Kitap fuarları hangi yayınevlerine hizmet ediyor?

Kitap fuarları hangi yayınevlerine hizmet ediyor?


Twitter'da Paylaş
0

Küçük yayınevleri ya yerinde saymaya devam edecek, ya batacak ya da kendine alternatif satış alanları bulacak, okurla buluşacakları başka mecraların peşine düşerek büyümeye çalışacak.
Serap Çakır
Kitabın okurla buluştuğu her etkinliği seviyorum. İmza günleri, söyleşiler, kitapevi toplantıları önemli. Okuru hareketlendirmede bir faydası olacaksa, okurla tutkunu olduğu yazarı buluşturacaksa neden olmasın? Bu anlamda okur/kitap/yazar buluşmalarının en önemli ayağı fuarlar. Daha geniş kapsamlı yapıldıkları, daha geniş bir zaman dilimine yayıldıkları için sonuçlarının da hem yayınevleri, hem yazarlar, hem de kitapseverler için daha faydalı olduğu düşünülebilir. Görmek istediğin her kitabın aynı alanda sergilenmesi kadar büyük bir mutluluk olamaz… İstanbul Kitap Fuarı’nı atlattıktan kısa bir süre sonra bu kez de Çukurova Kitap Fuarı ve Ankara Kitap Fuarı başladı. Yayınevleri açısından yorgunlukların yeni yeni atlatıldığı ve yeni yılın başlangıç telaşının olduğu tarihler. Ben Çukurova Kitap Fuarı’na gitme fırsatını yakaladım bu sene. Ankara da planlarım arasındaydı ancak bir fuardan sonra diğerinin, hava şartlarını da göz önünde bulundurarak beni yoracağını düşündüm. Bu yıl 10. kez TÜYAP tarafından düzenlenen Çukurova Kitap Fuarı, Adana’da gerçekleştirildi. İstanbul’da kitap fuarını merkeze çok uzak oluşuyla senelerdir eleştirir dururuz, Adana’da da durum bundan çok farklı değil. Kuzey Adana dedikleri bir bölgeyi şehrin fuar alanı olarak belirlemişler, İstanbul’la elbette kıyaslanamaz ancak şehre çok uzak. Fuarın ilk günü yoğun güvenlik önlemleri altında salona geçtik. Onuncu kez yapılmasına karşın hala katılımcı ve okuyucuyu birbirinden ayıran kapılar yok. Dışarıda bir işiniz varsa ya da sigara içmek için çıktıysanız, tekrar upuzun o kuyruğa girip sırada beklemeniz gerekiyor, tam bir çılgınlık. Ben yazarım, davetliyim, ne derseniz deyin, tek sıra halinde sizi tek bir kapıda dakikalarca bekleyip geçiriyorlar. Neyse, gündemin en önemli başlığı güvenlik olduğuna göre, sesimi çıkarmayayım en iyisi diyorsunuz. Yine de bunun TÜYAP’ın bir eksiği olduğunu baştan söylemem gerek. On yıllık bir tecrübenin sonunda tek turnikeden girişlerin makul olmadığını bilecek kadar bu işi yapıyorlar.

Küçük ölçekli yayınevlerini desteklemek şart

Gelelim yayınevlerinin katılım şartlarına. Büyük ya da küçük her yayınevi okurlarıyla buluşmak ister. Bunun için şartlarını zorlar, bütçesini iki üç kez gözden geçirir. Bilir ki fuarlara katılırsa büyür, okur sayısı artar, cebine nakit para girer vb. Ancak TÜYAP’ın göremediği, görmek istemediği bir konu var. Genellikle İstanbul merkezli yayınevlerinin hepsi büyük ölçekte cirolara sahip değiller. Dolayısıyla her yayınevi başka bir şehre gidebilecek bütçeyle hareket edemiyor. Bunda sadece TÜYAP’ın fiyatlarının yüksek oluşunu sebep gösterirsek bu da bizi doğru bir saptamaya götürmeyecektir. Çünkü TÜYAP’ın fuar destekçilerinden birisi de Yayıncılar Birliği. Yayıncılar Birliği’yle ortak yürütülen bir organizasyonda küçük ölçekli yayınevlerinin haklarının daha fazla gözetilmesi gerekmez mi? Adana’da neler olduğunu ya da neler olamadığını anlatarak çerçeveyi daraltayım. Kimi küçük yayınevleri, İstanbul’da alınan stand metrekare fiyatlarıyla Adana fiyatları neredeyse değişmediği (benim bildiğim yüzde 10 kadar bir indirim var) için aldıkları yüzölçümünden daha küçük stantlara yerleşmek durumunda kalmışlar. Böyle olunca kitaplarının hepsini sergileyemedikleri gibi görünürlükleri de azalmış. Bunun yanı sıra, aynı tip yayınevleri, Adana’da yeme-içme ve barınmanın da ciddi bir masraf olduğunu bildikleri için ya tek bir kişiyle fuarı idare etmeye çalışıyorlar ya da iki kişi. Kimi standlarda ihtiyaç giderilmesi için bir tanıdığın gelmesi lazım mesela. Bu kadar zor yani bu işler. Diğer taraftan böyle bir bütçeyi hiç ama hiç ayıramayacak durumda olan yayınevleri var, yani onlar İstanbul’un dışına hiç çıkamıyor ve okurlarla buluşma fırsatını yakalayamıyor. Bu da bilinirliği azaltıyor, kitap satışını sabitliyor ve içinden çıkılmaz bir ticaret döngüsü yaratıyor. Oysa Yayıncılar Birliği’nin büyük olasılıkla kasasında para vardır. Bu parayı küçük ölçekli yayınevlerini desteklemek, onlara olabildiğince eşit fırsat sağlamak için kullanmayacaksa ne için kullanacak? Yayıncılar Birliği’nin bu ölçekteki yayınevlerini destekleyici çalışmaları neler mesela. Bence yok. Olsa, yayınevlerine ayrılan bir para olur, TÜYAP’a bu para aktarılır ve onlar da okurlarıyla buluşma imkânına kavuşurlar. Madalyonun iki yüzü var yani. Biri TÜYAP’ın fiyatlarının pahalılığı ki kâr güden bir kurum, şimdilik kendi alanında neredeyse tek ve bu da yayıncıları yoran bir diğer konu bence, diğeri de Yayıncılar Birliği’nin küçük yayınevlerine özellikle fuar desteği sağlamadaki eksikliği. Sonuçta büyük yayınevleri biraz daha büyürken, küçük yayınevleri ya yerinde saymaya devam edecek, ya batacak ya da kendine alternatif satış alanları bulacak, okurla buluşacakları başka mecraların peşine düşerek büyümeye çalışacak. Fuarlar okuru yayınevleri ve yazarlarla buluşturan muhteşem mecralar. Hep beraber gelişmenin bir yolunu bulabilmek yayıncıların hedefi olmalı. Sonuçta ticari metaya dönüşen ürün bilgi ve insanın ruh dünyasına hizmet etme amacıyla yola çıkılıyor. Bol kitaplı, bol okurlu bir sene olması ümidiyle.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR