Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Kasım 2021

Edebiyat

Önemsiz Görünen Ayrıntılar Yaşamları Değiştirmeye Yetiyor

Kadir Işık

Paylaş

3

0


İlişkilerin kırılma noktası basit gibi görünen sıradan bir olay üzerinden veriliyor.

Aziz Avcı’nın ilk öykü kitabı İnceldiği Yerden Başlamak kısa cümlelerden oluşan, yalın anlatımıyla okuru çeken, anlaşılır ve katmanlı öykülerden oluşuyor. Aile, evlilik, arkadaşlık, dostluk bağlarına farklı bir gözle bakma, ilişkide kişiye biçilen roller, beklentiler üzerine yeniden düşünme gereği hissettiriyor. On sekiz öyküden oluşan kitap birbirinin uzağına düşmeyen yaşamları irdeliyor. Sıradan, basit gibi görünen olayların insan yaşamını nasıl etkilediğini, değiştirdiğini, kişiyi farklı bir mecraya taşıdığını satır aralarında, alt metinlerde daha net anlaşılıyor. Öykü kişileri bulunduğu çevreden kendini soyutlayan, tutunamayan, politik, bazıları cezaevine girip çıkmış bireylerden oluşuyor.

İlk öyküsü geçmişle gelecek arasında kurulan ince bir çizginin panoraması. Oğlunun ölümüne tanık anne, kocasının ölüm acısını her ne kadar gizlese de yüreğinde tortulanan acılar her seferinde yeniden gün yüzüne çıkıyor. “O gün annem Necmi’nin boynundaki deliği eliyle kapayıp haykıra haykıra ağladı.” Öykü bir hafta önce ölen babadan geriye kalan yaşamlar, yetişkin çocuklar ve öykü kişisi anlatıcı etrafında dönüyor. Hayatın devam ettiğini, ölenle ölünmediğini, gündelik yaşamın basit ayrıntıları üzerinden, yağmak üzere olan yağmur altında kalma ihtimali olan tütünlere yoğunlaşarak anlatıyor yazar.

Öyküleri daha çok 12 Eylül faşizmi sonucu yaratılan yeni Türkiye’de kendilerine yaşam alanı yaratmaya çalışan bireylerin verdiği mücadeleye odaklanıyor. Bu yanıyla benzerlerinden ayrılıyor. Üzerine yeterince yazılmayan, konuşulmayan, hesabı sorulmayan bir darbenin etkileri çok az kitapta ele alındı, Aziz Avcı yazdıklarıyla geçmişe tanıklık ediyor.

aziz avcı irceldigi yerden başlamak

"Isırgan" öyküsü kitaptaki bütün öyküleri kapsayıcı nitelikte. Yazarın tarzı, anlatım biçimi, kurgusu, yüzlerce sayfalık romanı aşan konusuyla bu öyküde daha çok kendini hissettiriyor. Cümle cümle okurun zihninde yol alan hareketli bir anlatım. Yaşanmışlık ve yaşanan aynı zaman ölçeğinde. Son demine gelmiş, tek taraflı –adamda– devam eden bir ilişki. Duvarda parçalanan çay bardağıyla okuru sarsıyor. Sonra sükûnet ve geride kalan öfke. Kadın, adama bir şans daha vermiyor. Adam bir otel odasında yalnızlığına, anılarına, geçmişine, yer yer çocukluğuna sığınıyor. Anlatıcının baba evinden hücreye geçişte yaratılan psikolojik derinlik 12 Eylül’ün mağdurları üzerinde yarattığı yıkımı gözler önüne seriyor. “Duvarda dura dura solmuş bir resim. Bir baba. Bir yatak. Bir hücre.” Öykünün ana karakterinin kaldığı otel odasına giren sarhoş kadın da çaresizliğin, zihninde taşıdığı ağırlığın içine tüy dikiyor. Adamın gündelik yaşamına dokunan her şey yalnızlığını çoğaltıyor.

İlişkilerin kırılma noktası basit gibi görünen sıradan bir olay üzerinden veriliyor. Çatışma ve çelişkiler kararsızlıkları doğuruyor, küçük, önemsiz görünen ayrıntılar yaşamları değiştirmeye yetiyor. İnsanlığa, topluma, çevreye zararlı sarkık bıyıklıların geride bıraktığı izleri Aziz Avcı’nın öykülerini okurken düşünmeden edemiyoruz. Cezaevi insana direnme gücü, belki sabrı, sükuneti, onuru, gururu ya da benzeri birçok şey öğretebilir ama yaşamın temel argümanı ilişkileri, birlikte yaşamı ve daha birçok şeyi, eksik yaşanmışlıkta ortaya çıkan sorunların çözümünü öğretemiyor.

incelddiği yerden başlamak aziz avcıAziz Avcı’nın erkek karakterlerinin öykülerindeki rolü, kadınların öfkelenmesine neden oluyor. Vurdumduymaz erkekler yumuşak başlılığın sınırlarını zorluyor, bu durum ilişkinin bitmesine, dolayısıyla bastırılan öfkenin uyanması için geçerli bir neden yaratmaya yetiyor.

İki yıldır işsiz bir başka öykü kişisi İmdat’ın hikâyesi de benzer bir yolda ilerliyor. Evin bütün yükü, stresi, çocuğun okul masrafı karısı Güzin’in sırtında. İmdat işini kaybetmiş bir gazeteci, yazar, içine gömüldüğü yazı dünyasında dışarıyla bağını koparmış. Birlikteliği sağlayan asgari müştereklerin bir evliliği devam ettirmeye yeteceğini düşünüyor İmdat. Evliliğe yabancı, kendine yabancı, ekonomik zorluklara duyarsız, yazdığı kitaba sığınmış, durmadan yazıyor. Kadın çocuğu alıp evi terk ettiğinde bile yazmaya devam ediyor. Sonunda boşanma evraklarının sığıştığı sarı zarfı getiriyor postacı ama adam hayatın belki de yaşanmaya değer en önemli kısmından çok uzak. Zarfı açmıyor. Kendi dışındaki yaşamlara dokunmuyor, kendi derinliğinde bir kayıp. İlişki gene inceldiği yerden kopuyor ama öykü kişisi erkek umursamıyor, herkese, kendisi de dahil olmak üzere her şeye yabancı.

Sanki bütün öykü kişileri aynı, sanki anlatıcı birçok yerde aynı kişiyle özdeşleşiyor ve sorunların temeli son kertede gene gelip iletişimsizliğe dayanıyor. Son zamanlarda yazılan birçok kitap karakterinin çevresiyle ve toplumla yaşadığı uyuşmazlık, sıra dışılık, farklı bir anlatım tarzıyla ele alınmış. Yazar insanlık tarihi kadar eski sorunların günümüzde yarattığı sonuçları karakterlerin davranışları üzerinden veriyor. Karakterlerin kendi içindeki yoğun iç sesi, okurun kulaklarına dolan konuşmalar naif cümlelerin içine gizlenmiş adeta.

Kitap birbiri içinde var olmaya çalışan insan hikayeleriyle sarmalanmış. Sıcak aile öykülerinin uzağında, evliliklerin gizli kalmış sırlarına ayna tutan, inceldiği yerden kopmayan ilişkiler Aziz Avcı’nın yazı dünyasını yansıtıyor. Terk eden kadınlar, kendi dünyasına hapsolan erkekler ve kabuğunu kıramayan ilişkiler, kendi içinde boğulan yaşamların kısa özeti niteliğinde.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Jorge Luis Borges’in Kütüphaneniz İçin..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Semih Gümüş

24 Kasım 2025

İmralı Tartışması, Dem Parti, CHP ve M..

Süreçte iktidar tarafından bugüne dek somut bir adım atılmamış oluşunu hatırlatanlara karşı, “Onun da zamanı gelecek” demek süreci toplumsallaştırma ve açıklık çizgisinin dışına çıkmaktır. Adeta ortalığa bir ateştopu yuvarlandı ve onun gidip CHP’..

Devamı..

Frankenstein’dan Drakula’ya Ölümün ve ..

M. R. Granatino

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024