Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Temmuz 2026

Söyleşi

Günay Gafur: "Okuru, hedeflediğiniz ruh haline büründürmek ve yolculuğun seyrini değiştirmek."

Deniz Sessiz

Paylaş

0

0


Kaosun İçinde Bir Oyun, Oyunun İçinde Bir Gizem

Günışığı Kitaplığı'nın 30. yılına armağan ettiği "Gizemli Maceralar" koleksiyonunun ikinci dizisi olan Kaos Oyunları, okurları bilim, merak ve maceranın iç içe geçtiği sürükleyici bir yolculuğa davet ediyor. Dizinin ilk kitabı Kelebek Etkisi, Kaos Teorisi'nden ilham alan kurgusuyla yalnızca bir gizemin peşine düşmekle kalmıyor; arkadaşlık, dayanışma, hayvan hakları ve dijital dünyanın sunduğu olanaklar ile tehlikeler üzerine de düşündürüyor.

Polisiye edebiyatın sevilen isimlerinden Günay Gafur, bu kez çocuklar için kaleme aldığı romanında altı genç kahramanı bilinmezliklerle dolu bir oyunun içine yerleştiriyor. Bilimsel kavramları eğlenceli bilmecelerle buluşturan yazarla, Kelebek Etkisi'nin ortaya çıkış sürecini, çocuklar için yazmaya yönelmesinin ardındaki hikâyeyi ve iyi bir maceranın yapı taşlarını konuştuk.

“Kelebek etkisi” ve Kaos Teorisi gibi bilimsel kavramları kitapta bilmeceler ve oyunlarla iç içe geçiriyorsunuz. Bu kavramlar yalnızca tematik bir arka plan olarak kalmıyor, doğrudan anlatının ve kurgunun işleyişine de dahil oluyor. Biraz da yazım ve kurgu süreçleriniz üzerine konuşmak isterim.

İşin içinde bilim varsa sorular vardır. Sorular varsa merak ve arayış vardır. Eğer hayal gücün de varsa lezzetli bir hikâye için hazırsın demektir. Aklıma gelen fikir tüm bunları karşılayacak güçteydi. Düşünsenize elinizde sırlar barındıran, ismini söyleyince bile içinizi ürperten devasa bir teori var. Kanat çırpan kelebek metaforu ile dünya çapında ün salmış, evreni işleten Kaos Teorisi.

İşe, araştırmak ve teori hakkında bildiklerimi derinleştirmekle başladım. Bir yandan da kitabın kahramanları hakkında kafa yorup onları ayakları yere basan, somut karakterlere dönüştürdüm. Sıra bu altı kafadarı Kaos Teorisi’nin gizemli sularında yüzdürecek çarpıcı bir sebep bulmaya gelmişti. İşin doğrusu çok zor olmadı. Çocuk, gizem, macera, eğlence deyince akla gelen ilk fikre sarıldım. Oyun.

Kurgunun ana iskeleti belli olduktan sonra ince işçiliğe koyuldum. Ayrıntılar, yan karakterler, mekânlar, kişilik özellikleri, hikâyeyi geliştiren duygular derken yolculuğun sonuna ulaştım. Bu süreçte her karakter kendi yolunu çizdi diyebilirim. Profesör, Zehir, Ejderha, Acısos, Siren ve Baykuş. Sağ olsunlar beni hiç yormadılar. Ufak tefek dokunuşların haricinde kahramanlarım ne yapacaklarına, nasıl yapacaklarına kendileri karar verdi. Son ana kadar hep birlikte yolculuk ettik, birlikte iz sürdük, sevindik, korktuk, güldük, heyecanlandık. Her birini çok sevdim.

Ama bu hikâyenin yazarı olarak bazı şeyleri son ana kadar onlardan gizlemek zorundaydım. Bunun için her birinden af diliyorum. Evet gizledim çünkü sürpriz sonları seviyorum. Ters köşe oldukları anda yüzlerindeki büyük şaşkınlığı görmek güzeldi. Hem böylece daha büyük bir maceraya yelken açmalarını sağladım. Bu vesileyle duyurmuş olayım. Kelebek Etkisi’nin ardından dizisinin ikinci kitabı Kuantum Adası da yakında geliyor. Üstelik kahramanlarımızın karşısında bu kez zorlu rakipler de olacak.

Deniz Sessiz: Polisiye edebiyat alanında tanınan ve geniş bir okur kitlesi tarafından takip edilen bir yazarsınız. 2024 yılında Baba kitabınızla Kristal Kelepçe Yılın Polisiye Romanı Ödülü’nü de kazandınız. Şimdi ise Günışığı Kitaplığı’nın 30 yılına armağan ettiği “Gizemli Maceralar” koleksiyonundaki “Kaos Oyunları” dizisiyle, çocuklar için macera ve polisiye unsurları harmanlayan bir anlatıyla karşımızdasınız. Bu geçiş süreci nasıl gelişti, çocuklar için yazmaya yönelme kararınızın arkasında ne vardı?

Günay Gafur: Hemen cevaplayayım: Bu kararın arkasındaki isim, oğlum Çınar. On bir yaşındaydı ve bana gelip “Senin kitaplarını okumak istiyorum, hangisinden başlayayım?” diye sordu. Yazdığım romanların yetişkinler için olduğunu, suç-gizem-gerilim kitapları okumak için en az dört beş yaş daha büyümesi gerektiğini söyledim. Gözlerindeki hayal kırıklığını görünce üzüldüm ve bir karar verdim: Oğlumun ve akranlarının yaşına uygun, macerası, gizemi ve mizahı bol bir hikâye yazmak. Kaos Oyunları böyle doğdu. Hikâyeyi ve karakterleri oluştururken Çınar’a sorduğum, bana fikirler verdiği, kafa kafaya verip birlikte düşündüğümüz o kadar çok an oldu ki sayısını hatırlamıyorum. Çınar olmasaydı Kaos Oyunları olmazdı, ona minnettarım.

DS: Kelebek Etkisi, bir yandan gizem ve macera duygusunu canlı tutarken diğer yandan hayvan hakları, birlikte yaşama kültürü, canlılara karşı sorumluluk, dijital görünürlük ve çevrimiçi güvenlik gibi güncel meselelere de değiniyor. Ancak bunların hiçbiri hikâyenin önüne geçmiyor ya da didaktik bir tona dönüşmüyor. Bu dengeyi kurarken nasıl bir yol izlediniz?

GG: Açıkçası bunun için özellikle bir çaba sarf etmedim. Hikâyenin ana çatısını oluşturduktan sonra yan hikâyeler, yan karakterler ve ayrıntılarla beslediğim süreçte pusulam hayatın kendisi oldu. Gerçek hayatta nelerle karşılaşıyorsak, çocuklar gündelik rutinlerinde ne yaşıyorsa kahramanlar da onu yaşadı. Arkadaşlık ilişkileri, birlikte hareket etmeyi öğrenmek, sokak hayvanlarının başına gelenler, internet çağı gibi kavramlar ve güncel konular hikâyenin doğal akışında yer aldı. Bunları çocuklara öğretmek, parmakla göstermek için yerleştirmedim kurguya. Gerçekte varlardı kurguda da var oldular. İyi kalpli çocukların gözünden bu meseleler nasıl görünüyorsa öylece aktardım.

DS: Romanda mekânlar yalnızca sahne değil, anlatının tonunu dönüştüren birer eşik gibi çalışıyor. Özellikle Kaos Evi’ne geçişle birlikte hikâyenin atmosferi daha sıkı, daha gerilimli bir yapıya bürünüyor. Bu mekânsal geçişlerin kurgulamak nasıl gelişti?

GG: Senelerdir suç-gizem romanları yazdığım için bu konudaki tecrübelerimi çocuk romanıma da aktardım. Yazdığınız tür doğrultusunda seçtiğiniz kelimelere, mekân ve durum betimlemelerine, dil ve üslubunuza şekil vermeniz önemli. Okur, sayfaları çevirdikçe o atmosfer tarafından sarıp sarmalanmalı, geçirmek istediğiniz duygu, tabiri caizse okurun ruhuna fark ettirmeden sızmalı. Romantik bir metin yazıyorsanız gece gökyüzündeki dolunayı başka tarif edersiniz, gerilim yazıyorsanız başka. Yani ben öyle yapıyorum.

Dolayısıyla heyecan dozunu yükseltmek istediğim sahnelerde de bu yazısız kurala riayet ettim. O evden bahsederken “Uzay boşluğundaki ıssız ve tekinsiz bir hapishane” demeyi tercih ettim mesela. Oysa “Yemyeşil ağaçların arasında, doğayla iç içe, huzur dolu bir kulübe” de diyebilirdim pekâlâ. Kelimeler sihirlidir. İşte buna edebiyatın gücü diyorum ben. Okuru, hedeflediğiniz ruh haline büründürmek ve yolculuğun seyrini değiştirmek.

DS: Roman boyunca sıradan görünen ayrıntılar, çocukların bakışıyla birlikte ipuçlarına ve gizemin parçalarına dönüşüyor. “Görmek” ile “anlamlandırmak” arasındaki bu ilişkiyi düşündüğümüzde, sizce çocuklar gördüklerini yorumlama konusunda yetişkinlerden farklı bir avantaj mı taşıyor?

GG: Çocuklar bu konuda kesinlikle daha avantajlı. Dünyanın dar kalıpları zihinlerini henüz sınırlandırmamış, düşünce dünyaları yeniliklere çok açık, merakları körelmemiş ve hayalleri gökyüzü kadar geniş. Böyle olunca bize çok sıradan görünen gündelik ayrıntılar, onların gözünde bambaşka anlamlara bürünebiliyor. Sıkıcı sandığımız rutinler, eğlenceli ve gizemli bir oyuna dönüşebiliyor. Bir çocuğun zihniyle hayata bakmak, her sabah adına dünya denilen bir eğlence parkında uyanmak gibi. Şoför trafikte sinir krizi geçirir ama arkada oturan çocuk, otobüsleri birer balinaya, arabaları yunusa dönüştürüp macera okyanusuna çoktan dalmıştır bile.

İşte iyi yazılmış her çocuk kitabı, hatta iyi yazılmış her kitap, bu sihirli evrenden dünyamıza ulaşmayı başarmış, ışıl ışıl parıldayan birer kuyruklu yıldızdır. Gecemizi süsler.

Bu güzel söyleşi ve harika sorularınız için çok teşekkürler.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Alice in Borderland: Kazanırsan YaşarsınÇ. Hasekioğlu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Hülya Soyşekerci

15 Nisan 2025

"Yazınsal Tutkunun İzinde" Yazmanın Mu..

Şirvan Erciyes’in eleştirel kalemiyle derinleştirdiği Yazınsal Tutkunun İzinde’nin, düşünen, sorgulayan, irdeleyen pek çok okurun başucu kitabı olacağına inanıyorum.Eleştiri, deneme ve inceleme yazılarına yoğun emek veren genç kuşak eleştirmenlerden Şirva..

Devamı..

Simyacılık

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024