uykusal
uykum çok geldi değil, çok uykum geldi: ‘ruh yorgunu’yum: düşünmek ile düşlemek dağlarının arasında bir ıssız vadi ki, taa evrenin öte-ucunda: gece-karası: kör-dövüş: yenilen hep ben ve hep ‘ben’: zoraki yazgı: yazı: yaz: içim geçti-geçiyor: mevsimi yitik meyve: hep ham: ben olsam yemem ne ki yer ‘ben’: tanrısal-zekâ: yok yok şeytansal-cinsel [sakın çarpıtmayın haa (çarpıtırsanız çarpıtın ya da)]: çarpıldı tenim-bedenim: uykum çok geldi yıllarca bana; başkalarına az, çok, az çok vb. nerden bileyim ki bildiğim sokrates kadar/karar; diyelim “hiç” nietzsche nietzsche ya da schopenhauer schopenhauer kötümserim: yok yok ben romantik-karamsarım; tan(rı)doğa(n)cıyım ‘ben’ (değil spinoza spinoza…) -yalandan- uykucuyum demek geçiyor içimden: içim geçiyor: için için yaşarıyor bir çift gözüm/bin dört-gözüm [nasıl da kapanıyor (ara) onca gözüm/çekmecem/dolabım/rafım/camekânım/pencerem/perdem/tülüm/güneşliğim/gülüşlüğüm/gümüşlüğüm: uykum geldi çok yok “ok durur”demiş ya zenon, “uçan”; kaçan rüyamdan gelmez “hayır”, evet gelmez; gider ‘zaman’sız kâbûs kâbûs bindiği salınla, salına salına, uyku selinde, içdenizinde n-için n-için, nasıl da…)] bin bir g/özüm ama âmâ, lâl dillere, sağır kulaklara, sözüm sözüm ve de a iki gözüm iki çeşme yok yok torba: delik-deşik…
kaçak
uykum kaçtı: açtı içini içdenizlere: mor: bulutsu [soğuk-sıcak (ılık değil)]: yağmur: rüzgârlı yağmur: karlı-yağmur: karmançormanyağmur: ne yaz ne bahar ne güz ne kış ve hepsi ve hiçbiri: biricik ‘hiç’: “sus” diyor tanrı, şeytan “us”, cin “k/us” diyor “k/us, için için derdini olur-olmaz dereye, çaya, ırmağa, göle, denize, okyanusa, usa, susa; susa susa haykır” diyor yok ile boş (hoş demesinler de ne yapsınlar kaçıklıklarını kaçaklıklarında kaça kaça ‘hiç’e…)
ne diyordum… ha: hayır gelmez evetten de freud freud… [“uyu, uyu, uyu ve bırak kendini bana”(sen de kimsin…)] ––––torba hâlâ delik-deşik…
günlük
bir günlük uyku: su gibi: içdeniz tertemiz: rüya yok [(kâbûs da aşk da ––yok yok, aşk olsun, meşk de –olmasın mı yoksa… uyku sersemiyim herhep)]mavi. yine mavi: açıksaçıkuçuk: bir dağdan akıyorum bir bilinmez kavrama: anlama: ilk kez. içimde bir huzur: bin huzur: bin bir huzur: için için huzur: ağlamıyorum: ağlayarak uyanmıyorum: uyanmıyorum: uyanmıyorum: uyanmıyorum ‘hiç.’






