmek için ABD aracılığıyla ekonomik savaş usullerine başvuruyor ve son on yılda gerçekleştirilen askeri operasyonlarla İran’ı,  Lübnan’daki Hamas ve Hizbullah ile Suriye’deki Esad rejimi gibi müttefikleri üzerinden yıprattığı bir gerçek. Fakat İsrail’in bu taktiksel ancak stratejik olmaktan uzak eylemleri bile Hizbullah milislerinin Lübnan’daki çatışmalarda hâlâ etkin bir güç olmasının önüne geçemiyor. 

Trump “Destansı Hiddet Operasyonunu” (Operation Epic Fury) başlatırken aynı zamanda İran halkını rejimi devirmeye çağırdı. Ancak ABD tarafından yapılan bu çağrı İran’da herhangi bir karşılık görmedi çünkü dini lider Ali Hamaney’in suikastla öldürülmesi onu şehit mertebesine yükselterek İran’daki ulusal birliği güçlendirdi, hatta sınır ötesinde Pakistan, Keşmir ve Irak’ta ciddi protestolara yol açtı. İran yönetiminin gücünü koruduğunu gören Trump, ara sıra çıkıp İran’ı üstü kapalı da olsa müzakereye davet etse de İran, kendisi egemenliğine yönelik ABD-İsrail saldırıları karşısında taviz vermeyeceğini gösterdi ve savaşı ABD’nin Körfez ülkelerindeki askeri varlığını zayıflatacak biçimde genişleterek dolaylı yoldan da olsa ABD ekonomisine ciddi bir zarar verdi.

ABD ordusunun kendi coğrafyasından ne denli uzakta olduğu düşünülürse bölgede uzun süren bir savaş Trump açısından ters tepebilir. Şu an hem İsrail’in hem de Amerika Birleşik Devletleri’nin elindeki füze stoğu oldukça sınırlı. Bu arada Trump, bölgedeki çatışmayı daha da genişletmeden ABD hakimiyeti algısını korumak ve emperyalist stratejisinin yarattığı gerilimi yönetmek zorunda. Bu gerginlik ABD deniz kuvvetlerini İran’a sevk edememesi nedeniyle daha da belirgin hale geldi çünkü deniz kuvvetleri şu an Karayipler’de. 

Bütün bu zayıflıklara rağmen güç dengesi, hâlâ dünyanın en büyük ordusuna ve önemli bir ekonomik potansiyele sahip olan Amerika Birleşik Devletleri’nin lehinde. Üstelik saldırgan tutumu, uluslararası arenada da destek görüyor. Savaşın ilk günlerinde Arap ülkeleri İran’dan gelen karşı saldırıları engellemek için harekete geçeceklerini açıklarken Avrupalı liderler de sanki ABD ve İsrail’in ortak saldırısına uğrayan İran değilmiş gibi peş peşe İran’ın “saldırgan” tutumunu kınayan açıklamalarda bulundu. Kanada ve Avustralya gibi müttefiklerse her zaman olduğu gibi ABD’nin yanında. Çin ve Rusya, ABD-İsrail saldırısını kınayarak diplomatik açıdan İran’ın yanında olduklarını gösterseler de, emperyalizmle doğrudan çatışmaya girmek istemeyen bu iki ülke için İran faydalı ancak ekonomik menfaatler doğrultusunda harcanabilir bir müttefik olduğundan askeri destek açıklaması yapmadılar. 

ABD kongresindeki Demokratlar arasında Amerika’nın bölgedeki üstünlüğünü koruma ve İran’ı kontrol altında tutuma onuşunda ortak bir mutabakat olsa da, bu mevcut saldırıya destek verdikleri anlamına gelmiyor. Demokratik kurumlar Trump’ın savaş konusundaki yetkilerini kısıtlamak için kongreyi kullandı ancak yetkilerin kısıtlanmasını öngören karar senato tarafından 47’ye karşı 53 oyla, Temsilciler Meclisi tarafından da 212’ye karşı 219 oyla reddedildi. New York Times’ın yayınladığı anketse kamuoyunun tepkisini ortaya koyar nitelikte. Amerikalıların yalnızca %21’i saldırıları desteklerken bu oranın ancak yarısı İran’ın nükleer programını gerçek bir tehdit olarak görüyor ve yine aynı oran içerisinde sadece on kişiden altısı İran’ı bir düşman olarak niteliyor. Kısacası Amerika’da halk, ister demokrat olsun ister cumhuriyetçi, hükümetlerin yıllardır yerleşik bir kanı haline getirmeye çalıştığı “İran’ın kalıcı bir tehdit olduğu söylemini” kabul etmiyor. 

Irak ve Afganistan’daki savaşlardan sonra Amerika’nın kıta ötesi askeri harekatına karşı çıkan ve Trump’ın son seçimlerde başarılı olmasının da zeminini hazırlayan MAGA hareketiyse İran saldırısına tepkili. Hareket içindeki düşünce liderlerinden Marjorie Taylor Greene ve Tucker Carlson’ın açıklamaları ve sosyal medya gönderileri bunun en önemli örneklerinden. Fakat elbette MAGA hareketinin tepkisi enternasyonalizmden değil, İsrail çıkarlarına hizmet eden onca savaş dolayısıyla niçin Amerikalıların bedel ödediği sorusundan ve ABD ordusunun varlık nedeninin yalnızca “gerçek Amerikalıları” savunmak olduğu yönündeki milliyetçi tutumdan kaynaklanıyor. Şu an sokaklarda büyük bir savaş karşıtı muhalefet olmasa da, sürenin uzaması ve kayıpların artması halinde durum Trump için kolayca ters tepebilir ve halkın bazı kesimleriyle arasındaki uçurumu daha da derinleştirebilir. 

Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri’ndeki anti-emperyalist Sol’un, bu emperyalist saldırganlığın üstesinden gelmek için acilen kitlesel eylem çağrısında bulunması şart. Üstelik bu, Trump hükümetine karşı örgütlenen bütün kesimleri bir araya getiren bir hareket olmalı. No Kings protestoları etrafında örgütlenenler, Filistin’e Özgürlük Hareketi, ICE eylemlerine karşı örgütlenen sivil toplum kuruluşları ve aşırı Sağ’ın zihniyetine karşı çıkan herkesin bu kitlesel eylemlerin bir parçası olması gerek. ABD’nin İran halkına yöneltmiş olduğu bu emperyalist saldırganlık karşısında sokaklarımızda, okullarımızda ve iş yerlerimizde emperyalizm karşıtı bir hareket başlatmalıyız. Emek, emperyalizmi durdurmak için stratejik bir güce sahip olduğunun farkına varmalı ve bu konuda öncü rol oynamalı. Bu açıdan bakıldığında Sosyalist Sol’un, Trump hükümetinin ve kongrenin emperyalist saldırganlığına karşı bir denge unsuru olarak konumlanması ve İran’ın kendi iç gündeminden bütünüyle bağımsız kalmak kaydıyla, ABD ile İsrail’in askeri açısından yenilgiye uğratılmasını savunan, sınıfsal bir perspektif geliştirmesi çok önemli. 

 

Çeviren Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ferit Edgü ve Sanat Yazını Üstüne NotlarErhan Sunar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

3 Temmuz 2025

Rebecca Solnit, Bana Bilgiçlik Taslaya..

Her bölümde şiddete uğrayan kadın hikâyeleri, kanıt ve yorumlarla sunuluyor, çözüm aranıyor.Çevirmen Asude Küçük’e teşekkür ederek başlamak istiyorum. Kültürü ve metaforları başka bir dünyaya ait olsa da derdi evrensel, zorlu bir kitabı öyl..

Devamı..

Sylvia Beach, Nazilere Meydan Okuyan K..

Katie Tobin

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024