Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

17 Ekim 2025

Hayat

Evden Fabrikaya: Sanayi Devrimi Süresince Kadın Yaşamı

Elinor Evans

Paylaş

0

0


Sanayi Devrimi binlerce kadının evden ayrılıp erkeklerle birlikte çalışmaya başlamasına tanıklık etti ama bu durum özgürleştirici olmaktan bir hayli uzaktı. 

Sanayi Devrimi, kadının toplum içindeki rolünün çarpıcı bir biçimde değişmesine sebep oldu. Hane halkı, endüstrileşme öncesinde üretimin merkezinde yer alıyordu ve kadınların çalışması büyük ölçüde ev işleriyle sınırlıydı. Fakat bu sınırlılık daha az emek harcandığı anlamına da gelmiyordu. Su taşımak ya da çiftlik hayvanlarının bakımıyla uğraşmak gibi işler kadınları, aile bireylerini giydirmek ve beslemek kadar meşgul eden görevlerdi ki, çoğu kadın bütün bunlara ek olarak yün eğirmek ya da kumaş dokumak gibi ekstra işler de alıyordu. Büyük ölçekli imalatın gelişiyle birlikte çiftliklerde süregiden küçük ölçekli üretim tamamen son bulmadı ama makine teknolojisindeki ilerlemeler kadınların yaşamını dönüşsüz bir biçimde değiştirdi.

Makinelerin bireysel iş gücünün yerini alması ve gelişmekte olan sanayilerin de kömüre duyduğu ihtiyacın armasıyla birlikte kadınlar, değirmenlerde ve madenlerde çalışan işçi sınıfının bir parçası haline geldi. 18. yüzyıl sonlarında ailelerin büyük bir kısmı birlikte istihdam ediliyor, ebeveynlerin yanı sıra çocuklar da aynı fabrika ya da madenlerde çalışırken çoğu kadın için ev dışında bir işte çalışmak daha fazla bağımsızlık anlamına geliyordu. 

Fakat kadınlar erkeklere nazaran daha güçsüz ve beceriksiz görülüyor, dolayısıyla da daha düşük ücretlere çalıştırılıyordu. Elbette işverenler bu ucuz iş gücünü sömürmekte gecikmediler ve kısa süre içinde dokuma tezgâhları ya da basım işleri gibi kolay öğrenilen, aynı zamanda da çok fazla güç gerektirmeyen işler “kadın işi” olarak görülmeye başlandı. 

İş ve çalışma hayatı dengesizliği

Fabrikalardaki çalışma koşullarıysa – ücretlerdeki nispetsizliğe rağmen – kadınlar açısından çok da farklı değildi. Haftada seksen saate kadar çalışabiliyor, çok az ara verebiliyor ve genellikle besin değeri düşük gıdalarla yetinmek zorunda kalıyorlardı. 23 yaşındaki Elizabeth Bently, 1832 yılında, hükümet tarafından sürdürülen bir soruşturma kapsamında tekstil işçilerinin çalışma koşullarıyla ilgili bir görüşmeye katıldı. Leeds yakınlarındaki bir keten fabrikasında çalışan Bently, durumu şu şekilde özetledi: “Çok fazla toz vardı. Nefes almakta zorlanıyorduk. Sağlığım o kadar kötüydü ki, sepetleri aşağıya indirirken omzum yerinden çıkardı.” 

Fabrikalarda geçen uzun çalışma saatlerinin yanı sıra kadınlar, ev içindeki işleri de bedelsiz olarak görmeye devam etti. Zira hâlâ birilerinin evde yemek pişirmesi, temizlik yapması ve çocukların bakımıyla ilgilenmesi gerekiyordu. Üstelik pek az iş veren bu konuda anlayışlıydı. Bentley, “çeyrekleme” olarak bilinen bir yöntemden bahsetti: “İşe on beş dakika geç kaldığımızda yarım saatlik ücretimiz kesilirdi; böylece saat başına bir peni karşılığında çalışmış olurduk ve iş veren her geç kalandan yarım peni kâra geçmiş olurdu.”

Kadınların yaygın bir biçime istihdam edildiği bir başka alansa madenlerdi ve Lancashire ile Yorkshire’daki madenlerde kadınlar, 19. Yüzyıl ortalarına kadar erkeklerle yan yana çalıştı. 

1842 yılına, Lord Ashley Maden Komisyonu yetkililerince gerçekleştirilen bir soruşturma kapsamında 38 yaşındaki maden işçisi Isabel Wilson bir görüşme yapıldı. Wilson hem çocuk bakmanın hem de madenlerde çalışmanın zorluklarından bahsetti. “Çok çocuk sahibi olan kadınlar bazılarından erken yaşta vazgeçmek zorunda kalıyor. Ben on dokuz yıldır evliyim, on çocuğum vardı ve şu an sadece yedisi hayatta. Madendeki işim çıkarılan kömürleri yukarıya taşımak ve aşırı zorlandığım için beş kez düşük yaptım, her düşükten sonra da uzun süre hasta yattım. Fakat kömür taşımak artık bana eskisi kadar zor gelmiyor. Son çocuğum cumartesi sabahı doğdu, bense cuma gecesi iş başı yaptım.”

Ancak komisyon tarafından hazırlanan raporda yer alan ve kamuoyunda tepkiye sebep olan detaylar bunlar değildi. Tünellerde kömür vagonlarını hareket ettirmek çok emek isteyen bir işti ve hem kadınlar hem de erkekler bunaltıcı ve sıcak hava yüzünden pantolonlarına kadar soyunuyorlardı. Rapordaki küçük bir ayrıntı, bazı kadınların erkeklerin yanında üstsüz çalıştığını belirtiyordu. Basının ustalıkla yaydığı, kamuoyunun da karşılık verdiği öfke kısa süre içinde madende çalışan kadınların kötü birer eş ve anne olduğu inancını körükledi. Müfettişlerin, kadınların yalnızca tek bir madende üstsüz çalıştığını ortaya koyması önemli değildi. 1842 yılında çıkarılan bir düzenlemeyle kadınların – sağlıkları ve ahlakları bakımından – madenlerde çalışması yasaklandı. 

Zaman içerisinde kadınları iş yerlerinden ve çalışma hayatından uzaklaştırmak için çok daha fazla sebep bulundu ve toplumsal cinsiyet algısı da buna paralel olarak gelişti; çalışma hayatında aktif rol alan erkekler evin geçimini sağlayan kişi olarak görülürken 19. yüzyıl ortalarına gelindiğinde toplumdaki ideal kadın algısı ev dışına nadiren çıkan, namus bekçisi bir anne ve eşten ibaretti.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

2021'in ‘En İyi Tarihi Fotoğraf Ödülle..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İbrahim Sarıkaya

7 Haziran 2025

“Zamanı Geriye Doğru Akıtmak”

Yalın bir dili var Öndeş’in. Diyaloglar, araya dolgu malzemesi gerektirmeden birbirini tamamlıyor ve akıyor. Sömürgeci geçmişi, iç savaşları, katliamları, faili meçhulleri ile bu toprakların ‘geçmiş’i, ‘bugüne’ dair her anlatının iskeleti, hiç değilse bir alt akıntısı ol..

Devamı..

Sebastião Salgado: Görsel Antropolojid..

Nedim Dertli

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024