Hermenötiğe Çok Kısa Bir Giriş
Hermeneutics: A Very Short Introduction adlı kitabın yazarı Jens Zimmerman herkesin hermenötik hakkında bilmesi gereken 10 şeyi anlatıyor.
Jens Zimmerman
1
Hermenötik kelimesi nereden geliyor? Sözcük eski Yunanca bir terimden geliyor: ἑρμηνεύω (hermeneuon), bu daha sonra Latinceye interpretari diye çevrilmiştir, bu yüzden “yorum” fikrine bu kadar aşinayız, hermenötik ve yorum (interpretation) aynı anlama gelir: söylemek ya da beyan etmek, açıklamak, çevirmek. 12
Bugün terim neyi belirtiyor? Bugün hermenötik artık iki anlama geliyor: bir faaliyet ve felsefenin bir dalı. Bir faaliyet olarak hermenötik sözel ya da yazılı iletişimi her türlü anlama ve yorum için uygun kurallar tesis etme çabasını betimler; bir felsefe dalı olarak hermenötik ise bundan daha derine, olduğu haliyle anlamanın bizzat doğasına iner, o yüzden örneğin hermenötikçi filozoflar dilimizin ya da anadilimizin ya da geleneğimizin nasıl koşulladığını, sadece metinleri değil bir bütün olarak hayatı nasıl anladığımızı inceleyecektir.3
Algının doğası: Hermenötik bize şunu gösterir: biz aslında dünyayı önce nesneleri görerek ve onlara sonradan anlamlar giydirerek algılamıyoruz; daha ziyade her görme edimi dünyayı bizim şahsi hikayemiz/tarihimiz ve kültürel geleneğimiz temelinde belli bir şekilde oluşturur, hatta mesleklerimiz bile bizim dünyayı belli şekillerde görmemize sebep olur, böylece örneğin fizikçiler dünyaya nicelendirilebilir nesneler, nedensellik ve matematik açısından bakma eğilimi gösterecektir.4
Bilgi, ilgi/çıkar yönelimlidir, biz Batı kültüründe bilgiyi, nesnel bilgiyi, nötr, yansız ve çıkargözetmez bir şey olarak düşünmeye koşullanmışızdır, hermenötikçi filozoflar ise bunun tam aksini göstermiştir. İster pozitif bilimlerde ister beşeri bilimlerde olsun her bilgi arayışı kişisel bağlılıklara, yaratıcı hayal gücüne ve tutkuya dayanır.5
Ufukların kaynaşması: Bu ana hermenötik terim, anlamanın doğasını, aşina olmadığımız şeyleri kendi aşinalık bağlamımıza entegre etmek olarak tasvir eder, böylece bir şeyi anladığımızda başka birinin bakış açısıyla kendimizinkini kaynaştırırız ve bu karşılaşmada zihnimiz genişlediği için dönüşürüz.6
Gelenek iyi bir şeydir, Batı kültürü Aydınlanma’dan beri geleneği eleştirel düşüncenin zıttı diye düşünmek üzere koşullanmıştır, oysa gerçekte gelenek bize keşfetmenin ilk, başlangıç aletlerini sağlamasıyla ve bize gerçekte neyi bilmenin değerli olduğunu öğretmesiyle asli önemdedir, böylece geleneğe saplanıp kalmadan onun yorum için uygun rolünü teslim etmemiz gerek.7
Dilin gücü: Hermenötikçiler bize şunu göstermiştir ki dil aslında istediğimiz gibi kullandığımız bir alet/araç (tool) değildir, sözcükler, simgeler ve kavramlar, içinde düşüncelerimizin biçim aldığı ortamın (medium) ta kendisidir.8
Hermenötik döngü: Hermenötik hakkında pek bir şey bilmeyen insanlar bile hermenötik döngüyü duymuştur. Döngü ne anlama gelir? Yorumun köpeğin kendi kuyruğunu yakalamaya çalışmasına benzediği anlamına gelir. Hayır bu basitçe, her anlamanın bir bağlama bağlı olduğunu anlatır.9
Hermenötik görececilik değildir. Belki de hermenötik hakkındaki en yaygın yanlış kanı, onun tüm bilginin yorumsal doğası hakkındaki ısrarının nesnelliği yok ettiğidir. Ama hermenötik görececilik değildir, yorumun anlamının dünyayı pek çok farklı şekilde görebileceğimiz olduğunu söylemek bizim dünyayı uydurduğumuz anlamına gelmez, hermenötik görececilik değil kişisel dahiliyetin, bağlılığın şeyleri nasıl anladığımız konusunda esas olduğu eleştirel gerçekçiliktir, yani biz dünyayı inşa etmeyiz, aksine (kapalı) dünya kendi görüş açımız temelinde bize kendisini açar.10
Son olarak hermenötik fundemantlizme karşı bir panzehirdir, köktencilik esas itibarıyla en derinden hissettiğimiz inançların, kanaatlerin bile dil, gelenek ve tarih tarafından dolayımlandığını kabul etme acziyeti, yetersizliğidir, bu anlamda sadece dini cemaatler değil bilim insanları ve ateistler de görececilliğe düşebilirler.Çeviren: Murat Erşen






