Cézanne ve Bir Sergi

Cézanne ve Bir Sergi


Twitter'da Paylaş
0

İçinde bulunduğu doğayı içselleştiren Cézanne bir yazısında şöyle der: “Yakıcı güneş altındaki çamların mavi kokusu, her sabah yenilenen taze yeşilin kokusuyla birleşir, ona toprağın ve dağdan gelen mermerin kendine has kokusu eşlik eder.”

Bir Ressam

Dünya yirminci yüzyılın eşiğindeyken Fransız resim sanatı ilk modernist örneklerini Paul Cézanne ile verdi. Ressam, ölü doğa ve manzara resimlerinde kullandığı, giderek geliştirdiği tekniğiyle, uzamın betimlenmesinde geleneksel temsiliyeti kırarak modern sanatın önünü açtı ve deneyselliğiyle birçok akımın doğmasına öncülük etti. Işık ve gölgenin, hacim ve kütle oluşumuna yol açtığını gören Cézanne, ilk sergilerinde izlenimcilerle birlikte olsa da bazı sanat eleştirmenlerine göre, hiçbir döneminde bir izlenimci olmamıştır ve resimlerinde, kendiliğindenliği (spontane etkiyi) arayan izlenimcilerin çok uzağına düşmektedir.*

Bir Anı 

Yurt dışında bulunduğum sırada, teknik alanda bir mesleğe sahipken, beni fazlasıyla rahatsız etmeye başlayan bir dürtü ile yeniden üniversiteye kaydoldum. Öğrenimim resim ağırlıklıydı. Bitirme projemin konusu, Cézanne’ın resme kazandırdığı “düz derinlik” (flat depth) olarak bilinen teknikle ilgiliydi. Gerçekten de ressam, izlenimci manzaralarında nasıl geometrik soyuta yaklaştıysa, ölü doğa resimlerinde de iki boyutluluğu zorlayarak resmini iki ve üç boyutluluğun arasında bir yere taşımıştı. Projeye göre yapılması gereken, Cézanne’ın yukarıdaki resminin kopyalanarak yeniden resmedilmesi ve sonra da üç boyutluluğu ortaya çıkaracak şekilde tuvalin orasından burasından kesilmesi idi. Kesilen parçalar arka plandan öne doğru katman düzlemleri arasında mesafe bırakılarak yeniden yerleştirilecek ve resme üç boyutluluk getirilecekti. Böylece, resim yalnızca duygu olarak değil, fiziksel olarak da derinlik kazanmış ve Cezanne’ın tekniği ispatlanmış olacaktı. Yağlıboya resmimin yapılış sürecine tanık olan hocamız, projemin son hâlini gördüğünde, sanki konudan habersizmiş gibi, bana takılarak “Kestin ha! Yazık olmuş resme,” demişti. O zaman Cézanne’ın sanatçı ruhuna dokunmayı başardığımı anlamıştım. 

Bir Sergi 

Güney Fransa’da, Paul Cézanne’ın doğum yeri olan Aix-en-Provence kentinde, 1 Mayıs-29 Eylül 2019 tarihleri arasında, günümüzde sanat merkezi olarak kullanılan, tarihi Caumont Oteli’ndeki resim sergisi New York’daki ünlü Thannhauser Koleksiyonu’nu Fransızlara tanıtmakla kalmadı, ressamın resimlerinden bazıları 1890’lardan beri ilk kez, bir süreliğine de olsa, yapıldıkları yerlere geri dönmüş oldu. Cézanne’dan başka Braque, Gauguin, Manet, Picasso, Pissarro, Seurat, Degas ve Van Gogh gibi modernist ressamlar sergide temsil edildi. 

Cézanne kırsalın, taş ocaklarının ve yakın dağların resmini yaptı, portrelerindeki kadın, eşi Marie-Hortense Cézanne’dır. Bununla birlikte Kollarını Kavuşturan Adam resminde olduğu gibi, ona modellik eden kişi bilinmeyen birisidir. Bu portresindeki kişiyi, ressamın kendi portrelerindeki gibi derin bir melankoli içinde görüyoruz.

1872 yılında Cézanne diğer bir izlenimci ressam olan arkadaşı Pissarro’ya yakın olmak için başka bir kente taşındı. Bu orman yolu resmi orada izlenimci bir anlayışla yapılmış olmasına rağmen, gelecekteki Cézanne’ı da yansıtıyor. Renklerin tuvale doğrudan spatül ile uygulanmış olması, yeşilin farklı tonlarına sahip yaprakların aralarından sızan ışığın değişerek göze ulaşması sonucu ortaya çıkan parlaklık etkisiyle resim, doğanın doğrudan kopyalanmasından daha fazlasını ifade ediyor. 

Cézanne birçok taşocağı manzarası resmetti (toplamda on altı suluboya ve on bir yağlıboya). Bu resimleri yapabilmek için 1895 ve 1899 yılları arasında taşocağındaki salaş bir kulübeyi kullandı. Bölgenin canlı renkleri, özellikle kumtaşı kırmızısının uyarıcılığı ve topoğrafyanın kaba sabalığı, ressamın geometrik resmetme eğilimine ilham verdi. İçinde bulunduğu doğayı içselleştiren Cézanne bir yazısında “Yakıcı güneş altındaki çamların mavi kokusu, her sabah yenilenen taze yeşilin kokusuyla birleşir, ona toprağın ve dağdan gelen mermerin kendine has kokusu eşlik eder,” der. 

Ressam ölü doğa resimlerinde daha fazla geometrik anlayış geliştirir. Resminde gerilim ve aykırılık duygusu artar. Diğer ölü doğa resimlerinde olduğu gibi, bu resminde de masa örtüsünün keskin buruşukluğu, ona üstündeki meyveler gibi heykelimsi bir görüntü verir. Gerçek boyutların göreliği müdahaleye uğrar: Bazı şeyler diğerlerine göre olduğundan daha büyük ya da küçüktür. Meyveler ve tabak neredeyse masa örtüsünü de kaydırarak aşağıya yuvarlanmanın eşiğindedir. Uzamsal ilişkilerin karmaşıklaştırılması ve uzamın yeniden düzenlenme tarzı, gelecekte belirecek olan kübizme işaret eder. Cézanne’ın ölümünden (1906) sonra Braque ve Picasso tarafından zirveye çıkarılan kübizmin ilk örneklerinin (1908-1910) “Cézanne tarzı” olarak isimlendirilmesi boşuna değildir. 

(*): Impressionism (Art Gallery), John Russell Taylor, 1981, s. 41.

Not: Açıklamalı resimler doğrudan yazıda belirtilen sergi salonunda fotoğraflanmıştır, açıklamalar sergi bildirimlerinin tarafımdan çevirisidir.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR