Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Nisan 2025

Öykü

Kara Bir Vardı Bir Yok

Uğraş Abanoz

Paylaş

2

0


Yakup gün boyu susardı, kimse aklından geçenlerin ne olduğunu bilmez, sormaya cesaret edemezdi. Rıhtıma inen dar sokakta, barakadan bozma bir evde otururdu. O, denize açılınca balıklar kaçışırmış, saatler, rotalar ona göre ayarlanırmış. Yakup'un ışığı hep yanardı, karada demirkazık. Hikâye, ahalinin diline düşünce türlü sözlerle efsaneleşti balıkçı. Kimi ölümle girdiği cenkten sonra başladı bu hâl, dedi, kimi beklediği var, diye ısrar etti. Herkes takasını kızağa alıp severken, o, yaz-kış limanda tuttu. Önemli kararlara sakalını sıvazlayıp cigara sararak ulaştı, martılarla kahvaltıya oturdu, yemeğine deniz suyu kattı, ona dair bilinenler bu kadar.

Yakup'u ilk kez ara tatilde, okuldan döndüğüm kış gördüm, poyrazlı, bulutlu, kurşuni bir gündü. Bazı insanlarla tanışmadan arkadaş olursunuz ya, anlatılanlardan bilirsiniz, işte ben Yakup'u böyle tanıdım, ya da tanıyamadım.

Yakup'a Dair Fısıltılar

Yakup nerde, o çıkmamış, Yakup nerdeee, o çıkmamış, bu havada gidilmez... Işığı sönmüş, ışığı yanıyor, sevdiği gelmiş. Sevdiği aldatmış, çekmiş aha böyle kamayı, lacivert suya akıtmış kanını... Yakup dönmüş, karagöz yatağını bulmuş, Yakup mu! Yakup'tan önce, Yakup'tan sonra, o gittiyse...

Kıştı, kahvede oturmuş ufka yığılan bulutlara bakıyordum, takalar dalgaların üstünde inip inip kalkıyordu. Ocakta demlik tıngır tıngır, sobada kor gümbür gümbür, gaz yağı, talaş, zift kokusu, içeri girenler kükreyen boşluğa tuttu avucunu. Hava karadıkça kahve kopkoyu bulut oldu. Karşıma oturdu Yakup, defterle kalakaldım. Yüzünde, her kırışıklıkta kabaran, taşan anlam... Deftere baktı, ela gözü, abanoz sakalı titredi, konuşacak sandım, bekledim, sustu. Çay içtik. Pencereye döndüm, bulutu yarıp gelen ışık limanı sarıya boyadı, denizde menevişler, martı sesleri, duvarda futbolcu posterleri, gemi resimleri, ağ eskileri. Yakup, gocuğunu dizine toplayıp gazeteyi açtı, homurtular, çay höpürdetenler, loto oynayanlar kirp diye sustu... Neden sonra kapıya baktı, deniz ışıl ışıldı... Tavana asılı lüks gıcırdayarak çekti huzmeleri, içerisi gün gibi aydı.

Yakup'a Dair Masallar

Reis akşam oldu, hava patlar, yeni çocuk bu işin acemisi... Acemiyse ne işi var burda, karada kalsaydı ulan, geri dönemeyiz ulan... İpi tut, yelkeni bırakma, söyleyince camadan vur... Dua edeyim mi? Son duanı mı! Yok reis, dua işte! Et bakalım Adem, bizi dua kurtarır mı ulan Adem! Yıldız-karayeli anne eli mi ne sandın Adem, o acemi çocuğun adı ne. Adını bilmiyorum reis! Adını bilmediğin tayfayı ne bok yemeye aldın takaya Adem! Uğursuzluk getirir, at onu balıklara, rüzgâr bizden can istiyor. Olur mu reis, yakışır mı bize! Bize neler yakıştı a evladım Adem, bilsen nelere şahit oldu bu gözler, ne diyorsam onu yap! At denize! Adı olmayan denizci, gazete sayfalarında küçük bir karedir Adem! Haberim olmadan bindi, derim, fırtınaya tutulduk, derim, alabora olduk, derim, derim ulan bir şeyler. Onu istiyorlar Adem, kendi geldi bu öyküye.

   Gazeteyi kapadı Yakup, yakasını dikip yürüdü, bütün başlar ona döndü, gidişini izledik. Kapıya yaklaştıkça yansılar pencerelere hücum etti, göz kamaştıran bir top ışık serpildi, botlarını vura vura yürüyüp çıkıp gitti. Tatil bitene kadar, aynı masaya oturup Yakup'u bekledim, gelmedi, sordum, kimseler tek laf etmedi, evine gittim, ışığı yanıyordu...

Yakup'a Dair Masallar

Deniz köpük köpük, kayalar ıslak, parlak. Ağaçlar rüzgârda savrulup eğilip kalkıyor, balıkçıllar, kargalar. Yakup yekeyi Eğriburun açıklarına kırdı, dalgalar minare boyu, dua etti, sövdü, kara kayboldu, üç-beş balık ağzını açıp kapadı. Rüya, diye düşündü, rahatladı, ses büyüdü, deniz ağladı. Rüya değil, diye düşündü, dua etti, sövdü. Uğultuyla, girdapla, yiten ne varsa yüzeye aktı. Sevdiğine varamayanlar, on dördünde öldürülen gelinler, göçmenler, kaçakçılar, kana susayan avcılar, tabancalar, deniz kızları, plastik çiçekler, pavyon kızları. Denizin altı başka, üstü başka âlem. Hey gözünü sevdiğimin insanı, hey çiğ süt emmişin evladı, aha geldi sonun, dedi Yakup, Maria'yı duydu! Sakalını kaşıdı... Dalgaya girsem çıkar mıyım, dedi, son çare, ne çare, çare, siya siya kaçmak mı, bodoslama dalmak mı? Elini daldırdı denize, avucunda, damlalarda aradı kurtuluşu, alçalıp yükseldi taka, düşündü, kara bir vardı bir yok, dünya ha var ha yok, yitti düşleri, anıları, teknesi...

 Bulutların aşkı,

 mavi günlerin aşkı,

 lacivert bir örtü sardı dünyayı al al,

 kara bir vardı bir yok,

 dünya ha vardı ha yok!

 

Uğraş Abanoz 19 Eylül 1980 yılında Trabzon'da doğdu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Resim-iş öğretmenliği bölümünü bitirdi. 2006 yılında İstanbul'da öğretmenliğe başladı. Hâlen bu göreve devam etmektedir. Şiirleri; Varlık, Akatalpa, Sadece Şiir, KE Dergisi, Ecinniler, Grunge gibi önemli dergilerde, öyküleri; Varlık, Notos, Oggito, İshak Edebiyat, Edebiyat Haber, Edebiyat Burada, Sinedebiyat, Ecinniler, Altıyedi, KE Dergisi, Öykü Gazetesi, KE Çocuk, Edebiyat Atölyesi Dergisi, Buluntu Kutusu, Sakin Yurt, Yük Edebiyat, Kısa ve Öykü, Prolog Dergi, Distory, Parşömen Edebiyat, Karnaval Dergi, Üçüncü Şahıs'ta yayımlanmıştır. “Göçün Çukurovası” öykü seçkisinde yer almıştır. Kırmızı Kalem Edebiyat'ın düzenlediği öykü yarışmasında, “Zango” isimli öyküsüyle birinciliğe lâyık görülmüştür. “Gök ne zaman maviydi?” adlı şiir kitabı, “Zango” adlı öykü kitabı vardır.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yüz Yıllık YolculukFaruk Ulay
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

27 Ocak 2026

Natalie Haynes ile Hayatındaki Kitapla..

Okumaya dair en erken anım Russell Hoban’ın yazıp Lillian Hoban’ın resimlediği Harvey’s Hideout. Harvey, kız kardeşinin korkunçluğundan şikayetçi olan bir misk sıçanı. Ama kız kardeşi Mildred da ona karşı aynı şeyleri hissediyor. Bu kitabı okuduğumda san..

Devamı..

Uyanmanın Yanıcığı

Tuğçe Vural

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024