Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Haziran 2026

İnsan

Hiç Uyumadığını Düşünen Kadınlar, Çok Uyuduğunu Düşünen Erkekler

Torbjörn Åkerstedt

Paylaş

0

0


Kadınlar uyku kalitelerinin hızla düştüğünü ifade ederken erkekler uyku kaliteleri konusunda herkesi yanıltan nitelemelerde bulunuyor.

Günümüzün en yaygın sağlık problemlerinden biri de ertesi günü yorgun geçirmenin ötesinde çok daha ciddi sorunlara yol açan uyku bozuklukları. Araştırmalar uykusuzluğu ve uyku kalitesindeki düşüşü erken ölüm riskinin yanı sıra diyabet ya da kalp-damar rahatsızlıklarıyla ilişkilendiriyor.

Uyku kliniklerindeki hasta profillerinde bakıldığında çoğunun kadın olduğunu görmek mümkün ama bunun sebebi kadınların daha fazla uykusuzluk çekmesi değil, erkeklerin uykusuzluk sorunları olduğunu fark etmemeleri. Zira nesnel ölçümlere dayanan bazı araştırmalara göre erkelerin uyku kalitesi kadınlara nazaran çok daha kötü olmasına rağmen erkekler çok iyi uyudukları konusunda ısrarcı. İşin doğrusu niçin böyle düşündükleri tam bir muamma. 

Bu çelişkiyi açıklayabilecek etkenleri anlamak için ekibimle birlikte bir çalışma yürüttük ve kadınlarla erkeklerin uyku kalitesine ilişkin kendi değerlendirmelerini nesnel ölçüm sonuçlarıyla karşılaştırdık. Ortaya ilginç bir tablo çıktı: Kadınlar uykusuzluktan daha fazla yakınıyor ama nesnel verilere göre erkeklerden çok daha iyi uyuyor. Bu paradoks muhtemelen erkeklerin gece boyunca kaç kez uyandıklarını fark edememeleriyle ilgili. Erkekler uyku kalitelerini olduğundan daha iyi algılıyor ve bu da kadınlarla erkeklerin şikâyet oranlarındaki uçurumu açıklıyor.

Bahsettiğim araştırmaya katılan ve rastgele seçilen 238 kadın, yaş ve vücut kitle endeksi açısından kendisine eş olan aynı sayıda erkekle eşleştirildi. Böylece benzer niteliklere sahip katılımcıların birbiriyle karşılaştırılması sağlandı. 

Katılımcıların her birinin evine ölçüm yapacak özel cihazlar yerleştirildi ve beyin dalgalarını (EEG), kas gerilimini (EMG), göz hareketlerini (EOG) kayda alan bu cihazlar sayesinde kişinin hangi uyku evresinde olduğu, o evrede ne kadar süre geçirdiği, uyanık kalma süresi ve ne kadar çabuk uykuya daldığı gibi veriler elde edildi.

Her ölçümün ertesinde katılımcılarından kendi uykularını değerlendirmeleri istendi. Uykuya dalmakta ne kadar zorlandıklarını, uykularının dinlendirici olup olmadığını, erken uyanıp uyanmadıklarını, kendi düşüncelerine göre kaç kez uyandıklarını, uykuya dalma sürelerini, toplam uyku sürelerini ve genel uyku kalitelerini puanladılar.

Bir uyku teknisyeni EEG, EOG ve EMG sinyallerini inceleyerek uyku kayıtlarını puanladı. Daha sonra elde edilen bu veriler katılımcıların uyku kalitesini nesnel olarak ortaya koymak ve bu kalitenin hem cinsiyet hem de yaşla ilişkisini anlamak için analiz edildi. Analizlerde ayrıca uykuyu etkileyebilecek diğer faktörler de hesaba katıldı. Cinsiyet, yaş, alkol tüketimi ve sigara içme alışkanlığı gibi değişkenler, istatistiksel modellere dâhil edilerek sonuçların bu etkenlerden arındırılması sağlandı.

Uyku Kalitesi 

Araştırma sonuçları ilginç bir tabloyu gözler önüne serdi. Kadınlar uyku kalitelerini erkeklere kıyasla belirgin şekilde daha düşük puanlarken nesnel ölçümler tam tersini söylüyor. Kadınların gece uyanma sayıları erkeklerden çok daha az. Yüzeysel uyku olarak bilinen birinci evrede daha kısa süreyle kalıyorlar ve uyku verimlilikleri, yani yatakta geçirilen sürede uykuda olma oranları daha yüksek. Ayrıca kadınlar, derin uyku olarak adlandırılan üçüncü evrede daha fazla vakit geçiriyor ve toplam uyku süreleri erkeklerden daha uzun (kadınlarda 400 dakika, erkeklerde 382 dakika).

Bütün bu bulgulara göre kadınlar erkeklere nazaran nesnel olarak daha iyi uyuyor. Uyku kalitelerinin kötü olduğunu düşündüren yegâne değişkense gece uyandıklarında erkeklere göre daha fazla uyanık kalmaları. Kadınlar için bu süre ortalama dokuz dakika, erkeklerde yedi dakikanın altında.

Bir kişinin gece uyandığını ertesi sabah hatırlayabilmesi için beş dakika süreyle uyanık kalması yeterli. Bu durum kadınların gece uyanıp uyanmadıklarını niçin daha iyi hatırladığını açıklıyor olabilir. Erkeklerin doğru tahmin oranı çok daha düşük. Erkeklerde hata oranı %72, kadınlarda %37. Uykuya dalma süresi, toplam uyku süresi ve uyanık kalma süresi gibi nicel ölçümlerdeyse kadınlar ve erkekler kendi değerlerini tahmin etmede benzer başarı gösteriyor. Üstelik tahminleri nispeten doğru.

Araştırmacılar bu bulguyu biraz daha derinlemesine incelediğinde ortaya çıkan ilginç bir ayrıntı daha var: Gece boyunca yalnızca kısa süreler (her uyanışta yaklaşık sekiz dakika kadar) uyanık kalan erkekler, çoğu zaman bu süreleri hatırlamıyor. Bu kısa uyanışları hatırlamayan erkekler veri setinden çıkarıldığında kadınlarla erkekler arasında öznel uyku kalitesi açısından hiçbir fark kalmıyor. Bu da demektir ki, erkeklerin kendi uyku kalitelerini “iyi” olarak değerlendirmesinin asıl sebebi gece boyunca uyandıkları bu süreleri hatırlamamaları. 

Dikkat çekici bir başka bulgu da, erkelerin uyku kalitesinin yaşla birlikte çok daha hızlı kötüleşmesi. Bu durum özellikle derin uyku dediğimiz üçüncü evre için geçerli. 65 yaş üstü kadınların derin uyku süresi her gece yaklaşık seksen dakikayken erkeklerinki elli üç dakikayla sınırlı. 30 – 50 yaş aralığında bu süre hem erkeklerde hem kadınlarda yetmiş dakika.

Uyku ve yaşam kalitesi

Kadınların nesnel uyku ölçümlerinin gösterdiğinin aksine kötü bir gece uykusu çektiklerini düşünmelerinin sebebi, muhtemelen uyanıkken geçirdikleri süre. Bir kadın gece uyandığı zaman daha uzun süreyle uyanık kaldığından bu kısa süreli uyanışları daha fazla hatırlıyor. Benzer biçimde bir erkek de uyanık kaldığı süreyi hatırlamadığından uyuduğu uykunun ölçümlerin aksine daha kaliteli olduğunu düşünüyor. Her iki bulgunun da rolü aynı: Kadınlarda öznel uyku kalitesini düşürmeye, erkeklerde ise yükseltmeye yönelik bir etki yaratıyor. Dolayısıyla kişinin kendi uyku kalitesini nasıl algıladığı sorusunun yanıtı, geceleri uykudan uyanma ve uyanık kalma süresiyle ilgili.

Bu çalışma yalnızca tek bir geceyi kapsadığından açıkçası yeterli değil ve daha somut verilere ulaşabilmek için bulguların daha uzun süre takip edilmesi gerekiyor. Gelecekte gerçekleştirilecek bu tip araştırmalar sayesinde özellikle erkeklerdeki uyku sorunlarının kökeni derinlemesine incelenebilir ve  erkeklerin uykusunun yaşla birlikte niçin nesnel olarak daha da kötüleştiği ortaya konabilir. 

Nihayetinde yapılmış olan bu araştırma, uyku kalitesinin yalnızca fizyolojik ölçümlerden ibaret olmadığının da  kanıtı. Kendi öznel deneyimlerimiz ve nasıl dinlendiğimiz, ertesi gün kendimizi nasıl hissettiğimizi doğrudan etkiliyor. Araştırmadan yapılabilecek bir diğer önemli çıkarımsa erkeklerin uyku kalitelerini abartma eğiliminde olmaları ve bunun da yaşadıkları uyku sorunlarını göz ardı etmelerine yol açabileceği. 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Virginia Woolf Roman Sanatında Neleri ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nihat Dağlı

27 Mayıs 2026

Sürüler İçinde Sürmeli

“İyi edebiyatın, sahici yazarların-şairlerin meçhul okurları için böyle kehanetleri, yol üstüne serpiştirdikleri sürprizleri vardır. Hiçbir şeyden memnun olamadığımız, özellikle kendimize katlanamadığımız zamanlarda, kalabalıklara karışmanın yorgunluğunu sırtlanan bir yoldaş gi..

Devamı..

Bolivya'da Büyük Halk Kalkışması La Pa..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024