İşte böyle çok karakterli, bol aksiyonlu ve sahnelerin birbirini kovaladığı bir serüvenle baş başayız.
Fantastik kurgu ve büyülü gerçekçilik, dünyada hatırı sayılı bir okur kitlesine sahip. Öyle ki dünya edebiyat tarihini şekillendiren ve büyük kırılımlar doğuran pek çok önemli yazar ve kitabı bir çırpıda sayabiliriz. Ben yazmazken bile sizin aklınıza gelen isimleri tahmin edebiliyorum. Bu durum, aslında ne kadar hayatımızın içerisinde yer edinen bir tür olduklarının da bir göstergesi bana kalırsa. Sadece edebiyatta da değil üstelik. Bu edebi türler, sinema sanatına da takipçileri için vazgeçilemez eserler katması açısından büyük bir nimet. Dünyanın katı ve acımasız gerçekliğinden sıyrılıp esneyebilen ve zihnimizde farklı bir evren doğurmaya imkân tanıyan bu türleri seviyoruz. Okumayı da, izlemeyi de, onlar hakkında konuşmayı da.
Sözgelimi Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Taht Oyunları kitap ve film/dizi serilerinin benim gibi 80’lerin sonunda 90’ların başında doğmuş kocaman bir jenerasyonun ne kadar gündemini meşgul ettiğini tahmin edebilirsiniz. Hele 2000 sonrası doğumlular için bu hayatlarının vazgeçilmez bir parçası durumuna gelmiş durumda ve sonraki nesillerde de bunun böyle olacağını tahmin etmek güç değil. Yeni kitaplar yazılıyor, yeni filmler çekiliyor. Ve bu alan artık kendi başına bir endüstri haline gelmiş durumda
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Salt kurgudansa büyülü gerçekçi edebi ürünleri okumak, okura kaçış alanları sağlıyor. Çünkü gerçek hayat katı ve bükülemez. Zamanı ve yaşananları değiştiremezsiniz. Ama edebiyat bunu mümkün kılıyor. Hayatımızda edebiyatın olması ne büyük bir lütuf, her fark edişimde kendimi ferahlamış hissediyorum.
Samantha-Ellen Bound’un fantastik kurgu serisinin ilk kitabı olan Yedi Diyar Geçidi, bize böyle büyülü ve mitolojik bir dünya sunuyor.
Leshy (Slav mitolojisinde ormanların koruyucu tanrısı), Bean-Tighe (“ev hanımı” anlamına gelen İrlanda’ya özgü bir peri), Thrummy Cap (İskoç folklorunda birçok masalda geçen bir hayalet), nocnitsa (Slav mitolojisinde, geceleri insanlara ve özellikle çocuklara işkence eden bir kâbus ruhu veya şeytan), pricolici (Romanya folklorunda bir kurt adam/vampir karışımı), ningyo (Japon edebiyatının çeşitli bölümlerinde anlatılan hem insan hem de balık benzeri özelliklere sahip bir yaratık), Ghillie Dhu (İskoç folklorunda geçen yalnız bir erkek peri), Churnmil Peg (Ceviz bahçelerinin bekçisi olduğu söylenen yaşlı bir cadı), Polevikler (Slav mitolojisinde farklı renk gözleri ve kafalarında saç yerine samanlar olan yaratıklar), Selkie (Derilerini değiştirerek fok balığından insan formuna geçen mitolojik varlık), Baba Yaga (ormanda büyülü bir kulübede yaşayan ya karşılaştığı kişilere yardım eden ya da onları hapsedip yiyen Slav folklorundan bir cadı), Striga (Slav mitolojisinde vampire benzer dişi bir iblis) ve daha nicesi…
Bound, gördüğünüz gibi farklı kültürlerin mitolojik hikâyelerinden pek çok karakteri kitabına konuk ederken, okur kitlesini de bu konularda meraklandırıp yeni keşifler yapmasını hedefleyen bir metin ortaya koymuş. Bana yeni kapılar açan ve o kapıların ardından da yeni keşifler yapacağımı fısıldayan metinleri severim. Yedi Diyar Geçidi, böyle bir kitap olduğunu kesinlikle kanıtladı.
Gelelim hikâyemize: Celeste ve Esme iki kız kardeş. Anne ve babaları onları büyükanneleriyle yazı geçirmeleri için evde bırakmış, çünkü çalışmak için Atlantik Okyanusu’nda bir adaya gitmişlerdir. Celeste’de 11 yaşında büyük kardeş olarak Esme’yi başını belaya sokmaması için göz kulak olmakla görevlendirmiştir. Esme de haylaz bir çocuktur, burnunu her deliğin altına sokmakta üzerine yoktur. Ablasıyla hiç geçinemez, hatta kitap boyunca o kadar çok kavga ederler ki, gürültüden başınız şişebilir. Bir öğleden sonrasında sıkılmakla meşgullerken kuzenleri Ferd, uçan otobüsü Bonnie’yle gürültülü bir şekilde gökten yere düşer.
Esme bu olaya sevinir, çünkü sıkıntıdan canı patlamaktadır. Ferd de onları evlerine davet eder. Celeste başta ayak direse de gönülsüz bir şekilde kendini uçan otobüste bulur. Büyülü bir otobüste, büyülü bir yolculuktan sonra büyülü karakterler, cinler, periler ve devlerle dolu bir eve ulaşırlar. Fakat burada birtakım sorunlar vardır. Teşkilat adı verilen bir yapı Ferd’ün canını sıkmaktadır ve Ferd’ün canını sıkan tek şey bu değildir. Portal adı verilen farklı boyutlara açılan kapılar bu evdedir ve bir takım büyülü varlıklar sürekli saldırı halindedir. Celeste ve Esme’nin konukluğu yeni başlamışken, kendilerini bu saldırılardan birinin içinde bulurlar. Saldırı geçiştirilir ama tehlikeli bir durum vardır. Ferd’ün dostu ve ormanların koruyucusu olan Leshy tehlike altındadır. Ferd ve Logan (Ferd’ün çırağı) bu durumu Teşkilata bildirmek için yola çıkarlar. Bu yolculuktan dönüşte Ferd kaçırılır, hem de saman adamlar tarafından! Eve dönen Logan durumu Celeste ve Esme’ye anlatır. Celeste, kendine sıkıcı diyen kardeşine inat Ferd’ü kurtarmak için karanlık ormana girmeye karar verir. Bu yolculukta Logan ve Esme de ona yardım edeceklerdir.
İşte böyle çok karakterli, bol aksiyonlu ve sahnelerin birbirini kovaladığı bir serüvenle baş başayız. Samantha-Ellen Bound, pek çok kültürü araştırıp bu kültürlerden aldığı karakterlerle hikâyesini pekiştirmiş. Kitap, hedef kitlesindeki çocuk okurları yeni kültürlerle tanıştırmayı hedeflerken bir maceranın içinde de seyirci koltuğuna yerleştiriyor. Tasviri oldukça zor olan karakterlerin gayet keyifli ve canlı anlatımları mevcut. Bu da görsel olarak pek az materyalin yer aldığı kitabı sözel olarak güçlendiren bir taraf.
Yedi Diyar Geçidi, 11+ yaş grubu için yazılmış olsa da daha geniş bir okur kitlesine ulaşacağını düşünmek zor değil. Çünkü serinin diğer kitaplarını bekletecek bir yolculuğa sahip. Mehir Kalmış tarafından dilimize çevrilen kitap Genç Timaş tarafından yayımlandı ve büyülü gerçekçilik-fantastik kurgu arasında gezinmeyi seven okurlarını bekliyor.






