Yüz Yıllık Yolculuk
16 Aralık 2015 Edebiyat Kültür Sanat Şiir

Yüz Yıllık Yolculuk


Twitter'da Paylaş
0

Lawrence Ferlinghetti hep Beat Kuşağı yazarları ve şairleriyle birlikte anılsa da bu grubu düzenli olarak bir araya getirip yapıtlarını yayımlamanın dışında Beat ile bir yakınlığı yok. Lawrence Ferlinghetti’nin ilk kitabı Pictures of the Gone World (1955, Yitmiş Bir Dünyanın Resimleri) ilk baskıda yer alan yirmi yedi şiire on sekiz yeni şiir eklenmiş olarak bu yıl yirmi birinci baskısını yaptı. Altmış yıldır kitapçı raflarından eksilmemiş nadir şiir kitaplarından biri. Rafların demirbaşı iki yapıt daha var, biri Allen Ginsberg’in ilk kitabı Uluma (Howl), ötekiyse yine Ferlinghetti’nin ikinci şiir kitabı A Coney Island of the Mind ki bu kitap bir milyonu aşan satışıyla son elli yıl içinde ABD’de en çok satan şiir kitabı unvanına sahip. Üç kitabın da yayıncısı City Lights. Yayınevinin sahibiyse Lawrence Ferlinghetti. Şair, ressam, düşünsel anarşist, sıkı aktivist Ferlinghetti doksan altı yaşında ve hâlâ ayakta. San Francisco’yu, okumayı sevenlerin kenti katına çıkaran City Lights ise kitabevi olarak altmış ikinci, yayınevi olarak altmışıncı yaşını kutluyor bu yıl. Ferlinghetti birkaç yıldır kitabevine uğramıyor, aklı daha çok San Francisco’nun özel bir kent olmaktan çıkıp özenti bir kente dönüşmesine nasıl engel olunabileceğinde. Sabah yürüyüşleri sırasında rastladığı gençlere günaydın dediğinde yüzüne bakılmamasından yakınıyor. Silikon Vadisi’ne akın edip iş tutmuşların az kuzeye uzanarak kente yayılmasıyla sonradan görme kültürünün de baskınlaştığı kenti bir ölçüde yaşatabilmek için bir vakıf bile kurmuş: San Francisco’yu Kurtarma Vakfı. Vakıf aktif olarak çalışmasına karşın kentin kendini yok etmesine karşı durmak güç. “Sonsuz Yaz” biteli yıllar olmuş, çiçek çocuklarının çoğu toprağa ya da kent dışına göçmüş, hippilerden boşalan yerlere hipster’lar yerleşmiş, kahvelerde değil esrar, sigara bile içmek yasak artık. Kiralar ateş pahası. Tahta konaklar yıkılıp yerine beton kuleler çıkılmakta. Kısacası İstanbul’a koşut bir gidişi var San Francisco’nun. Ferlinghetti ise otuz yıl önce yerleştiği mütevazı evinde Alcatraz Adası’nı ve adaya durmaksızın turist taşıyan feribotları seyrederek bildiğini okumayı sürdürüyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Fransa’yı komşu kapısı yapmış her Amerikalı sanatçı gibi o da 1948’de dört yıllığına Paris’te konaklamışken gönül indirdiği ressamlığı hız kesmeden sürdürüyor. Ferlinghetti’nin soluduğu Paris havasının daha bir okul koktuğunu da söylemek gerekir bu arada, çünkü çoğu Amerikalı çat pat Fransızcalarıyla Paris’i yaşamaya çalışırken Ferlinghetti daha çocukluğunda Fransız asıllı teyzesinden öğrendiği mükemmel Fransızcasıyla kente iniyor, Sorbonne’a girip modern şiirde kent simgesini irdelediği bir tezle çıkıyor okuldan. Şiire erken bulaşmış olmasına karşın sanatçılığı resimle başlıyor Ferlinghetti’nin. Şiir ağırlığını sonradan koyuyor ve 1970’lerden beri neredeyse iki yılda bir yeni bir şiir kitabıyla çıkageliyor şair. Fransa yolculuğu öncesinde, Columbia Üniversitesi’nde İngiliz dili ve edebiyatı okurken hazırladığı iki master tezinden biri İngiliz sanat eleştirmeni John Ruskin, ötekiyse ressam Turner üzerine. Tam da o dönemde New York Soyut Dışavurumcularının ortaya çıkmasıyla onlardan etkilenerek başladığı soyut çalışmaları zamanla figür ağırlıklı tuval resimlerine dönüşüyor. 1960’larda radikal söylemleriyle dikkat çeken Fluxus akımının neferlerinden biri olarak da bilinen şair, görsel sanatını bu koldan da götürüyor. Sözcükler boyuyor halen sürdürdüğü Fluxus serilerinde. İğneleyici sözler karalanmış iç çamaşırları: “Erkeklerden nefret ederim”, “Göçmen Kamyonu”, “Bu akşam benimle flux’lamak ister misiniz”, “Eşcinselim”, “Eşcinsel değilim”. Kirli iç çamaşırları. farukulayic2

Beat Kuşağı

Lawrence Ferlinghetti hep Beat Kuşağı yazarları ve şairleriyle birlikte anılsa da bu grubu düzenli olarak bir araya getirip yapıtlarını yayımlamanın dışında Beat ile bir yakınlığı yoktur. Beat kuşağı denince akla ilk gelen adları sayalım: Allen Ginsberg, Jack Kerouac, Gary Snyder, Gregory Corso, Michael McClure, Neal Cassady, William S. Burroughs, Diane di Prima. Kısa ömürlü olan ve beş altı kişi dışında üyeleri değişen grup, İkinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle birlikte aşırı materyalizme kucak açarken formalist eğitimi ve dogmacı değerleri genç akıllara kazımayı iş edinmiş, dahası, sınıf ve ırk ayrımı güden Amerikan kültürüne dur diyebilmek için argonun özellikle öne çıkarılmasıyla iyice kabalaştırılmış bir güncel dil kullanarak yazmaya başlar. Bu çabanın ilk örneği, City Lights’ın “Cep Şairleri Kitapları” dizisinin dördüncü kitabı olan Uluma’dır. Kapak tasarımının basitliğinden karton kapaklı bir şiir kitabı olmasına değin halka yakın bir yapıttır Uluma. Adı üstünde, uluyan bir şiirdir. Hırçın dillidir ve yüksek sesle okunmaya davet eder kendini. Kızgın bir çığlıktır ve o döneme göre açık saçıktır, aklını cinsellikle bozmuştur, eşcinselleri ve her kesimden azınlığı önemser, bu toplumda yaşamak ancak dumanlı kafayla olur der ve her türlü uyuşturucu kullanımını destekler. Kitap yayımlandığı gibi muzır yasasına takılır ve yasaklanır. Ama Ferlinghetti olayların bu yönde gelişeceğini tahmin ettiği için sivil toplum örgütlerini çoktan uyarmış, avukatları ayaklandırmıştır. Uluma yargılanır ve kimse beklemezken aklanır. Uluma’yla birlikte Lady Chatterley’in Âşığı, Ulysses, Lolita gibi yasaklı yapıtlar da temize çıkarken gençlik Beat Kuşağı’nı kucaklar. Altkültür kısa bir süre için anaakım kültürü zorlamaya başlar. Kerouac’ın Yolda’sı (On The Road) yayımlanır ve tapılan yapıtlar arasına girer. William S. Burroughs’nun Çıplak Şölen’de (Naked Lunch) sözünü ettiği interzone mitik bir dünya olarak kalmasın diye LSD yardıma çağrılır. Beat Kuşağı, yazının ve her türlü sanatın New York’suz yapamayan merkezine karşıt bir merkezi San Francisco’da kurar. Psikedelik yaşam, performans sanatını aratmayan şiir okuma akşamları, Vietnam Savaşı, savaş karşıtı yürüyüşlere katılmalar, Budizm, mantralar derken hızlı yaşamak etkisini gösterir. Beat üyelerinin ömrü kısa sürer, onların sahneden ayrılmasıyla birlikte kültürel devrimin de feri söner. Geriye “... çocuklara göz kulak olayım diye hep ayık olmak zorunda olan...” Ferlinghetti kalır. Yazdığı şiir liriktir, hikâyeler anlatır; doğadan, özellikle denizden söz eder. Denize olan sevgisi yüzünden askerliğini denizci olarak yapmıştır. Hiroşima’yı atom bombası atıldıktan altı hafta sonra görmek onu sert bir pasifiste dönüştürmüş ve bu pasifizm de şiirine işlemiştir. Sokaktaki insanın çıkmazdaki yaşamı ve her derde şifa olarak reklam edilen demokrasinin bu insanları hiçe saymasını da konu edinir ki bu şiirleri bir düşünsel anarşistin lirik denemeleri olarak da okunabilir. farukulay3

City Lights’tan iki yeni kitap

Başa dönelim ki sona gelebilelim. Yayıncılığın altmışıncı yılına ve kutlamalara. Yayıncı bir yazar bunca yıldır girdiği her savaştan açık alınla çıkmış olmayı elbette yeni bir çift kitapla kutlayacaktır. Kitapların ilki Mayıs ayında çıktı bile: I Greet You At The Beginning Of A Great Career: The Selected Correspondence of Lawrence Ferlinghetti and Allen Ginsberg, 1955-1997. Ferlinghetti ile Ginsberg’in kırk iki yıllık mektuplaşmalarından geniş bir seçkiyi içeren kitap adını Ferlinghetti’nin Ginsberg’e yolladığı bir telgrafta yazdıklarından alıyor. 1955 yılında, San Francisco’daki Six Gallery’de Uluma ilk kez okunurken Ferlinghetti de seyirciler arasındadır, eve döndüğünde ilk işi Allen Ginsberg’e bir telgraf çekmek olur: “Görkemli meslek hayatın başlarken seni tebrik ederim. Uluma dosyasını ne zaman alıyorum?” Uluma bir yıl sonra City Lights tarafından yayımlanır. Mektuplar Ginsberg’i haylaz bir şair olarak tanımış hayranları için hazine değerinde. İki yakın arkadaşın konuşmalarıyla başlayan mektuplar yavaş yavaş bir yayıncı-yazar ilişkisine dönüşüyor, iş konuşmaları ara ara ciddi kaygıların dile getirilmesiyle kesiliyor. İkinci kitabınsa eli kulağında. Writing Across the Landscape: Travel Journals, 1950-2013, Eylül ayında yayımlanıyor. Bu kitapta da altmış yıla yayılmış çok sayıda yolculuktan izlenimler var. Alman denizaltılarını avlamakla başlayıp ABD’nin doğusundan batısına, Fransa’ya, Küba’ya, Endülüs’e, Haiti’ye, Sibirya’ya, Meksika’ya, Fas’a uzanan bir manzarada, bu kez yazarın politik görüşlerini dinleyip seyrederken karşımıza çıkan kişiler: Ezra Pound, Octavio Paz, Ernesto Cardenal, Pablo Neruda, Yevgeni Yevtuşenko ve elbette Beat Kuşağı üyeleri. Metinlerin arasına Ferlinghetti’nin yolculukları sırasında çizdiği desenlerin de serpiştirildiği beş yüz sayfalık bir kitap. Lawrence Ferlinghetti neredeyse yüz yaşında ve hızını kesmeden yol almakta.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR