Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Haziran 2020

Öykü

Göç

Saliha Samanlı

Paylaş

4

4


Nenem, ömrümün kısacık olacağını ben daha doğmadan sezmişti. Hep beraber yola çıkacağımız sabahın gecesinde, pencerenin kenarında bağdaş kurmuş, dudakları mırıl mırıl, yaklaşan felaketin boğucu sıkıntısını def etmeye çalışırken annem yanına geldi, “Ör artık saçımı,” dedi, “zamanı geldi.” Başındaki çemberi ensesine doğru sıyırdı. Gürdü saçları, siyahtı. Oturduğunda upuzun bukleler yerde, kalçalarının hemen arkasında büyükçe bir kara tepe oluşturmuşlardı bile. Nenem, yarı yola kadar düşmüş beyaz çemberi yavaşça çözüp kurtardı. Saçları üç parçaya ayırdı: birini sağa birini sola attı. Gökyüzünde neredeyse hiç bulut yoktu. Pencereden giren ay ışığı annemin gerdanından süzülüp nenemin kıvrak, becerikli ellerine süründü. O ellerin dokunduğu saçlarda durgun denizine kavuştu, ışıltılar oluşturdu.

“Başını öne eğ Veger.” Annem başını karnına doğru indirdiğinde beni görür gibi gülümser olmuştu son zamanlarda. Biz bakışırken nenem, saçları kökünden sıkıca düğümlemişti. Saçlar o kadar asi ve çoktu ki örülebilmesi için sıkı bir düğüm şarttı. Bu dünyadaki en uzun ve güçlü saçlar anneminkilerdi. Usulüne uygun, sımsıkı örüldüğünde onu ancak kışın esen çok sert rüzgârlar yerinden oynatabilir. Bu yüzden yaz mevsimini pek severim. Sabaha karşı esen hafif tan yeli onu yerinden kımıldatabilir ama yeterince güçlü olmadığı için benden çok uzaklaştıramaz. Rüzgârın ritmiyle sağa sola gidip gelen örgü sayesinde bedenimde bir sıcaklık duyar gibi olurum, hissedemem, sessizce isterim.

Onun bana ilk kez ne zaman dokunduğunu hatırlıyorum. Yola çıktığımızın altıncı gününde, annemin rahminden dışarı çıkmak istediğimi uzun ve kuvvetli sancılarla göstermeye başladığım saatlerde nenem, gelmek istediğimi herkesten önce anlamıştı. Yıllar önce o da kızını bir dönüş yolunda doğurduğu için “Veger” demişlerdi anneme, dönüş. Bu yüzden nenemin bilgeliği yaşından değil, tekrar eden kederinden geliyor.

Doğmam gereken vakitten çok önce ama günün en güzel saatinde sabaha karşı dünyaya geldim. Annemle aramızdaki ilk ve en sıcak bağı kestiklerinde cılız sesim yol arkadaşlarımızı etrafıma toplamaya yetmişti. Herkes bana bakıyordu. Bazıları bana acıyor, bazıları kızıyordu. En korunaklı olduğum yerimi terk edip aralarına düşmüştüm. Acımalarını anlayabiliyordum; bir daha asla geldiğim yerin huzurunu bulamayacaktım, üstelik titriyordum karşılarında ve çırılçıplaktım. Öfkelerine ise ilk anda bir anlam verememiştim. Sonraları üzerine uzun süre düşününce onlara geride bıraktıkları evlerini, hayatlarını hatırlattığım için bana kızdıklarını fark ettim. Bir bakıma kendi küçük, savunmasız, soğuk bedenimi onlara ayna olarak tutuyordum, bana bakıp kendilerini görüyorlardı; ben vardım, onlar vardı, akıp giden bir hayat vardı ama umut yoktu. Bana isim bulmakta hiç zorlanmadılar böylece. Kafiledeki kısa bir istişarenin ardından annemin de onayıyla oracıkta “Hevi” dediler bana, umut. Köyümüzde neden o kadar fazla “Hevi” isminde çocuk, genç, yaşlı olduğunu o zaman anladım; hayatta en eksik olan daima, en çok dile düşendi. Ben de kendini cömertçe sunan kanıksanmış bir eksikliğin içinde var olabilmiştim, onun sayesinde bir adım vardı artık, çağrılabilecektim.

Annemin yorgunluğu dinip benim de karnım doyunca günün ilk ışıklarıyla yeniden yola koyulmak için ayaklandık. O zaman nenem, günler önce ördüğü el emeği, uzun saçları bir hamlede kökünden kesti. Uzun urganı, annemin küçülmeye başlamış ama hâlâ sıcak olan karnından dolayıp omzundan geçirdi. Beni de başımı sağa çevirdikten sonra, annemin sırtına örgünün geri kalanıyla sımsıkı bağladı. Nenem bütün bunları aylardır defalarca zihninde tekrarlamış olduğundan işinde ustaydı. Artık yol için hazırdık. İşte bu, onun kalın örgüsünden kurtulmayı başarmış kısa tellerini, yanağımda gidip gelen tatlı, ılık bir kaşıntı gibi hissettiğim ilk andı.

Böylece kaç gün yürüdük, kaç kez mola verdik hatırlamıyorum. Hatırlayabildiğim tek şey, zayıf bedenimin çok üşümesiydi. Soğuğa dayanabildiğim tek yer, örgüyle çepeçevre kavranmış halde hareket etmemin mümkün olmadığı biçimde annemin sırtında geçirdiğim zamanlardı. Başım sola çevrilmişken ince saç telleriyle temasım az olurdu çünkü nenem daima düğümü sağ tarafta tamamlardı. Öyle olunca, düğümden çıkan saçların yanağıma ulaşabilmesi daha kolay olurdu. Bir de rüzgâr tabii… O olmasa titremelerim çok uzun sürerdi, eminim. Onun bir anda ortaya çıkıp uzun kısa saçları yüzüme gözüme doğru harekete geçirmesi tüm bedenimi ısıtırdı, ölümümü birkaç gün de olsa ertelerdi. Aslında rüzgâr, ölüler için de yaşayanlar için de hep vardı. Kalbimin yola dayanamadığı, sessiz sedasız annemin sırtındayken öldüğüm gün de vardı rüzgâr. Saatlerdir solumuyordum. Yürüyorduk. Annemin sırtında soğumuş ve katılaşmıştım. Mola vakti gelip de beni saç urgandan kurtarmaya çalıştığında nenem fark etti öldüğümü. Bir an herkes bana baktı. Acıma ve öfke kafilemizin bakışlarında iç içe geçmişti yine. Bu defa ikisinin de nedenini kavrayabiliyordum. Beni gömmek için en uygun yeri bulduklarında, işte o zaman da görmüştüm rüzgârı; nenemin mırıl mırıl kıpırdanan dudaklarına değip annemin kısacık saçlarını karıştırıyordu.

Aylardır buradayım, beni gömdükleri yerde. Mezarımın üzerine bulabildikleri en ağır taşı koyup ona bağladıkları saç urganı toprağımın üzerine boylu boyunca uzattıkları yerdeyim. Hareketsizim. Başım sağ ya da solda değil, dümdüz ortada. Üşümüyorum, hissetmiyorum. Yalnız bu mevsimde sabaha karşı esen tan yeli, örgüyü toprağımın üzerinde sağa sola yavaşça hareket ettirdiğinde bir zamanlar göbek deliğimin olduğu yerde, karnımda tatlı bir kaşıntı duyduğuma eminim. Bu kaşıntı şiddetli bir şey uyandırıyor içimde, bilmek isterdim. Acaba annem yeniden saçlarını uzatmış mıdır, çok merak ediyorum.  

YORUMLAR

Mehmet Yakut

Çaresizlikte kötülüğün kokusu var. Yüreğine sağlık

24 Haziran 2020

Zümrüt Özgüler

Kurgu, anlatım sade ve içten. Güzel bir öykü . Kaleminize yüreğinize ilham.

24 Haziran 2020

Merih Nesrin Yalçın

Çok güzel, yüreğinize sağlık

24 Haziran 2020

Fadile Yıldız

Güzel ve içten bir anlatımı var, ben beğendim. Teşekkürler

29 Ağustos 2020

Öne Çıkanlar

Edebi Sonsuz: AlefMaurice Blanchot
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Özge Kılıçoğlu

19 Mayıs 2026

Booker İtibar mı Kaybediyor?

Jüri başkanı Roddy Doyle 153 başvurudan sadece 31’inin ciddi bir tartışmaya değer olduğunu söyleyerek birçok başvurunun “kalitesizliği”ni eleştirmişti.Sürekli takip ettiğim ve merakla beklediğim edebiyat ödüllerinden olan Booker ve Uluslararası Booker’a inancım 2025’te bi..

Devamı..

Cassandra: Çırpınış

Özlem Kaplan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024