Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Mayıs 2023

Edebiyat

Hikmet Hükümenoğlu: "Roman, uzun ve keskin sınırları olmayan bir anlatı."

Serkan Parlak

Paylaş

2

0


Hikmet Hükümenoğlu ile Can Yayınları etiketiyle okurla buluşan son romanı Harika Bir Hayat hakkında konuştuk.

Serkan Parlak: Hikmet Bey, son romanınız Harika Bir Hayat geçtiğimiz aylarda okurla buluştu. Sizi bu romanınızla tanıyacak okurları düşünecek olursak, edebiyatla ve özelinde romanla ilişkiniz nasıl başladı, nasıl gelişti ve bugünlere nasıl geldiniz?

Hikmet Hükümenoğlu: Çocukluğumdan beri iyi bir okurdum. Lisede çoğu genç gibi ben de amatörce öyküler yazıyordum ve tiyatroya merakım vardı. Ancak edebiyatla profesyonel anlamda ilişkim, 2000’lerin başında kurumsal iş hayatını terk ettikten sonra başladı. O günden beri yedi roman ve bir öykü kitabı yazdım. Yazmayı çok seviyorum ve başka bir iş yapmayı düşünmüyorum.

SP: Her ne kadar okuma ve yazma deneyimleri, işçilik ve gözlem gücü önemli olsa da son romanınızda ilham kaynaklarınız neler oldu? Gözlemleriniz, deneyimleriniz, okumalarınız, araştırmalarınız metninize nasıl yansıdı?

HH: Harika Bir Hayat, dönem romanı olduğundan yazmaya başlamadan önce uzun bir hazırlık evresi vardı. Bilhassa birinci ve ikinci dünya savaşları hakkında bilgilerimi tazelemem gerekti. Aslında ne kadar az şey bildiğimi görüp sıfırdan başladım desem daha doğru olur. Diğer yandan o dönemin gündelik hayatını da öğrenmem gerekti. Romanın mekânlarını, atmosferini yaratırken veya bir karakterin neyi nasıl yaptığını tasarlarken ufak tefek detayları bilmek işimi kolaylaştırıyor. Her yazarın çalışma tarzı farklıdır, kendi adıma konuşayım; diyelim tramvay biletinin nereden alındığını ve kaç para olduğunu bilmiyorsam tramvayda geçen bir sahne yazarken içim rahat etmiyor.  

hikmet hükümenoğlu

SP: Elinizdeki malzemeyi kurgu için yeniden üretip dönüştürürken nasıl bir süreç işliyor? Özellikle roman türünü seçmenizin nedeni nedir? 

HH: Roman, uzun ve keskin sınırları olmayan bir anlatı. Değişik teknikler denemeye neredeyse sonsuz imkân sağlıyor. Örneğin Harika Bir Hayat, biyografi kılığında bir roman. Hayali bir insanın biyografisini yazma önerisi yazar arkadaşım Cem Akaş’tan geldi. Biyografi okumaktan hoşlandığım bir tür ancak gerçek bir biyografi yazmak şimdilik ilgimi çekmiyordu. Biyografi gibi tasarlanmış bir roman yazmak ise çok cazip geldi. Sonra ana karakter hayalimde belirdi ve onun hayatını kurgularken tarihin hangi döneminde yaşayacağına karar verdim. Gazetecilerle ve edebiyatçılarla dolu bir hikaye olduğu için Cumhuriyetin ilk dönemini seçtim. O kadar ilginç insanlar aynı dönemde yaşamış ve hayatları kesişmiş ki müthiş hikayeler çıkıyor o yıllardan.

SP: Romanınızın merkez izlekleri: birey-toplum çatışması, kadınlık durumları, kişisel ilişkiler… Merkez karakteri ise olağandışı bir kadın: Harika… Bir kadın karakter olarak Harika’nın temel kişilik özellikleri ile izleklerin ilişkisi hakkında neler söylemek istersiniz?

HH: Harika müthiş yetenekli bir insan. Kendi kendine öğrendiği beş-altı yabancı dili sular seller gibi konuşuyor. Matematik dehası. Bulmaca ve şifre çözmekte üstüne yok. Aynı zamanda iyi bir şair ve tiyatro oyuncusu. Tüm bu yeteneklerine rağmen çok takdir edilmiyor, özellikle annesinden arzu ettiği onayı bir türlü alamıyor. Ruhundaki boşluğu nasıl dolduracağını bir türlü bulamıyor. Roman, Harika’nın kimliğini keşfetme yolculuğu ekseninde bir anne-kız hikayesi aslında.  

SP: Körburun ve Atmaca romanlarınız Türkiye tarihinin farklı dönemlerine ayna tutuyordu. Harika Bir Hayat’ta olup biten olaylar geçmişte, 1919-1950 yılları Türkiye’sinde geçiyor ancak bu durum romanı tarihi roman yapmıyor, dipnotlar aracılığıyla gerçekliğe -kurmaca gerçekliğin içinde- göndermeler biyografik roman olmasıyla ilişkili tutamakları güçlendiriyor. Ne dersiniz?

hikmet hükümenoğlu harika bir hayatHH: Demin de konuştuğumuz gibi, biyografi kılığında bir roman bu. Biyografiler, odaklandıkları kişinin hayat öyküsüyle birlikte kişinin yaşadığı döneme de ışık tutarlar. Dipnotlar hem biyografi havasını güçlendirmek hem de gerekli gördüğüm yerlerde dönemin olayları hakkında ipuçları vermek açısından hayatımı kolaylaştırdı diyebilirim. Ama okurların bir roman okuduklarını unutmasını da istemedim, o sebeple gerçeklik algılarıyla biraz oynadım.

SP: Hikmet Bey, sizce romanda, öyküde, şiirde döneme göre bazı konular, izlekler ön plana çıkıyor mu, son dönemde ilişkiler, kadınlık ve erkeklik durumları, aile ve yabancılaşma mesela?

HH: Konuların değiştiğini düşünmüyorum. Konulara bakış açımız ve anlatış tarzımız değişiyor bence. Tolstoy da kadınlık, erkeklik ve aile kavramlarını işliyordu ama belki bugün yazsaydı farklı fikirleri olurdu, kim bilir.

SP: Dergiler, dijital mecralar, sosyal medya, filmler… Yazarların, yayıncılığın ve okur kitlesinin geldiği son noktayı da göz önünde bulundurarak sizin hem Dünya genelinde hem de Türkiye özelinde roman türünün bugününü ve gelecekte neler olabileceğini değerlendirmenizi istesem…

HH: Roman, en az birkaç nesil daha okunur diye tahmin ediyorum ama kâğıt olayı ne zaman sona erecek doğrusu bilmiyorum. Bizim alışkın olduğumuz edebiyat türleri dışında yeni türler oluşacağına, şimdi hayal bile edemediğimiz hikâye anlatma yöntemleri gelişeceğine eminim.

SP: Roman türünde başucu yazarlarınız kimler, başucu kitaplarınız hangileri?

HH: Yaşım ilerledikçe tercihlerim değişiyor. Fakat yıllardır en sevdiğim yazar David Mitchell, ne yazsa gözümü kırpmadan okurum. Bunun tarafsız bir seçim olduğunu söyleyemem. Hani tuttuğunuz takım yenilse de kötü bir şey söylemezsiniz ya, hatta eleştirmek bile içinizden gelmez ya, biraz öyle.

SP: Hikmet Bey, son günlerde neler okudunuz? Önümüzdeki dönem için yeni üretimleriniz olacak mı?

HH: En son Muhteşem Gatsby’i okudum, kaçıncı okuyuşum bilmiyorum. Şu sıralar yeni romanım üzerinde çalışıyorum. Polisiye olacak.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Her Nesne Bir Sanat Eserine Dönüşebili..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024