Çok önemli bir iş görüşmesine yetişmeye çalışıyordu İlhan. Hızlı adımlarla ilerliyordu kalabalık caddenin tam ortasında. Etraftaki herkes aynı telaş hâli içinde olduğu için kimse kimseyi fark etmiyordu. Her günkü gibi sıradan, olağan bir gündü bugün onun için. Aceleyle ilerlerken kendi istikametinde, yolun her iki tarafında kadim kentlerin etrafını saran kale surları gibi örülmüş yüksek binalara bakmayı da ihmâl etmiyordu. Gözü en az yüz yıllık balkonlarında küçük ve ilgi çekici heykellerin olduğu tarihî bir binaya takıldı. Sonra durdu ve ona çarpıp geçen insanlara hiç aldırış etmeden hayranlık ile seyretti o mimari harikası yapıyı. “İşte estetik bu,” diye geçirdi içinden ağzı iki karış açıkken. Kısa bir süre geçtikten sonra bir ses duydu insanı kendine hayran bırakan. Başını aşağıya, sesin geldiği yöne doğru indirdi yavaş bir hareketle. Neşeli, yerinde duramayan bir akordeondan gelip etrafa yayılıyordu o güzel notalar. Orta yaşın biraz üzerinde, kır saçlı azıcık da zayıfça bir adamın iki elinin arasında büzülüp peşi sıra tekrar neşeyle iki yana açılmasını seyretti. Adam kendini öylesine kaptırmıştı ki, çaldığı şarkıya sanki elleriyle tuttuğu bir müzik aleti değil de yeni doğmuş hassas bir bebekti. Bir an yetişmek istediği yere gitmekten vazgeçti ve sokak müzisyenini dinlemeye karar verdi İlhan. Biraz daha yaklaştı ve gözlerini alabildiğine dikkatle açıp çalgıcının parmaklarının tuşlar ile nasıl bir uyum içinde hareket ettirdiğini izledi gözlerini bir an olsun kaçırmadan. Çevrede farklı müzik aletleri çalan müzisyenler de vardı, ama o nedense akordeon sesine takılmıştı. Kaldırımdaki bütün çalgılardan çıkıp birleşen notalar muhteşem bir armoni yayıyordu etrafa. Melodiler önce kulaklarına, oradan da kalbinin derinliklerine kadar indi. İçi kıpır kıpır oldu. İlk defa âşık olan bir ergen gibi hissediyordu. Müziğin ritmine kendini öylesine kaptırdı ki, kaldırımda, duvarın dibinde kendinden geçmiş akordeoncuya eşlik etmeye başladı. Genç ve bakımlı bir kadın da yanına yaklaştı gülerek. Önce beraber şarkıya eşlik ettiler, sonra da ayakları ve elleriyle ritim tuttular onları izleyen şaşkın kalabalığa hiç aldırış etmeden. Sanki büyük bir baloya katılmış aristokrat bir çift gibiydiler. Herkesin bakışları ikisinin üzerindeydi. İlhan, her şeyi unuttu bu süre içinde. Ne yetişmeye çalıştığı iş görüşmesi ne de diğer görevleri hiçbiri umurunda değildi. Akordeonu çalan müzisyen onların bu hâlini fark edince, önce yanında gitar çalan üniversiteli gence baktı, ardından gülümseyerek daha hareketli ve neşeli şarkılar çalmaya başladı. İlhan ve hiç tanımadığı partneri çevrede kendilerini hayranlıkla seyreden kalabalığa hiç aldırış etmeden danslarına devam ettiler. Beş on dakika dans ettikten sonra yoruldular ve biraz soluklanmak için durdular. Birdenbire alkış ve tezahürat sesleri yükseldi onları izleyen kalabalıktan. İlhan, partneriyle birlikte onları selamladı gülümseyerek. İkisi de çok mutluydu bu durumdan Herkes cebindeki bozuklukları çıkarttı ve akordeoncunun önündeki kutuya attı. Akordeoncu da çok memnun kaldı beklenmedik bu misafirlerden. Çok geçmeden İlhan ve yeni arkadaşı yürüyerek uzaklaştılar ve gözden kayboldular.






