Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Mart 2025

Edebiyat

D.H. Lawrence’ın Küllerinin Akıbeti

Robert Bullock

Paylaş

0

0


Peki bütün bunlar karşısında Lawrence’ın tepkisi nasıl olurdu? Kendi ölüsünün, kendi kalıntılarının akibeti hakkında ne düşünürdü?

4 Mart 1930 tarihinde ufak bir topluluk, iki gün önce Villa Robermond’da tüberkülozdan hayatını kaybeden yazar ve şair D.H. Lawrence’ın cenazesi için Vence Mezarlığı’nda bir araya geldi. Yas tutanlar arasında Lawrence’ın karısı Frieda, Aldous ve Maria Huxley, daha sonra cenaze töreni hakkında detaylı bir yazı kaleme alacak olan İngiliz şair Robert Nichols ve bir yıl önce Lady Chatterley’nin Sevglisi’ni yayımlayan Amerikalı yayıncı Edward Titus vardı. Dini bir tören yapılmadı, dualar ve konuşmalar yoktu. Frieda, o anki atmosferi kendi sözleriyle şu şekilde aktardı:  “…gömdük onu, oldukça basit bir biçimde, ölü bir kuşu gömer gibi ortadan kaldırdık, onu seven birkaç kişiydik.”

Ne var ki, cenazeden beş yıl sonra, 12 Mart 1935 tarihinde Lawrence’ın cesedi, karısı Frieda’nın talimatıyla, sırf yazardan arta kalanlar yakılıp küller, New Mexico, Taos yakınlarındaki San Cristobal’de bulunan Kiowa Çiftliği’ne taşınabilsin diye, mezardan çıkarıldı. Frieda külleri, çiftlik evinde 1931 yılından beri beraber yaşadığı – daha sonra üçüncü kocası olacak olan – eski ordu subayı Angelo Ravagli’nin Lawrence anısına inşa ettiği mabede yerleştirmek istiyordu. 

Ravagli’yi, bizzat fethi- kabre eşlik etsin diye Vence Mezarlığı’na gönderdi ancak Ravagli oraya bir hayli geç ulaştı.  Lawrence’tan arta kalanlar, o geldiğinde çoktan çinko kaplı küçük bir tabuta konmuş, cenaze arabasıysa ertesi gün yakma işleminin gerçekleştirileceği Marsilya’ya doğru yola çıkmıştı bile. 

Ravagli’nin görevi yalnızca bu mezardan çıkarma işine eşlik etmek değil, Lawrence’ın küllerini Nisan ayının başlarında Villefranche-sur-Mer’den yelken açacak olan Conte di Savoia gemisiyle New York’a götürmekti. Oraya ulaşıp gümrükten sağ salim geçebilirse külleri, Frieda’nın Avrupa’dan sipariş ettiği ve kendisinin oraya vardığında teslim almak üzere gönderdiği daha özenli bir kül kavanozuna nakledecek ve beraberindeki emanetle birlikte New York’tan Frieda’nın beklediği New Mexico’ya kadar dört gün sürecek bir tren yolculuğuna çıkacaktı. 

Plan tam olarak böyleydi ama Lawrence üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Emile Delavenay tarafından 1984 yılında yayımlanan bir makaleye göre küller Amerika Birleşik Devletleri’ne hiçbir zaman ulaşmadı. Merhum Delavenay’ın alternatif senaryosuna göre cimriliğiyle tanınan Ravagli, Lawrence’ın kalıntılarını taşımanın maliyetinden ve idari bakımdan başına açacağı meşakkatli evrak işinden kurtulabilmek için külleri Marsilya ve Villefranche arasında bir yerlerde Akdeniz’in sularına dökmüş ve Frieda’ya da, New York’tan temin ettiği başka birine ait küllerin kocasının külleri olduğunu söylemişti. 

Bu alternatif hikâyeyse Profesör Delavenay’ın, Maria Huxley’nin küçük kız kardeşi Rose’un kayınbiraderi, Baron Prosper de Haulleville ile irtibata geçmesi neticesinde ortaya çıktı. Delavenay ve Haulleville, 1984 yılının Şubat ayında Vence’te bir araya geldiler ve Haulleville, birebir tanık olduğu bir olayı aktardı. Rose ile birlikte Kiowa Çiftliği’ne misafir olarak davet edildikleri bir gece, Frieda’nın ölümünden sonra çiftlikte tek başına yaşamaya devam eden Ravagli, kendisine getirilen burbondan biraz fazla kaçırınca göz yaşları içinde ağlamaya başlamış ve Lawrence’ın külleri hakkında Frieda’ya yalan söylediğini itiraf etmişti. Vermiş olduğu karara, mezarın açılmasından sonra uğraşmak zorunda kaldığı çok sayıda idari ve mali problemi dayanak gösteren Ravagli – ki, bu dayanakların çoğunun asılsız olduğu Delavenay tarafından kanıtlanmıştır – pişmanlık içinde şu sözleri sarf etti: “D.H.’nin küllerini attım ve en büyük yalanım, D.H.’nin külleri yalanıdır.”

Delavenay, Haulleville’in anlattıklarına inanmamak için hiçbir gerekçe bulunmadığı sonucuna varıyor çünkü ona göre Ravagli’nin itirafı, kuşkuya yer bırakmayacak denli gerçek. 

Peki bütün bunlar karşısında Lawrence’ın tepkisi nasıl olurdu? Kendi ölüsünün, kendi kalıntılarının akibeti hakkında ne düşünürdü? Büyük bir olasılıkla hikâyenin eğlenceli tarafını görür ve betondan inşa edilen bir mabedin çimento dokusuna hapsolmak yerine o çok sevdiği Akdeniz’in sularına karıştığı için memnuniyet duyardı. Elbette elimizde gerçek şudur ya da budur diyebileceğimiz bir kanıt yok ama Profesör Delavenay’ın da belirttiği gibi kendi fikrimizi oluşturmamız ve D.H. Lawrence’ın anısını, Marsilya’daki Vieux Port rıhtımından Akdeniz’in engin sularına bakarak mı yoksa San Cristobal’deki şapelin önüne dikilmiş yassı, beton taşın önünde diz çökerek mi yad edeceğimize karar vermemiz gerekecek. 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Türkiye’de en çok kadınlar kitap okuyorOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. Y. Genç

6 Ekim 2025

Savaşın Gölgesinde Çocukluk

Lorenza Mazzetti’nin bence bu romanda mükemmel bir biçimde yaptığı şey, çocuk düşüncesini ve dilini tam da olması gerektiği gibi kullanması.Yıllar öncesinden bir anı üşüşüyor aklıma. 1980’lerin ortaları, ilkokulun başlarındayım. İstanbul’da sitelerden birinde, yeni denileb..

Devamı..

İrem Üreten: "Öykülerin evrenselliği v..

Dilek Karaaslan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024