Işıl Bayraktar • Uçan Atlı Karınca
31 Mart 2017 Öykü

Işıl Bayraktar • Uçan Atlı Karınca


Twitter'da Paylaş
0

Bir gece yarısı. Eldivenlerim var ama çıkarıyorum. Ellerim donuyor. Donan ellerim sigaramı yakmaya çalışıyor. Ateş yanmıyor. Soğukta usul usul kıpırdanıyor yalnızca. Karşıki duvara bakıyorum. Usul usul yanan sigaranın gecenin ışıklarına karışan aydınlığında sürekli karşıki duvara bakıyorum. Duvar maviye boyanmış. Kanatlarının iki yanında duran maviliğin ortasında uçan bir atlı karınca bana bakıyor. Gözleri doğrudan bakıyor. Hiç oyun bilmiyor bu atlı karınca. Duvarın içinden yükselecekmiş gibi kanatlarıyla. Yükselip kendisi uçmaya çalışırken ona bakanları da uçurmaya çalışacakmış gibi. Bir şey daha dikkatimi çekiyor. Kanadının bir yanında bir top taşıyor. Simsiyah, içi karanlık kapkara bir top bu top. Öylesine ağır ki, atlı karıncanın o topu taşımakta zorlandığını farkediyorum. İçinde bir ağrı var. Ağrıyan bir ağrı. Topun kendisi bu ağrı yüzünden mi ağır, yoksa top kendisi ağır olduğu için mi atlı karınca ağrıyor, kestiremiyorum. İkisi birbirine karışmış gibi. Bu top ağrı taşıyan bir top, orası kesin. Yüzünde bir buruşukluk, memnuniyetsizlik var. Tek gözünün kapanması bile bundan diye düşünüyorum. Dünyaya tek gözüyle bakıyor atlı karınca. “Tek gözle bakmak eksikliktir” diyenlere inatla kanatlarını çırpıyormuş gibi geliyor. İnatla kanatlarını çırpıyormuş gibi. Ağrının altındaki karanlık gözüme çarpıyor. Sanki bu ağrı kanatlarının bir tarafını karartmış, kararan kanatları uçamasın istemiş. Baştan aşağıya kararıveriyor gözümün önünde atlı karınca. O karardıkça taşıdığı top sinsi bir kahkaha atıyormuş gibi geliyor. Bu kahkahayı duyuyorum ona bakmayı sürdürürken. Atlı karıncanın gövdesinin de ikiye bölündüğünü görüyorum sonra. Gölgeler sarmış her iki yanını da. Sanki gölgeler karanlığı kapatmak ister gibi, ama diğer tarafı da gölge halesinin içine girmiş. Ayaklarından yüzüne doğru yükselen gölgeler onun ifadesini bulanıklaştırmış. Ağrılı topla gölge işbirliği yapmış sanki ve bu işbirliğinin ortasında atlı karınca kanatlarını tuta tuta uçacak bir gökyüzü aramaya başlamış. Çırpınan kanatların gölgeler altında kalmayacağını biliyorum. Gölgeler! İlla ki gidecekler ve kendilerine gölgeli bir dünya bulacaklar! Bir duvar kenarında uçmaya çalışan mavi boyaları çıkmış bir atlı karıncanın uçuşuna engel olamayacaklar. Elime mavi boyalar alıyorum ve uçan atlı karıncaya doğru emin adımlarla yürüyorum, onu maviye boyarken baştan aşağıya uzatıyor kanatlarını. Ağrılı top yere, tam ayağımın üstüne düşüyor, ayağım acıyor ama ses etmiyorum. Gölgeler üstümüzden uçup cehennem ateşine doğru gidiyorlar. Atlı karıncayla bakışıyoruz. Sonra o uçuyor. Duvar boş şimdi.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR