Mine Kırıkkanat’ın gözüpek gazeteciliğinin, sözünü sakınmayan tavrının yanı sıra edebiyatçı kişiliği, ilginç romanları bizi hiçbir zaman şaşırtmamıştır.
Kitaplarında insanlığın hain yanını ortaya çıkartmış ve seçtiği konularla her zaman okurlarını uyandırmayı başarmıştır.
Beni olumsuz anlamda şaşırtan ve beklemediğim biçimde karşıma çıkan tek kitabı Paris üzerine yazmış olduğu eski makalelerinin toplamı olan kitabıdır.
Kaf Dağının Ardı Belki kitabını “gönülden” imzalayıp Paris’e kadar gönderdiğinde, hemen okumaya koyuldum.
Türkiye’ye dönüş yolumda, uçakta bana eşlik eden kitabı Bodrum’un plajında bitirdim.
“Çok mu geç, Valentine?” öyküsünü bitirdiğimde hemen Mine’yi aradım ve, “Paris bu kadar güzel ve doğru hiç anlatılmadı!” dedim. Yorumumu onunla paylaştım, gerçekten bu öyküyü okuduğumda heyecanlandım ve yıllarımı geçirmiş olduğum, üzerine kitaplar yazmış olduğum şehri bu denli anlatamamış olmaktan ötürü belki de biraz kıskandım. Öte yandan Mine’ye de biraz kızdım, çünkü Paris’e bu denli yakışan bir öyküyü, anlatıyı neden bekletmiş ve başka bir kitabında yayımlamıştı?
15’inci Paris’te, bir kafenin önündeki ıhlamur ağacını anlattığı metin ve, “Çok mu geç, Valentine?” öyküsü bir Paris kitabının vazgeçilmezleri olmalıydı,
çünkü yirmi üç yılımı geçirdiğim bu şehrin ruhu bu öyküye gizlenmiş ve okurla paylaşılmıştı
Kaf Dağının Ardı Belki kitabı, okuyucuyu yine uyanık tutan, sinirleri geren, yer yer de insanı hüzünlendiren öyküler toplamı.
Kitapta, Mine Kırıkkanat’tan alışık olmadığımız yeni bir dil ve anlatımla karşılaşıyoruz. Bu yeni buluşmada, yazarın edebiyatçı kimliğinden vazgeçmediği, gazeteciliğin ve yaşamakta olduğu sıkıntılı meslek günlerinin edebiyatçılığına zarar vermeyeceğini belgeliyor.
Kitapta yer alan “İlk Öykü”nün başındaki ve kitabın girişindeki otobiyografik metinler olmasaydı acaba daha mı keyifli olurdu diye düşündüm. Özellikle öykünün girişindeki açıklama, okuru yönlendirdiği için hayal kurmasını engelliyor. Açıkçası böyle bir kitaba otobiyografik metinlerin eklenmesini yadırgadım.
Son derece renkli ve karmaşık bir yaşam sürdürmekte olan Mine Kırıkkanat’ın Covid-19 günlerinde belki de yapması gereken iş, tam bir otobiyografiyi, belgeleri ile kaleme almak ve tarihçiler için değerli olacak bir not düşmektir.
Bu anlamda ona çağrım: “Haydi Mine!”
Kırmızı Kedi yayınlarından çıkan Kaf Dağının Ardı Belki öyküler kitabı, heyecan veren okumalar arzu edenler için biçilmiş kaftan.






