İnandırıcı ol. Ne kadar tuhaf olursa olsun okurun hikâyemize inanmasını bekleriz.
Yazma sanatı birbirinden büyülü sözcükleri bir araya getirip bir bütünlük oluşturma ve bunu güzel bir edimle gerçekleştirme ustalığıdır. Bu büyülü sözler kimi zaman bir kazı çalışması gerektirecek ölçüde iç içe geçmiş, kimi zaman paleografik bir beceriyle kendisini tanılamaya hazır ve nazır bekler. İster yazarlık yolculuğuna yeni adım atmış isterse deneyimli bir yazar olun, bir araya getirdiğiniz sözcükler okurundan güncel ya da eskimiş yapısına karşılık özenle okunmayı ve tahlil edilmeyi bekler. Büyülü gerçekçiliğin usta kalemi Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez yeniyetme yazarların izleyebileceği dokuz patika öneriyor:
1. Bildiğin şeyi yaz. Acemi yazarlar genellikle pek de aşina olmadıkları temaları seçip peşlerinden gitmeye eğilimlidir. Okurun ruhuna dokunmak ve metni işlerken olabildiğince rahat hissetmek için deneyimlediğimiz bir dünyayı yazmak önemlidir.
2. Hayattan, hayatından hatta çocukluğundan ilham al. Yazmaya hazırlandıktan sonra boş sayfaya öylece bakarken bulabiliriz kendimizi. İlham perileri hayatın içinde, en çok da deneyimlerimizde ve her bir deneyimin özgünlüğünü koruduğu çocukluğumuzda yatar.
3. En önemlisi ilk paragraf. Okuru metne çekmek ve merak duygusu uyandırmak en çok ilk paragrafın görevi. Okuru uykudan uyandırır gibi yakalamak ve işlediğimiz metne çekmek adına önemli bir adım.
4. Uygun ânı ve iyi bir ruh halini kolla. Yazmak için masanın başına geçtiğimizde duygularımız ve düşüncelerimiz zihnimizi işgal edip yazmamızı engelliyorsa en iyisi yazma edimini başka bir zamana bırakmak olabilir, bunun için suçlu hissetmemize de gerek yok.

5. Okuru büyüleyecek olan sihirdir. Olağandışılığı yakalamak, gündelik hayatın içinden aldıklarımızı gündeliğin dışına çıkarmak da önemlidir ve bunu başaracak olan sözcüklerdir. Hepimizin bildiği gibi: Sözcükler sihirlidir!
6. Hikâyenin seni sıkmasına izin verme. Yazmak tutkulu bir edimdir. Yazarken bunaldıysak en iyisi işi bir kenara bırakmaktır. Okurlar bu can sıkkınlığını satır aralarında fark eder. Onların istediği sürükleyici bir hikâye anlatmamızdır.
7. Tekniği bir kenara bırakma. İlham perilerinin ve sezgimizin bize yol göstereceği doğrudur. Ancak teknikten bihaber bir metin kaos eseri olabilir. Dengeyi tutturmak -gerekir.
8. İnandırıcı ol. Ne kadar tuhaf olursa olsun okurun hikâyemize inanmasını bekleriz. Örneğin bir karakter yaratırken antropolojideki emik yaklaşımla, belli bir grubun bakış açısından yazma tekniğine benzer şekilde karakterin dilinden yazmamız gerekir.
9. Vakti geldiğinde bitir. Her şeyin bir sonu vardır. Hikâyemizin de öyle. Uygun olduğunda bitirmemiz gerekir. Bu ânı belirlemek tekniğimizin ve sezgimizin sesiyle mümkündür.






