Kendine Özgü Bir Üslup

Kendine Özgü Bir Üslup


Twitter'da Paylaş
0

Tiyatro oyunu tadında akıp giden ve zihinde yer eden öyküler okuyoruz.

Aramızda Bir Bahçe Yakınlığı'nı elime ilk aldığımda bana adı gibi bir yakınlık hissettirdi. Kapağındaki renkler, isminin sıcaklığı daha okumadan kavradı, sardı, sarmaladı beni. Sayfaları çevirip, öyküleri okudukça anladım ki kendine has bir dille anlattığı her bir öyküyü, titizlikle seçtiği sözcüklerle bir araya getirerek, başından sonuna kadar sabırla, acele etmeden kurgulayarak yazmıştı yazar.

Karakterlerine müdahale etmiyor, onları nasıl biliyorsa öyle kabul ederek, olayları akışına bırakıyor ve okurlarıyla tanıştırıyor Çiyil Kurtuluş.

Anlamak için cümleleri tekrar tekrar okumamıza gerek yok ama öyküler de öyle hızlıca okuyup anlaşılacak kadar basit değil. Her ayrıntı farklı okumalar sırasında gün yüzüne çıkıyor. Belki de öykülerin en güzel tarafı, sıradan sonlardan uzak, sürprizli ya da sonuna kadar geren öykülerden oluşmaması. Akıp giden hayatlarımızdaki anlar içinden ve yaşadıklarımızdan yola çıkarak yazılan her bir öykü, ayrıntılar ve sözlerle giz bırakıyor, okursa bunun üzerinden iz sürüyor. Böylece tiyatro oyunu tadında akıp giden ve zihinde yer eden öyküler okuyoruz.

Her biri farklı ve güzel olan öykülerden “Portakal”da tanıdık, bildik hayatlara götürüyor bizi Çiyil Kurtuluş. Meyve tabağındaki portakal çocuğun gözünde kişileşirken iç dünyasına iniyoruz ve yaşadığı öfkenin hıncını portakaldan nasıl almaya karar verdiğini okuyoruz. İnsan olmanın görünen ve içinde saklı bıraktığı görünmeyen gizli tarafına şahitlik ediyoruz bir nevi.

Huzursuz karakterler metinler arasında gezinirken bazen bir nesneye, bazen bir çocuğa ya da olmak istediği başka birine dönüşüyor. Bu sayede nesne ile insan arasındaki duygu aktarımlarını bir hayli yerinde anlatıyor yazar. Sıradan görünen bir konu, huzursuzluk, yüzleşme, iç hesaplaşma, kadın olmanın zorlukları ya da aile içi sorunlar karakterlerin devinimine ortak olan okurun zihnine yalın bir dille aktarılmış oluyor.

çiyil kurtuluş aramızda bir bahçe yakınlığıAşk Denen Bir Şey Var” öyküsü de sevdiğim öykülerden biri oldu. Yuvadan ayrılmak isteyen bir genç kızın ailesini bu gerçekle yüzleştirdiği zaman aile içi yaşanan gerginliğe şahit oluruz öyküde. Erkek arkadaşın varlığından rahatsız olmayan anne baba, onun artık bir hayat arkadaşına dönüşeceğini öğrendiği zaman farklı düşünmeye başlar. Her şey için daha çok erken diyen ailenin duymaktan korktuğu o cümle birden geliverir.

“Aşk denen bir şey var anne.”

Kendine özgü bir üslup kullanan Çiyil Kurtuluş, okuru yormadan, öyküyü anlaşılmaz yapmadan, anlatmak istediğini okurun gözüne sokmadan sadece göstermeye dikkat ederek bildik ve tanıdık hayatlarımızla yüzleştiriyor bizleri.

Öyküleriyle ismini sık sık duyacağımızı düşündüğüm Çiyil Kurtuluş’un Aramızda Bir Bahçe Yakınlığı kitabının çok sayıda edebiyatseverle buluşmaya devam etmesi dileğiyle.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR