Kendinin Katili Sensin
2 Temmuz 2019 Öykü

Kendinin Katili Sensin


Twitter'da Paylaş
1

Odada berjerin üzerinde oturuyorum. Kapı çalınıyor, açıp bakıyorum. Tanımadığım insanlar senin ölünü getirmiş. Mezarlıklar, toprak, hiçbir yer ölünü kabul etmemiş. İçeri giriyorlar, ölünü odanın ortasına bırakıyorlar. Ölünle baş başayım artık. Sen benim ölümmüşsün, seni ben öldürmüşüm. Halbuki seni ben öldürmedim. Bunu sen, ben, herkes biliyor. Suçun benim renklerimi çalmak olduğu için ve üzerinde benim renklerim olduğu için ölürken, günah keçileri ben olmuşum.

Derince bir nefes alıyorum. Ölün odanın ortasında, yanına çömeliyorum. Çaldığın tüm renklerimi geri alayım istiyorum titrekçe elimi uzatıp. Bir anlık tereddütle geri çekiyorum sonra. Onları geri alsam senden, eskisi gibi olmayacağımı biliyorum. Dursunlar sende. Bir yer bulup gömeyim onları da seninle birlikte.

Yanına uzanıyorum. Ölün rengârenk. Renklerime bakıp sırasıyla hatırlıyor, konuşuyorum.

"İlkin aşkın kırmızısını çalmıştın." "Aşk yok," diyerek aşkımı ağzıma tıktın. Büyükçe bir lokmaydı, yuttum onu. Dar boğazımdan zorla geçti. Sırtıma bir ağrı saplayarak ilerledi mideme doğru. Oturdu mideme, hazmedemedim uzunca bir süre. Belki düzelirsin umuduyla beklemeye koyuldum.

Ben beklerken insan icadı zaman akıp gitti su gibi. Ellerini yeşilime uzattın. O, benim ne zamandır fikrimin dehlizlerinde hüküm süren kışa inat, bahara olan inancımdı. Seni ilk gördüğümde bir güneş açmıştı sanki. "Tamam işte, bahar geldi, laleler açacaklar," demiştim. Meğer yalancı baharmışsın sen. Tam da o sıralar etin sararmaya başlamıştı. Hastalıktır geçer, diye düşünmüştüm. Kendimi kandırıyor, direnerek yaklaşan ölümünü sana kondurmak istemiyordum.

Sonra sen durmadın. Beyazımı çaldın yeşilimin ardından. O benim iyi niyetimdi. Aldın o niyeti, arzularınla egon için kullandın. Eleştirilerini üzerini örtüp gizleyerek ok gibi ruhuma sapladın en savunmasız anımda. Beni düşünüyor gibi rol yaptın eleştirirken, profesyonel yalancılar gibi. Üstelik hırsızdın ve ben hâlâ seni seviyordum.

Kızamadım sana. Bir süre sonra da verdiğim tavizlerden cesaret alıp mavimi çaldın. O, benim hayallerimdi. Kötülüğün ve ölümün olmadığı bir dünya mümkündü ve hayallerimin dünyasında safi mutluluk vardı. Sen, "Korkuyorum," dedin rengimi çalarken takındığın cesaretin aksine. Bir hışımla aldın mavimi, parçalara ayırıp tamiri imkânsız halde böldün. Attın bir köşeye.

Durmadın yine, morumu çaldın bu seferde. O benim kadınlığımdı. Ruhum, aklım, duygum, her şeyimdi o! Beğenmiyordun beni. Gözlerin bana her baktığında, yüzüne taktığın masken iğretiyle bakmanı gizleyemedi. Görüyordum, "Neden?" diye saçlarıma, dudaklarıma, bedenime bakıyor, hiçbir şey bulamıyordum. Artık sarartın yerleşmiş, üstelik etinden de koku gelmeye başlamıştı. Katlanamadım buna, ölüverdin.

Sustum. Bakıyorum öylece ölüne. Tüm renklerim üzerinde ve sen bir ölü ne derece soğuksa o derece soğuksun. Ben, renksizim artık. Seni gömecek bir yer bulmalıyım. İçim desem, içim kabul etmez.

Nereye gömeceğim seni?

Sırtlanıyorum ölünü, çıkıyorum dışarı herkese soruyorum. "Hayır," diyorlar, "buraya gömemezsin, o suçlu." Sanki kabul edilmez bir suç işlemişsin ve anan olmuşum ben senin. Herkes sen öldüğünden ikinci bir öç’ü benden almak istiyor. Suçlu ben değilim, seni de öldürmedim. Suçun seni öldürdü. Kadına şiddetin farklı bir boyutu, ölüye şiddetin kusulası halini yaşatıyorlar bana. İnsanlık dışı eziyetler çektiriyorlar, sen sırtımdasın.

Nereye gömeceğim seni?

Oturuyorum caddenin tekinin ortasına, kucağıma alıyorum ölünü. Giderek etlerin çekiliyor, üzerinde renklerim soluyor ağır ağır. Kollarımın arasında bir cerahat gibi duruyorsun işte. Yeter! Dayanacak gücüm kalmadı. Kemiklerin meydana çıkmaya başladı zaman geçtikçe. Renklerim artık gözükmeyecek kadar solgun, çürüyorsun.

Keşke en başından olduğum gibi bıraksaydın beni. Kendinin katili olmazdın o zaman. Ben hayal kurup başka bir dünyanın mümkün olduğunu ispatlardım dünyamı tamamlayarak. Lalelerim açardı. Beni olduğum gibi kabul etseydin keşke.

Seni gömmeliyim artık. Etlerin ha düştü ha düşecek. Madem toprak seni kabul etmiyor, içim almıyor affedişime gömerim bende ölünü. Affediyorum seni, ardından rahmet eyliyorum. 


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


E.Şebnem Ersan
Metafor kullanımı çok dengeli.Renkler dile gelmiş gerçekliği anlatıyor. "Fikrimin dehlizleri" , " insan icadı zaman" bambaşka kapılar açacak gibi hissettiriyor. Bayıldım bu öyküye, elinize sağlık.
2:12 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR