Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

13 Ekim 2025

Edebiyat

Serbest Dolaylı Anlatım: Üçüncü Tekil Şahıs Anlatıcı

Sean Glatch

Paylaş

1

2


Serbest dolaylı anlatım da tıpkı bilinç akışı gibi karakterin iç dünyasına odaklanır ama burada karakterin duygu ve düşünceleri önce düzenlenir ardından belli bir biçemde ifade edilir.

 

Serbest dolaylı anlatımda yazar, hikâyeyi aktarmak için üçüncü tekil şahıs anlatıcıyı kullanır ama bunu yaparken de birinci tekil şahıs anlatıcının bakış açısından faydalanır. Her ne kadar bu teknik 20. yüzyılda popüler hale gelse de, karakterlerinin iç dünyasını keşfetmeye çalışan yazarlar tarafından çok uzun süredir kullanılıyor. 

Serbest dolaylı anlatım ya da serbest dolaylı üslup olarak bilinen bu teknik yazarın, karakterin düşüncelerini oldukça yakın bir mesafeden ortaya çıkarmasına imkân tanır. Şimdi hepimizin yakından bildiği bazı romanlardan alınan serbest dolaylı anlatım örneklerini ve bunların okur üzerindeki etkilerini inceleyeceğiz ancak önce bahse konu anlatı tekniği hakkında biraz daha konuşalım.  

Serbest dolayı anlatım nedir? 

Serbest dolaylı anlatım, yalnızca üçüncü tekil şahıs anlatıcının bakış açısıyla yazıldığında uygulanabilen bir anlatı tekniğidir. Yazar anlatıcı olarak üçüncü tekil şahsı seçer ancak odaklandığı karakterin duygu, düşünce ve çatışmalarını  aktarabilmek için -o karakter hikâyenin anlatıcısı olmasa dahi- birinci tekil şahıs anlatıcının yakınlığından faydalanır. 

Kısaca şöyle de ifade edebiliriz: Serbest dolaylı anlatım, birinci tekil şahsın bakış açısıyla yazılan üçüncü tekil şahıs anlatısıdır. Mesela James Joyce roman ve öykülerinde sık sık bu anlatım türüne başvurur: 

Yeri süpüren eteklerin ve yere sürülen ayakların çıkardığı sesleri dinleyerek içerdeki vals bitene kadar salonun kapısında bekledi. Kızın sert ve ani cevabından ötürü hâlâ biraz huzursuzdu. Manşetlerini ve kravatının düğümünü gevşeterek bu cevabın içine saldığı sıkıntıyı hafifletmeyi denedi. Ardından cepkenin cebinden küçük bir kâğıt çıkarıp konuşması için hazırladığı başlıklara göz attı. Dinleyenlerin seviyesini aşabilir endişesiyle Robert Browning'in dizeleriyle ilgili kararsız kalmıştı. Shakespeare ya da Melodies'den hatırlayabilecekleri alıntılar daha iyi olurdu. Etrafındaki adamların ayakkabı topuklarının çıkardığı nahoş takırtılar ve ayakkabı tabanlarını yere sürtüşleri onların kültür seviyesinin kendisininkinden farklı olduğunu bildiriyordu. Onlara anlamayacakları bir şiirden dizeler okumakla kendini yalnızca gülünç bir duruma sokmuş olacaktı. Yüksek tahsilinin havasını atıyor diye düşüneceklerdi. Küçük odadaki kıza karşı nasıl çuvalladıysa onlara karşı da aynı şekilde çuvallayacaktı. Yanlış perdeden girmişti. Konuşması baştan aşağı yanlıştı, tam bir fiyasko. (James Joyce, Ölüler, Çev. Mustafa Bal, Sf. 16, Palto Kitap,2014)

Kalın yazı tipiyle aktarılan kısımlarda okur Gabriel’in düşüncelerini birinci tekil şahsın bakış açısından öğreniyor. Metindeki anlatıcı hâlâ üçüncü tekil şahıs ama biz bu kısımlarda Gabriel’in düşüncelerine doğrudan erişebiliyoruz. Gabriel’in etrafında olup bitenlere ve kendi yapacağı konuşmaya verdiği tepkiyi dışarıdan bir gözle değil, doğrudan onun kendi duygu, düşünce ve içsel tepkisiyle öğreniyoruz.

Serbest dolaylı anlatım mı yoksa doğrudan ya da dolaylı anlatım mı? 

Kurmaca bir metinde olup bitenleri karakterin bakış açısından görmek söz konusu olduğunda karşımıza üç farklı anlatım tekniği çıkar ve serbest dolaylı anlatım bunlar arasında kolaylıkla tanınabilir. 

  • Doğrudan anlatım: Doğrudan anlatıcının sesidir. Metinde ya birinci tekil şahıs anlatıcı kullanılmıştır ya da karakterler kendi aralarında konuşmaktadır.

  • Dolaylı anlatım: Karakterin kendi kelimeleriyle kurduğu dünyada kalmaya devam ederiz ama burada söylenen ya da düşünülen şey tırnak işareti olmadan yazılır. 

  • Serbest dolaylı anlatım: Yukarıda detaylı olarak tartışımız anlatım tekniği. Birinci tekil şahsın yakınlığından faydalanan üçüncü tekil şahıs anlatıcı. 

İşte kendi uydurduğum birkaç örnek: 

  • Doğrudan anlatım: “Trader Joe’da sürekli eski sevgililerimden biriyle karşılaşmasam seninle oraya gelirdim,” dedi. 

  • Dolaylı anlatım: Trader Joe’ya ne zaman gitse eski sevgililerinden biriyle karşılaştığını hatırladı ve bir kez daha riske girmeye değer mi merak etti.

  • Serbest dolaylı anlatım: Trader Joe’ya ne zaman gitse eski sevgililerinden biriyle karşılaştığını hatırladı. İyi de ne demeye şimdi bir kez daha oraya gidip o bildik karşılaşmalardan birini yaşasın, o acı ve utanç duygusuyla yeniden yüzleşsin?

Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi serbest dolaylı anlatım, öteki anlatım tekniklerine göre karakterle daha yakın bir bağ kurar. Öyle ki, karakterin iç dünyası hikâyenin anlatım akışına entegre edilir ve böylece okur hem düşünceleri hem de duyguları kendi zihninde çok daha yakından deneyimler.

Serbest dolaylı anlatımın bilinç akışından farkı

20. yüzyıl yazarları aynı metin içinde hem serbest dolaylı anlatımı hem de bilinç akışını birlikte kullandığından bu iki teknik sık sık karıştırılır. 

Bilinç akışında duygu, düşünce ve algılar gerçek zamanlıdır. Yani bir olay gerçekleşir ve karakter eş zamanlı olarak o olaya ilişkin duygu, düşünce ya da algısını -o an olduğu haliyle- aktarır. Bilinç akışıyla yazılan metinler aşırı yoğun ve anlaşılması güçtür çünkü burada insan zihni filtrelenmez, tercüme edilmez. Serbest dolaylı anlatımdan asıl ayrıldığı yönse gerçek zamanlı oluşudur. 

Kendi düşüncelerimiz yer yer kesintilerle, dikkat dağınıklarıyla ve boşluklarla doludur. Bağlantılar kurarak düşünürüz. Bu da zihnimizin sürekli sıçramasına sebep olur. Çağrışımlar uyaranları, uyaranlar da anıları tetikler ve yalnızca kendimizin anlayabileceği düşünce modelleriyle yalnızca bize özgü olan kendi iç dilimizle düşünürüz. Bilinç akışı bütün bu karmaşayı yazıya dökmeye çalışır. 

Serbest dolaylı anlatım da tıpkı bilinç akışı gibi karakterin iç dünyasına odaklanır ama burada karakterin duygu ve düşünceleri önce düzenlenir ardından belli bir biçemde ifade edilir. Başka bir deyişle, bu duygu ve düşünceler filtreden geçer. Böylece okur, karakterin deneyimini algılamak için zihnin kesintileri ve boşluklarıyla ya da sıçramalarıyla mücadele etmek zorunda kalmaz. 

Serbest dolaylı anlatım örnekleri

Jane Austen, Akıl ve Tutku’dan bir paragraf: 

Elinor’un mutluluğu o kadar büyük değildi. İçi rahat değildi; onların eğlencelerinden pek o kadar katıksız bir sevinç duymuyordu. Ona geride bıraktığı şeylerin yerini dolduracak ya da Norland’ı eskisinden daha az üzüntüyle düşünmeyi öğretebilecek bir arkadaş veremiyorlardı. Ne Lady Middleton ne de Mrs. Jennings ona özlediği sohbetleri sunabiliyorlardı; gerçi Mrs. Jennings aman vermez bir konuşmacıydı ve daha en başta ona konuşmasının büyük bir parçasının muhatabı olmasını sağlayacak bir nezaket göstermişti. Kendi hayat hikayesini Elinor’a üç dört kez tekrarlamıştı; Elinor'un hafızası düşünme yeteneği kadar güçlü olsaydı, Mr. Jennings’in son hastalığının tüm ayrıntılarını, ölmeden birkaç dakika önce karısına ne dediğini tanışıklıklarının daha başında öğrenebilirdi. Lady Middleton annesinden daha makuldü, sadece daha sessiz olduğu için. Elinor onun ölçülü duruşunun, içinde aklın payı olmayan düz bir davranış sakinliği olduğunu kavramak için pek az gözleme ihtiyaç duydu. Kocasına ve annesine karşı da onlara karşı olduğu gibiydi; demek ki yakınlık aranmayacak, beklenmeyecekti. Bir gün de önceki gün demediği bir şey desin. Sıkıcılığı sabitti, çünkü ruh hali bile her zaman aynıydı; kocasının ayarladığı partilere itiraz etmiyor, her şeyin adabınca yürütülmesini sağlıyor, en büyük iki çocuğu ona eşlik ediyorduysa da bunlardan evde oturmaktan daha fazla zevk alıyora benzemiyordu; - kendi varlığı da başkalarının aldığı zevke pek bir katkıda bulunmuyor, sohbetlerine katılmıyordu, öyle ki bazen onlara aralarında olduğu sadece haylaz oğullarından dert yanmaya başlayınca hatırlatılıyordu. (Jane Austen, Akıl ve Tutku, Çev. Hamdi Koç, Sf. 56, İş Bankası Kültür Yayınları, 2017)

19. yüzyıl gibi erken bir dönemde serbest dolaylı anlatımı kullanan Jane Austen, bu anlatım tekniğinin yayılmasına öncülük eden isimlerden biri. Burada Elinor bir yandan yeni yaşam şartlarına uyum sağlamaya çalışırken öte yandan etrafındaki kadınlardan ve onlar arasında hissettiği yalnızlıktan yakınıyor. Duygu ve düşüncelerinin anlatıma dahil edildiği yerlerse kalın yazı tipiyle işaretlenen kısımlar.

Serbest dolaylı anlatımı ayırt etmenin en kolay yollarından biri de -ifade ediliş biçimleri farklı olsa da- duygu ve düşünceleri tasvir eden kelimeleri bulmak. Mesela yukarıdaki örnekte Mrs Jennings’in “aman vermez bir konuşmacı” olduğunu düşünen anlatıcı değil, Elinor’dur. 

 

Kafka, Dönüşüm’den bir paragraf: 

Konsolun üzerinde tik tak diye sesler çıkararak çalışan çalar saate baktı ve “Ulu Tanrım!” diye düşündü. Saat altı buçuk olmuş, hatta altı buçuğu da geçmişti ve yediye çeyrek kalaya yaklaşıyordu; akreple yelkovan büyük bir sükunetle ilerlemekteydi. Saat çalmamış mıydı acaba? Saatin dörde ayarlandığı yataktan görülebiliyordu, mutlaka çalmış olmalıydı. Evet, ama mobilyaları bile zangırdatan o zil sesine rağmen uyumaya devam etmiş olması mümkün müydü?Gerçi huzurlu bir uyku tutmamıştı ama muhtemelen derin uyumuştu. Ne yapacaktı şimdi? Bir sonraki tren saat yedideydi; o trene yetişmek için anlamsız derecede acele etmesi gerekiyordu, oysa kumaş örnekleri henüz toparlanmadığı gibi, kendisini de pek zinde ve çevik hissetmiyordu. Ayrıca trene yetişse bile, patronun öfkesinden artık kaçamazdı, çünkü şirketin getir-götür işlerini yapan odacısı mutlaka beş treninin varışını beklemiş ve Gregor'un trende bulunmadığı haberini çoktan yetiştirmişti. Omurgasız ve aptal odacı, patronun adamıydı. Peki, hastalık mazereti öne sürse ne olurdu? Bu, son derece utanç verici ve şüphe uyandıran bir duruma yol açardı, çünkü Gregor beş yıllık hizmeti sırasında bir kere bile hasta olmamıştı. Patron yanına mutlaka sağlık sigortası doktorunu alıp gelir, annesiyle babasına karşı tembel oğulları nedeniyle suçlamalarda bulunur ve tüm itirazları, bütün insanların aslında sağlıklı ama bazılarının çalışmaya isteksiz olduğunu savunan sigorta doktorunun yardımıyla geçiştirirdi. Aslında bu durumda haklı sayılmaz mıydı? Gregor kendisini, uzun uykunun ardından oldukça yersiz sayılabilecek miskinliği saymazsak, gerçekten de gayet iyi hissediyordu ve çok acıkmıştı. (Kafka, Dönüşüm, Çev. Levent Bakaç, Sf.35, Ayrıntı Yayınları, 2017)

 

Kafka serbest dolaylı anlatımı öylesine ustalıkla kullanır ki, okur olarak kendimizi bir anda Gregor Samsa’nın zihninde, dolayısıyla da bir hamamböceğinin bedeninde buluruz. Ve yavaş yavaş Samsa’nın dünyaya olan yabancılaşmasına tanık olur, kendimizi Dönüşüm’ün sürreal dünyasının akışına bırakırız. 

Romanın ilk sayfalarından alınan bu paragrafta serbest dolaylı anlatımın farklı işlevlerini görüyoruz. Samsa düşünür, hisseder, çeşitli varsayımlar üzerinde kafa yorar, biz de onunla birlikte dolanır, bir hamam böceğinin bedenine hapsolmanın tuhaflığını ve aynı zamanda endişesini hissederiz. 

 

Virginia Woolf, Deniz Feneri’nden bir paragraf:

Çünkü bu insanların istediği türden ipe sapa gelmez şeylerden söz etmeye hiç niyeti yoktu. Bu budala kadınların kendisiyle tenezzül eder gibi ilgilenmelerine izin vermeyecekti. Odasında kitap okurken aşağı inmişti ve şimdi her şey ona aptalca, yüzeysel, gereksiz geliyordu. Ne demeye giyinmişlerdi ki? O normal giysileriyle gelmişti. Gece kıyafeti yoktu. “Postayla gelen şeyler genelde eften püften şeyler” — hep böyle şeyler söylerlerdi. Erkeklere de bu türden şeyler söyletirlerdi. Evet, gayet doğru, diye düşündü. Yıl boyu eften püften şeylerle uğraşıyorlardı hep. Bütün yaptıkları konuşmak, konuşmak, konuşmak, yemek, yemek ve yemekti. Hepsi kadınların suçuydu. Kadınlar bütün o “cazibeleri”, budalalıklarıyla uygarlığı imkânsız kılıyorlardı. (Virginia Woolf, Deniz Feneri, Çev. Kıvanç Güney, Sf.97-98, Kırmızı Kedi Yayınları, 2020)

Görünen o ki, Charles Tansley oldukça çekici biri. Değil mi? İnsana bıkkınlık veren  cinsiyetçiliğini bir yana bırakırsak bu paragrafta Virginia Woolf serbest dolaylı anlatımı kullanarak Tansley’nin önyargılarını metnin içine yerleştiriyor ve böylelikle onun düşüncelerini kusursuz bir biçimde ortaya koyuyor. Eminim şu an çoğu okur Tansley ile aynı fikirde değildir –  ve elbette Woolf da zamanında okurlarını birer kadın düşmanı haline getirmeye çalışmıyordu. Aksine, Tansley’nin düşüncelerini büyüttü ve okurun bunların ne denli saçma olduğunu anlamasına yardımcı oldu. Önce doğal düşüncelermiş gibi okuyor, ardından öyle olmadıklarını fark edip – sırf dile getirildikleri için – normalde olması gerekenden çok daha fazla tepki duyuyoruz. 

 

Serbest dolaylı anlatım için başka roman örnekleri

  • Gurur ve Önyargı, Jane Austen

  • Madame Bovary, Gustave Flaubert

  • Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, James Joyce

  • Yaşlı Adam ve Denizci, Ernest Hemingway

  • Keyif Evi, Edith Wharton

  • Aşık Kadınlar, D. H. Lawrence

Serbest dolaylı anlatımın etkisi 

Niçin serbest dolaylı anlatımla yazmalı? Yazarlar, edebiyat kuramcıları ve dilbilimciler serbest dolaylı anlatım tekniğini kullanmanın okurun metni alımlama deneyimini olumlu yönde etkilediği fikrindeler. Yazmaya henüz başladıysanız siz de aşağıdaki sebeplerden ötürü serbest dolaylı anlatımı kullanmayı düşünebilirsiniz: 

  • Karakterlerle okur arasında daha yakın bir bağ kurabilmek için. Serbest dolaylı anlatım, karakterin duygu ve düşüncelerine içinden her şeyin rahatlıkla gözlemlenebileceği yakın bir pencere açar. 

  • Somut deneyimler yaratmak için. Bir karakterin duygu ve düşünceleri metne dahil edildiğinde bunları sanki kendi duygu ve düşüncelerimizmiş gibi okuruz. 

  • Anlatıcıyla karakter arasındaki sınırı bulanıklaştırmak için. Kimi yazarlar bu tekniği anlatıcılarının güvenilmezliğini pekiştirmek için kullanır. Konuşan kim? Peki konuşanın o ya da bu olduğuna inanan kim? Ve bu tip sorular okurun metni alımlamasını nasıl değiştirir?

  • Karakterin düşünce tarzını ön plana çıkarmak için. Usta bir yazar büründüğü karakterin sesine göre kelime seçimlerini değiştirir. Serbest dolaylı anlatım karakterlerin nasıl düşündüğünü, ne şekilde konuştuğunu ve kelimeleri nasıl kullandığını daha kolay görmemizi sağlar. 

  • Birinci ve üçüncü tekil şahıs anlatıcının en iyi yanlarını birlikte kullanmak için. Yazarlar niçin birinci tekil şahsı anlatıcıyı çok tercih etmezler? Çünkü tek bir karakterin bakış açısıyla sınırlı kalırsınız. Kısıtlayıcıdır ve esneklik sağlamaz. Serbest dolaylı anlatımsa yazara hem üçüncü tekil şahıs anlatıcının bakış açısındaki özgürlüğü hem de birinci tekil şahıs anlatıcının bakış açısındaki gücü verir. 

     

    Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Faik Çelik

Mükemmel bir anlatım, açıklamalı ve olabildiğince basit

3 Kasım 2025

Faik Çelik

Mükemmel bir anlatım, açıklamalı ve olabildiğince basit, çeviri de çok başarılı

3 Kasım 2025

Öne Çıkanlar

2021'in ‘En İyi Tarihi Fotoğraf Ödülle..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İbrahim Sarıkaya

7 Haziran 2025

“Zamanı Geriye Doğru Akıtmak”

Yalın bir dili var Öndeş’in. Diyaloglar, araya dolgu malzemesi gerektirmeden birbirini tamamlıyor ve akıyor. Sömürgeci geçmişi, iç savaşları, katliamları, faili meçhulleri ile bu toprakların ‘geçmiş’i, ‘bugüne’ dair her anlatının iskeleti, hiç değilse bir alt akıntısı ol..

Devamı..

Sebastião Salgado: Görsel Antropolojid..

Nedim Dertli

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024