Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Nisan 2024

Kitap

Hatice Demir: "Turnanın yeni bir yüzü olsun, kitabı okuyanlar için yeni çağrışımlar yaratsın istedim."

Ada Demir

Paylaş

0

0


Günümüz çocuklarının içinde de Güneş’e benzeyen, aileleri tarafından sevgi ve incelikle büyütülen çok fazla çocuk var.

Ada Demir: “Turnalara rahatsızlık verilmez... Rehberdir onlar, bu dünyada vaktini tamamlayanlara yol gösterirler. Bastıkları toprağa bereket, uğradıkları yere huzur getirirler.” Çeşitli dinlerde, mitlerde ve inanışlarda özgürlükle simgelenen turna kuşunu, Günlerden Bir Gün adlı ikinci kitabınızda yol gösterici olarak sembolize ediyorsunuz. Göçmen bir kuş türü olan turnayı bu romanın merkezine yerleştirmenizdeki özel neden/nedenler nelerdir?

Hatice Demir: Romanda ölümü “göç ediş” olarak ele aldığım için bu durumu besleyecek bir göçmen kuş seçmem gerekiyordu. Turna kuşu dünyanın birçok yerinde çeşitli anlamlarla çağrılan bir kuş fakat yol gösterici olarak sembolize edildiği bir inanış yok. Özgünlüğü ve yaratıcılığı önemsiyorum. Bu nedenle turnanın yeni bir yüzü olsun, kitabı okuyanlar için yeni çağrışımlar yaratsın istedim.

hatice demir günlerden bir günAD: Akasyalı Meydanın Çocukları ve bu kitabınızda ortak olan noktalardan biri hikâyenin köyde geçmesi. Kurgularınızı büyük kentler yerine, doğada, kırsal yaşamda ve köy atmosferinde oluşturmanız bir tesadüf mü? Yoksa bir yazar olarak size daha sahici gelen, anlatması daha kolay olan şeyler mi var orada?

HD: İki kitabımda da ağaçlarla, çiçeklerle, kuşlarla konuşan insanlar var. Gecenin bir vakti zorda kalınca komşusunun kapısını çalan insanlar, bir diğerinin varlığını, acısını önemseyen insanlar var. Bunların olmadığı bir dünyayı çocuklara sunmak istemiyorum. Bir sonraki kitabım şehirde ya da farklı bir gezegende geçebilir. Fakat yer neresi olursa olsun orada yaşayan insanlar, yaşanan olaylar yine incelikler üzerine kurulu olacak.

AD: Çocuklara anlatılmaktan özellikle kaçınılan konulardan birisi de ölüm. Günlerden Bir Gün’de bu konuya hem Güneş hem de Umut sayesinde değiniliyor ve çocuklarda ölümün yansımalarını hissedebiliyoruz. Edebiyat ve sanatın diğer dallarının şüphesiz ki böyle kritik bir işlevi var. Hem bu hassas konuları işleyen bir yazar hem de eğitimci olarak, sizce böylesi zor konular çocuklarla nasıl paylaşılmalı, nasıl konuşulmalı?

HD: Çocuklar yaşadıkça büyüyorlar ama sadece kalplerine dokunan deneyimlerle olgunlaşıyorlar. Konu çocukların anlaması için zor bir konu fakat birçoğu kaybı yaşıyor. Kitap aracılığıyla o çocukların omuzlarına dokunmak istedim; yalnız değilsin demek istedim, seni anlıyorum demek istedim. Çocuklara nasıl anlatılır kısmı uzmanı olduğum bir konu değil ama bir eğitimci olarak her çocuğun bunu farklı şekillerde deneyimleyeceğini biliyorum.

AD: Güneş çok hassas, aynı zamanda çok da duyarlı bir çocuk. Güneş’in Gün’le ve doğayla olan konuşmaları, arkadaşlarıyla olan ilişkilerini günümüz çocuklarının çevreleri ve doğayla olan ilişkileri ile karşılaştırdığınızda neler söylemek istersiniz?

HD: Aslında burada belki de yetişkinleri karşılaştırmamız daha doğru olur. Güneş’in büyüdüğü çevre, anne ve babası, anneanne ve dedesi, arkadaşları ve komşuları Güneş’i beklendik şekilde şekillendiren unsurlar. Güneş’in şansı ona sunulan bu sevgi ve inceliği deneyimleyebileceği bir dünyada yaşamış olması. Günümüz çocuklarının içinde de Güneş’e benzeyen, aileleri tarafından sevgi ve incelikle büyütülen çok fazla çocuk var. Fakat bu çocukların şanssızlığı artık bunu yaşayabilecekleri bir dünyanın olmaması, gitgide bunu paylaşabilecekleri kişilerin azalması…

AD: Sayfalarda ilerledikçe, sizin anılarınıza da yolculuk ettiğimizi hissettim. Anılarınızı romanın içine katmak, kurmaca bir metne gerçek hayatı serpiştirmek nasıl hissettirdi?

HD: Anneannem ve dedemi, oldukları kişi olarak, kendi yaşamım için bir armağan olarak görüyorum. Kitabı, onlara duyduğum sevgi, özlem ve vefayla yazdım. Sadece anılarımı aktarmak isterdim ama kitabı okuyacak çocuklar için ölümü farklı bir şekilde ele almam gerekiyordu. Onun dışında gerçekten üçüncü sınıfa kadar okulun bahçesindeki o lojmanda yaşadım. Bayan İbikli ve Topaç gerçek. Mantar avı ve zeytin maceraları, masallar ve korku hikâyeleri gerçek. Dedem gerçekten felç geçirdi ve iki yıl bir divanda yaşadı. Ara ara pencereden dışarı bakar, portakal ağacıyla konuşur ağlardı. Anneannem dedemin kaybından sonra fesleğenlere su verir, onlara dedemi anlatırdı. Aslında kitabın büyük bir kısmı anılarıma dayanıyor, sadece bazı kısımlara kurmaca olaylar serpiştirdim.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Emrah Polat: “Hayatta olduğu gibi roma..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

E. O. Ekşioğlu

17 Ağustos 2025

“İkinci El Atomlarınız Değerinde Alını..

Dört milyar yıllık biyolojik yaşam göz önüne alındığında, vücudunuzda sadece benden ve Dünya'daki diğer herkesten değil, aynı zamanda milyonlarca yıl önce yaşamış dinozorlardan bile miras kalan atomlar var. Evet, yanlış duymadınız; yaşamınız boyunca kullandığ..

Devamı..

Studio Ghibli’nin Animasyonlarını Niçi..

Zoe Crombie

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024