Etkisi Yirmi Yıldır Değişmeyen Titanik
29 Aralık 2017 Kültür Sanat Sinema

Etkisi Yirmi Yıldır Değişmeyen Titanik


Twitter'da Paylaş
0

Yirmi yıl önce Titanik filmi vizyona girdiğinde Hollywood’daki en yaygın görüş bunun ekonomik bir hayal kırıklığıyla sonlanacağıydı. James Cameron’ın uzun süredir planladığı film milyonlara mal olmuştu. Filmi çekme aşaması da planlanandan daha uzun sürmüştü. Sonuç olarak ortaya üç saati aşkın süren bir film çıkmıştı. Filmin yapımcılığını üstlenen Fox ve Paramount yapım şirketleri sürenin kısaltılmasını önerdi. Fakat Cameron’ın cevabı, “Eğer filmimi kısaltmak istiyorsanız önce beni kovmalısınız. Beni kovmak için de öldürmeniz gerekiyor,” oldu.

Tüm bu sorunlara rağmen ortaya çıkan sonuç hepsine değdi. Cameron, kendisi dahil herkesin gişede bir fiyasko yaşanacağına inandığını söyledi. Elbette bu tahminin tersi oldu ve film, dünya çapında iki milyar kişiye ulaştı.

Titanik, izleyicilerin daha önce deneyimlemedikleri bir filmdi: Görsel efekt şöleni, yüksek aksiyon sahneleri, romantizm patlaması… Film adeta bir roman gibiydi. Hepsinden öte, Cameron gerçekte yaşanmış bir hikâyeyi, dünyanın en ünlü gemi kazasını alıp iki yıldızın (Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet) canlandırdığı trajik ve dokunaklı bir aşk filmine dönüştürmüştü. Üstelik tüm bu trajediye rağmen filmin sonu bir nevi mutlu bile sayılabilirdi.

Peki, Titanik’i izlemeye değer yapan neydi? Gişede nasıl böyle büyük bir meblağa ulaşabilmişti? Bunun bir sebebi insanların bu filmi tekrar tekrar izlemekten çekinmemeleriydi. Son bir saatin yoğunluğuna, Jack’in suyun içinde olduğu sahnelerde o soğuğu kendi bedenlerinde hissetmelerine rağmen tüm bunları tekrar tekrar yaşamaktan vazgeçmediler.

Bu hikâyenin gerçek sonu ise biraz daha geç yaşandı. Olayın üstünden yıllar geçtikten sonra artık yaşlanmış olan Rose (Gloria Stuart), Jack’e son kez elveda dedi ve uykuya yattı. Bunu onun ölümünün bir metaforu olarak düşünebilirsiniz.

Yirmi yılın ardından, filmin sonunun hâlâ nasıl bu kadar etkileyici olduğunu anlamak zor. Cameron Jack’i önce öldürdü sonra onu tekrar sahneye çıkardı. Seyirci bu olanların hiçbirini garipsemedi. Evet, Rose ve Jack’in bir araya gelmesi bir hayalden ibaretti ama Cameron bize aşkın bulunup kaybedildiğini ama hiçbir zaman unutulmadığını göstermiş oldu.

Tüm bu büyüleyiciliğin ötesinde, kurulan tablo Titanik’i bu kadar etkileyici yapan özelliklerin de kanıtı niteliğinde. Cameron’ın gemiyi her detayıyla bu kadar ince tasarlamış olması filmin sonuna doğru yıkılan her bir noktayı daha da trajik kılıyor. Geminin farklı katlarını göstererek dönemin sınıf algısını tüm netliğiyle anlatıyor. Farklı sınıflardan iki gencin aşkını daha da dramatikleştiriyor. Rose’un son hayalinde her şeyi eskiden olduğu gibi görüyoruz. Mürettebat ve yolcular yerlerini almış, kendisi yine şık bir elbise giyiyor. Eski nişanlısı Cal ortalıkta yok ve Jack onu merdivenlerin yanında bekliyor.

Çeviren: Deniz Saldıran

(David Sims, The Atlantic)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR