Johannes Vermeer: Işığın Ustası • Belgesel Film

Johannes Vermeer: Işığın Ustası • Belgesel Film


Twitter'da Paylaş
0

https://www.youtube.com/watch?v=JKlQhT6JD9M Johannes Vermeer (31 Ekim 1632, Delft – 15 Aralık 1675, Delft), evlerin içindeki gündelik yaşamı betimleyen tablolarıyla tanınan, Hollandalı, Barok tarzının temsilcisi ressam. Vermeer hayatı boyunca başarılı ve taşralı bir günlük yaşam ressamı olarak bilindi. Zengin olmadığı, ölümünün ardından eşine ve çocuklarına bıraktığı borçlardan bellidir. Vermeer, parlak renkler, ustaca ışık kullanımı ve ince işleyiş ile ünlendi. Tablolarının tamamında son derece dikkatli ve yavaş çalıştı. Eserlerinde, yaşadığı hayattan çok daha kusursuz bir dünyayı resmetti. Ölümünün ardından çok uzun yıllar unutulan Vermeer, 1866 yılında sanat eleştirmeni Thoré Bürger tarafından tekrar gün yüzüne çıkartıldı. Bürger, Vermeer'in 66 eseri hakkında bir makale yayımladı, (bugün bu eserlerden 35 tanesinin onun olduğu kabul ediliyor) o günden itibaren Vermeer'in ünü yayıldı ve Hollanda Altın Çağı'nın en önemli ressamlarından biri kabul edilmeye başlandı. Vermeer’in yaşamı hakkında günümüze kadar az bilgi gelmiş olsa da, Delft kentinde resim yaparak hayatını kazandığı biliniyor. Vermeer, Aralık 1675’te geçirdiği cinnet sonucu 43 yaşında vefat etti. Eşi, yazılı bir döküman aracılığıyla ölüm sebebinin, borçların yarattığı finansal baskıların oluşturduğu stres sonucu olduğunu açıkladı. Protestan kilisesinde vaftiz edildiği bilinmesine rağmen Vermeer, bir Katolik olan Catherina Bolones ile evlendi. Vermeer’in kayın validesi Maria Thins, kendisine göre çok daha zengin bir kadındı. Büyük ihtimalle 5 Nisan 1653’teki nikâhtan önce ressamın Katolik olmasını da o istemişti. Bazı uzmanlar Vermeer’in katolikliğine şüpheyle yaklaşsalar da, ressam Katolik İnancının Alegorisi (1670-1672) isimli tablosunda komünyon inancını anlattı. Bu tablo, bir kiliseye sahip bir katolik için resmedilmişti. Vermeer, hayatının sonuna kadar resimler çizdi. Eşi Bolones ressama on dört çocuk doğurdu fakat çocukların on tanesi yaşayabildi. Vermeer’in daha önceden bir ressamın yanında çırak olup olmadığı bilinmiyor. Kendi kendine resim yapmayı öğrenmiş olabileceği gibi, bir ressam tarafından eğitilmiş de olabilir. 29 Aralık 1653’te, Vermeer ressamlar için açılmış ticari bir kuruma üye oldu ama kayıtlara göre üyelik için gereken ücreti ödemedi. Bu da onun durumunun iyi olmadığına dair bir ipucudur. 1662’de Vermeer kurulun yöneticiliğe getirildi. 1663, 1670 ve 1671 yıllarında bu makama tekrar seçilmesi çevresi tarafından takdir edilen bir kişiliğe sahip olduğunun kanıtı olabilir. Vermeer her tablosu üzerinde uzun uzadıya çalışan ve yılda en fazla iki ya da üç resim üreten bir ressamdı. Resimlerinde pointillé olarak adlandırılan tekniği kullanıyordu. Boyayı tuval üzerine gevşek tanecikli katmanlar halinde yayarak dağıtıyordu. Resimlerinde kusursuz yerleşimi yakayabilmiştir. David Hockney’nin yanı sıra, Hockney-Falco tezini savunan birçok sanat tarihçisine göre ressam bu yerleşimi yakalayabilmek için camera obscure kullanıyordu. Döneminin ressamları arasında Vermeer kadar lacivert taşı ve doğal lacivert gibi pahalı boya maddelerini müsrif bir şekilde kullanan yoktur. Vermeer, sadece bu maddeleri kullanarak doğallığı yakalamamış, ayrıca amber ve toprak gibi maddelerle iç mekândaki ışıklandırma ve duvara birden çok renk yansıtma konusunda başarılı olmuştur.Vermeer'in en ünlü resmi İnci Küpeli Kız, doğal laciverti en başarılı kullandığı eserlerinden biri Şarap Bardaklı Kız’dır.  

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR