Aganta Kitap, Hayat: Bir Kullanım Kılavuzu adında yeni bir kitap yayımladı. Yazarları çoksatar kitaplarıyla bilinen Julian Baggini ve varoluşçu psikoterapist Antonia Macaro. Kitap 226 farklı başlık altında evrensel ve zaman tanımayan sorunları filozofların gözünden anlatıyor, kafa karışıklıklarımıza ışık tutuyor ve akıl yürütmemizi kolaylaştıran araçlar sunuyor.
Tarihe tanıklık ettiğimiz şu günlerde Hayat: Bir Kullanım Kılavuzu kitabından Savaş başlığını paylaşıyoruz.
Savaş
Sadece birkaç kuşak önce gelişmiş dünyadaki çoğu insan ya bir savaşa katılmıştı ya da savaşa katılan birini tanıyordu. Şimdiyse savaş çoğumuzun daha önce deneyimlemek zorunda kalmadığı bir şey. Fakat hükümetler savaşmayı bırakmadı. Nasıl saydığınıza bağlı olarak, ABD İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana on dört ila otuz sekiz arasında silahlı çatışmaya karıştı. Birleşik Krallık otuz civarında silahlı çatışmaya katıldı. Vatandaşlar olarak kendimize şu soruyu sormalıyız: Bu tür askeri girişimleri ne zaman desteklemeli ve ne zaman durdurmak için elimizden geleni yapmalıyız?
Mutlak pasifizm basit bir cevap sunar ama çok az kişi kimsenin kimseyi öldürmediği bir dünyanın mümkün olduğunu söylemeye istekli. Ahimsa’yı (şiddet karşıtlığını) savunan Gandhi bile saf pasifizmin hiçbir zaman tam olarak başarılamayacağını, yalnızca uğruna çabalanması gereken bir ideal olduğunu kabul eder: “İnsan bilinçli veya bilinçsiz olarak başkasına zarar vermeden (himsa) bir an bile yaşayamaz.”
Çoğu insan savaşı üzücü bir gereklilik olarak görüyor. Savaş etiğini belirleyen ilkeler tartışmalı olsa da yüzyıllar boyunca Adil Savaş Teorisi hakkında dikkate değer bir fikir birliği olmuştur. Bunun kökenleri Aziz Augustinus’un (MS 354-430) Hıristiyan etiğine kadar uzanır ama modern versiyonları çoğunlukla sekülerdir.
Adil Savaş Teorisi iki bölüme ayrılır. Bunlardan biri, genel hatlarıyla, savaşan tüm tarafların orantılı güç kullanmasını ve savaşçılar ile siviller arasında ayrım yapmasını gerektiren savaş sırasındaki davranışla (jus in bello) ilgilidir. Çoğu kişi teoride bu ilkelere katılır ama pratikte bu ilkeler sıklıkla göz ardı edilir.

Daha temel olan ikincisi, savaşa girme etiğidir (jus ad bellum). Yine kriterlerin listesi genel hatlarıyla kabul edilir: Savaşın adil bir nedene hizmet etmesi, son çare olarak başvurulması, uygun bir otorite tarafından ilan edilmesi, doğru niyeti taşıması, makul bir başarı şansına sahip olması ve ölçeğinin orantılı olması gerekir.
İki tür ilke dizisinin de bariz istisnalarını tespit etmek yeterince kolay. Örneğin Saddam Hüseyin’in 1990’da Kuveyt’i işgali yalnızca toprak ve kaynakların gaspıydı ve adil bir nedeni yoktu. Vietnam’da Portakal Gazı ve napalm bombasının yaygın kullanımı etkileri açısından orantısız ve sivilleri gözetmeyen bir yaklaşımdı.
Fakat ilkelerin açıklığı uygulamada belirsizliğe dönüşür. “Son çare” kulağa basit gelir ama insanlar zalim bir rejimin elinde acı çekiyorsa ne kadar süre harekete geçmekten kaçınırsınız? Sivil kayıplardan kaçınmak elbette doğru ama bir düşman yerleşim alanlarında faaliyet gösteriyorsa ne yaparsınız?
Adil Savaş Teorisi çatışmanın haklı olup olmadığını belirlemek için kolay bir algoritma sunmaz ama savaş ve barış hakkındaki zor kararları vermemize yardımcı olacak bir dizi test ve soru sunması açısından yararlıdır. Bir daha savaş karşıtı bir protesto yürüyüşüne katılmayı ya da askeri bir müdahaleyi desteklemeyi düşündüğünüzde nedenlerinizin Adil Savaş kriterleriyle uyumlu olup olmadığını kontrol edin.
Okuma Önerisi
Richard Norman, Ethics, Killing and War (Etik, Ölüm ve Savaş), Cambridge University Press, 2011.
Michael Walzer, Arguing About War (Savaş Hakkında Tartışmak), Yale University Press, 2004.
Jus in Bello: Savaş sırasında uyulması gereken kuralları anlatmaya yarayan uluslararası hukuk kavramı.
Hayat: Bir Kullanım Kılavuzu, Jullian Baggini ve Antonia Macaro, çev. Esin Akşar, Aganta Kitap, Ekim 2023, 432 s.






