Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

16 Temmuz 2022

Edebiyat

Haz: Irkçılığa ve Cinsiyetçiliğe Dair İncelikli bir Hikâye

Özge Kara

Paylaş

0

0


Kirli bir yirmi birinci yüzyıl metropolünde yaşayan “öteki”lerin hayatına soğuk ve sert bir bakış sunan Haz’da Leilani yaş, cinsiyet, fırsat eşitliği ve sınıf farklılıklarına bir başkasını, ırkı ustaca ekliyor. Kadın edebiyatının, sanatta feminist bakışın sesini giderek yükselttiği günümüzde, böyle politik bir konuyu yarattığı özgün üslubuyla yepyeni ve güçlü bir biçimde ortaya koyuyor.

Amerikalı siyah bir kadın olan Raven Leilani’nin ilk romanı Haz, 2020 yılında ülkesinde yayımlandığında büyük ses getirmişti. Uzun süre çok satanlar listelerinin zirvesinden inmeyen, birçok dile çevrilen ve geniş bir okur kitlesinin övgüsüyle karşılanan roman, edebiyat dünyasının önemli ödüllerini de kazanarak başarısını pekiştirmişti.

Leilani’nin ırkçılığın, cinsiyetçiliğin ve kapitalizmin kendisine ördüğü duvarlar arasına sıkışmış, içinde bulunduğu türlü zorluklara karşı herhangi bir mücadelesi ya da direnci olmayan, sürüklenmeyi çoktan kabullenmiş bir genç kadını odağına alan bu ilk romanı, İngilizcede ilk yayımlanmışından iki yıl sonra, Aslıhan Kuzucan’ın Türkçeye çevirisiyle raflarda yerini aldı.

Beyazların dünyasında bir siyah kadın

Romanın ana karakteri Edie. Yirmi üç yaşında bir genç kadın olan Edie, bir yayınevinde çocuk kitapları bölümünün yayın koordinatörü olarak çalışıyor. “Tehlikeli” ya da “varoş” olarak addedilen bir mahallede, hamam böceklerinin istilası altındaki bir dairede yaşıyor. Annesini ve babasını yıllar önce kaybeden, bir “yuva”yı hiç deneyimlememiş olan genç kadın, beyazların dünyasında bir siyah, hem de siyah bir kadın olarak kendisine biçilen “hiçlik” rolünü çoktan kabullenmiş.

Zar zor geçinmesini sağlayan oldukça düşük maaşıyla ancak fakirliğin tadını çıkarabilirken, en büyük tutkusu olan resim yapmayı da yirmi bir yaşında bırakmış. Kendisinin “aşağı” ve “eksik” olduğunu çoktan içselleştirmiş, ihtiyacı olan sevgiyi ise ancak erkeklerden, onlara sunacağı cinsellik sayesinde alabileceği fikriyle yaşıyor.

Bir süredir internetten tanıştığı, bir kütüphanede dijital arşivci olarak çalışan kırklı yaşlarındaki bir beyaz olan Eric’le, çerçevesi Eric’in karısı Rebecca’nın kurallarıyla önceden belirlenmiş açık bir ilişki yaşayan Edie, bir gün “iş ahlâkına uymadığı” gerekçesiyle işinden kovulduğunda, kendisi için oldukça zorlu bir süreç başlıyor. Nereye başvurursa başvursun hiçbir yere kabul edilmeyen genç kadını Eric’in karısı Rebecca buluyor ve onu evlerinde kendileriyle birlikte yaşamaya davet ediyor. Böylece Eric, Rebecca, Edie için oldukça farklı bir “aile” yaşantısı başlamış oluyor.

Rebecca ile Eric’in evlat edindikleri bir kızları var: Akila. Akila da siyah. Beyazların mahallesindeki tek siyah olarak şimdiden önyargı dolu bakışları üzerinde toplamanın ağırlığı ve yapacağı en ufak “hata”da yeni edindiği beyaz ailesini kaybetmenin korkusuyla diken üstünde bir yaşantı sürüyor. Edie’nin kendileriyle birlikte yaşamasıyla bir yandan yeni ebeveynlerinin ilişkilerinin bozulmasından (ve yeniden yetiştirme yurduna gönderilmekten) korkuyor diğer yandan ise kendisinden sadece on yaş büyük bu genç kadından güç alıp hayatın sert yüzüne onun yakınlığıyla hazırlanmaya çalışıyor.

Bu yeni “ailede” Edie en azından ekonomik sıkıntılarını düşünmekten kurtularak (evsiz kalması, borçlarını ödemesi) iş aramaya ve Eric’le Rebecca’dan gizlemeye çalışarak ilişki yaşamaya devam ederken yeniden resim yapmaya başlıyor. Rebecca ise kocasının Edie’yle kurduğu “kural ihlalleriyle dolu” ilişkiyi bu yeni düzenle kontrol altında tutabilmeyi, öte yandan Edie’nin Akila’yla kuracağı ilişkide ona birçok yönden (tabii ırksal yönlerden) rol model olmasını sağlamayı umuyor.

“Öteki”nin dünyasına sert bir bakış

Hayatındaki eksik sevgiyi bedenini kullanarak erkeklerle doldurmaya çalışan Edie’nin odağı çok geçmeden Rebecca oluyor. Uzun yıllar önce ölen annesinden sonra hayatına farklı da olsa “bir ilişki biçimi” getiren Rebecca’yı gözlemledikçe ve onunla ilgili fikirler edindikçe, bu ilişki genç kadının tükendiğini sandığı resim tutkusunu da diriltiyor. Bir şeyi gerçekten anlamak istediğinde onun resmini yapan ve anlaşılan o ki birini anlama çabasını yirmi bir yaşında yitiren kahramanımızın Rebecca’nın portresini yapmaya başlaması, uzun bir vazgeçişin sonunda Edie’nin yeniden birini önemseyip onu anlama çabasının metaforu olarak çarpıcı biçimde işleniyor.

“Geleneksel” olana (klasik aile düzeni) bir meydan okuma olarak ilerleyen romanda bir ailenin “kural bozar biçimde” yeniden inşa edilmesi ve böylece bir metresin, ailenin üyesine dönüşmesini oldukça “doğal” biçimde anlatması ve okuru da bu “sıra dışı sıradanlığın” parçası yapması Leilani’nin romanının başarılarından biri olarak öne çıkıyor.

Kirli bir yirmi birinci yüzyıl metropolünde yaşayan “öteki”lerin hayatına soğuk ve sert bir bakış sunan Haz’da Leilani yaş, cinsiyet, fırsat eşitliği ve sınıf farklılıklarına bir başkasını, ırkı ustaca ekliyor. Kadın edebiyatının, sanatta feminist bakışın sesini giderek yükselttiği günümüzde, böyle politik bir konuyu yarattığı özgün üslubuyla yepyeni ve güçlü bir biçimde ortaya koyuyor.

Düzyazının “farklı tonları” ustaca kullanılıyor

Leilani'nin düzyazısı insanı tabiri caizse büyülüyor. Yazar okuru nereye götürmeye karar verirse okur da hiç duraksamadan onun götürdüğü yere gidiyor.

Leilani, epey sert ve kasvetli bir hikâyeyi melankoliden, lirizmden, duygusallıktan arınmış bir “gündelik dille” anlatmayı seçiyor. Ben anlatıcının cümleleriyle, Edie’nin dilinden dökülen roman boyunca kahramanımız ne kendisinin başına gelenleri ne de çevresinde olup biten adaletsizlikleri yadırgıyor. Her şeyi çoktan kabullenmiş bir ruh haliyle hiçbir şeye karşı en ufak bir isyan, haksızlığa uğramışlık hissi ya da hayal kırıklığı duymuyor: “İşe başlamadan önce benden daha iyi durumdaki arkadaşlarımın fotoğrafları arasında gezindikten sonra 115. Cadde’de silah taşıdığı için öldürülen ama daha sonra silah sanılan şeyin duş başlığı olduğu ortaya çıkan siyah bir ergenin haberini okurum, ardından silah taşıdığı için Grand Concourse Caddesi’nde öldürülen ama silah sanılan şeyin cep telefonu olduğu ortaya çıkan siyah bir kadının haberini okurum, ardından yorumlara dalarım ve alışveriş sepetime tamamen teorik bir egzersiz olarak dört elbise koyup sayfanın süresinin geçmesini beklemekten ibaret bir internet alışverişi yaparım.”

Kendisi de yarattığı karakter gibi ressam olan yazar, düzyazının “farklı tonlarını” incelikle kullanıyor. Bu gündelik dilde yer yer mizah, yer yer bilinç akışı, yer yer ihtişamlı cümleler ve aforizmalar bir tabloyu tamamlayan renklerin uyumuyla yerini alıyor.

Dylan Thomas Ödülü, Kirkus Ödülü ve National Book Critics Circle En İyi Çıkış Kitabı Ödülü sahibi Haz, İthaki Yayınları etiketiyle raflarda.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yazarların en sevdikleri kitaplarıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Harsh Trivedi

16 Mayıs 2026

Balzac’ın İnsanlık Komedyası ve Hinduizm

19. yüzyıl romancılarından Honoré de Balzac kelimenin tam manasıyla gerçek bir Fransız, gerçek bir Katolik ve eşi benzeri olmayan bir gözlemciydi. Her ne kadar gözüne çarpanlar genellikle toplumun materyalist yönleri olsa da, dünyaya olan bakışı ve etrafında o..

Devamı..

Günümüz Toksik İlişkilerini Sorgulayan..

Özge Kara

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024