Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

16 Haziran 2022

Sanat

Joan Baez: Savaşa Karşı Barışın Sesi

Alev Bulut

Paylaş

0

0


“Önce insanım, pasifistim, sonra sanatçı."

Savaşa müzikle, sanatla karşı durmak. Barışa ses vermek! Dün gibi bugün de dünyada savaş çanları her çaldığında barışçı müzik insanlarının nefesi hepimize ne kadar iyi geliyor. Yaşamı başta kendi ülkesi ABD olmak üzere bütün yayılmacı ülke politikalarına muhalif olmakla ve savaş karşıtı ezgilerini dünyanın her yerinde ihtiyacı olanlara merhem diye söylemekle geçen üç oktavlık müthiş soprano, büyük ozan, barışçı aktivist Joan Baez’in yazar yönünü bilen azdır. Sanatçının yaşamöyküsü ve anı türünde epeyce kitabı var. Türkçeye de çevrilmiş olan iki yaşamöyküsü kitabı Daybreak (1966-1968, Avon Books; Gündoğumu, çev. Nükhet Turgut, Kuzey Yayınları, 1985) ve And a Voice to Sing With (1987, Summit Books, 2009, PBS; Yürekten Kopup Gelen Ses, çev. İpek Ongun ve Belkıs Çorakçı, Altın Kitaplar, 1989) özel bir yerde duruyor. Bunun dışındaki kitaplarını (One Bowl of Porridge: Memoirs of Somalia, 1985; A Year in Baghdad, 1988; My Childhood as I Remember It, 1996; Inside Santa Rita: A Prison Memoir, 2000; And Then I Wrote..., 2001) ve katkıda bulunduğu kitapları da sayarsak göz ardı edilemeyecek bir yazarlık deneyimi. Gitarı, sözü, kalemiyle tam takım yaratıcı bir sanatçı. Bir de kitaplara yaptığı çizimler ve ressamlığı var, 2019’da konser vermeyi bırakınca çok küçük yaşlardan beri uğraştığı resme daha fazla zaman ayırdığı, sergiler açtığı biliniyor.

Geçen yıl seksen yaşına giren 1941 New York doğumlu Baez tam bir melez: Babası Meksika, annesi İskoç kökenli. Şarkı sözlerinden tahmin edeceğimiz gibi kurgulamayı, öykü anlatmayı iyi biliyor. Daybreak ilk kitap olarak sağlam bir metin; masal kitabı gibi, ayrı başlıklarla günlük notlarını andıran bölümler ve araya serpiştirilmiş rüya bölümlerinden luşuyor. ocukluğundan gençlik yıllarına kadar yaşamını yönlendiren olayları ve ideallerini rüya ile gerçeğin iç içe geçtiği bu kurguda olanca yalınlığı ve açıklığıyla anlatıyor. Okura, gencecik Joan Baez’in aktivist bir şarkıcı olma yolunda şöhret basamaklarının en başındaki ruh halini yaşatıyor. Önemli bir fizikçi olan babasının akademik ve resmi görevleri nedeniyle gittikleri yerler, özellikle ağır bir hastalıkla boğuştuğu Bağdat günleri; muhafazakâr babasının kiliseye verdiği önem, kendisinin de ilahilerden etkilenip kariyerinde bolca kullanması (örneğin “We Shall Overcome” eski bir gospel), müziğiyle kitleleri etkileme gücünü fark edişi, ileride savaşlara ve ırkçılığa karşı insan hakları ve dünya barışı için kullanacağı bu gücün başlangıç öyküsü, hepsi var anılarında. Bu başlangıcın ince ayrıntılarını ve devam yolculuğunu And a Voice to Sing With kitabında 1980’lerin ikinci yarısına kadar yine bölüm başlıklarıyla yer yer günlük ve gezi notları gibi okuyoruz. Öbür kitapları da sanatçının öyküsünü farklı dönemsel vurgularla ­tamamlıyor.

Baez işine bağlı, titiz ama bir o kadar da özgür, başına buyruk bir kadın, kalbi yaratıcılığını besleyen insani deneyimlere, sevgiye hep açık. “Önce insanım, pasifistim, sonra sanatçı” demiş bir söyleşisinde. Barışçılığı hem insan, kadın ve anne hem de sanatçı olarak en önemli özelliği; Vietnam Savaşı karşıtı albümüyle aynı adlı şarkıda sorduğu gibi (“Where are You Now, My Son?”, 1972: “Savaş bitti diyorlar, sen şimdi neredesin oğlum?”) dünyanın bütün savaşlarını yüreğinde hissetmiş. 

Baez’in kitaplarında dostları ve aşkları da var bolca, Bob Dylan da var. Baez insanlık için ne yaparsa yapsın Bob Dylan’la ilişkisi yaşamının hep en merak edilen yönü oldu. Bu inişli çıkışlı aşk, Dylan’ın sadakatsizliği ve kabalıkları kadar (geçtiğimiz aylarda çok eski bir ilişkisiyle ilgili taciz davası açıldı Dylan’a) Baez’in kendini adadığı dünya dertleri ve ilkelerine bağlılığıyla da zora girmiş. Ben bu efsane ikilinin fırtınalı ilişkisinde Baez’ciyim. O ne diyorsa odur; bitmiş aşkın hayaletinden “Diamonds and Rust” gibi bir mücevher yaratmış sonuçta! “Güneş her sabah yeniden doğuyorsa, seninle benim sayemde. Biz olmasak hüzünlerde boğulur.” (Daybreak, s. 191)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kemal Tahir'i Yeniden Okumak, Yeniden ..Doğan Hızlan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. G. -. J. Smith

25 Kasım 2025

Roman ve Öyküde Karakter Gelişimi

Kurgusal metinlerdeki karakterlerin gerçek yaşamda karşılaştığımız insanlara benzemesi ancak inandırıcı bir karakter gelişim süreciyle mümkün. Hikâyeler insanları anlatır – ana karakter bir kedi, bir ağaç ya da başka bir varlık olsa bile. Büyük eserlere imza atan isi..

Devamı..

Batı Dünyasını Şekillendiren İznik Kon..

F. Butler-Gallie

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024