Eğer hayatınızdaki bazı kalıpları kırmak, geçmişte yaptığınız hatalardan ders almak ve gerçekten daha bilinçli bir şekilde yaşamak istiyorsanız, bu kitap size çok şey katacak.
Bazı kitaplar vardır, okuduğunuzda sizi rahatsız eder. Çünkü size, aslında uzun zamandır farkında olduğunuz ama kabul etmek istemediğiniz gerçekleri hatırlatır. Jon Frederickson’un Kendimize Söylediğimiz Yalanlar'ı tam da böyle bir kitap. "İçimizde taşıdığımız acılarla yüzleşmek yerine onları bastırmayı, görmezden gelmeyi ya da üzerini örtmeyi seçeriz. Çünkü bazen gerçeği kabul etmek, onun getirdiği acıya katlanmaktan daha zor gelir." diyen Frederickson, okuyucuyu, kendi zihinsel ve duygusal kalıplarını sorgulamaya davet ediyor.

Bu kitap, benim için de bir dönüm noktası oldu. Kendime ne kadar yalan söylediğimi, kaçtığım şeylerin aslında üzerimde nasıl bir yük oluşturduğunu fark ettim. Gerçekle yüzleşmekten ne kadar korktuğumu, bu yüzden bazı ilişkilerde neden hep aynı döngüye düştüğümü anladım. "Terapi, yalnızca konuşmak değil, konuşurken gerçekten duymak ve içsel gerçeklerimizle yüzleşmeye cesaret edebilmektir." diyor Frederickson. Gerçekten de, terapiyi yalnızca bir konuşma süreci değil, kendi içimize açılan bir pencere olarak görüyor.
Neden Kendimize Yalan Söyleriz?
İnsan zihni, acıdan kaçınmak için pek çok mekanizma geliştirir. Gerçekle yüzleşmenin getireceği acıdan korktuğumuz için, kendi kendimizi kandırırız. Ben de zamanında bunu yaptım. İstemediğim bir işte çalışmaya devam ederken kendime, "Bu iş fena değil, en azından düzenli bir gelirim var." diyordum. Oysa gerçekten mutlu muyum? Ya da daha da önemlisi, gerçekten istediğim hayatı mı yaşıyorum? Frederickson’ın sözleri tam da bu noktada beni yakaladı: "Yuttuğumuz ve acı çekmemek için kendimize söylediğimiz yalanlar yüzünden hastalanırız."
Bu yalanlar bazen kendimizle ilgili yanlış inanışlara, benlik algımıza da dayanır. "Bende bir sorun var," ya da "Ben yetersizim" gibi düşünceler bizi içsel bir hapishaneye sokar. Oysa Frederickson, bunların aslında bizim kendimizi sabote etmek için kullandığımız kaçış yolları olduğunu vurguluyor.
Gerçekle Yüzleşmek
Frederickson, gerçekleri kabullenmenin bizi iyileştireceğini söylüyor. Ama dürüst olmak gerekirse, bu pek de kolay bir süreç değil. "Bazen gözlerimizin önündeki en açık gerçekleri bile görmezden gelmek için kendimize bahaneler yaratırız. Çünkü gerçeği kabul etmek, hayal kırıklığını da kabul etmek anlamına gelir." Bu cümleyi okuduğumda bir anda eski bir ilişkim aklıma geldi. Karşımda duran kişiyi değil, onun bana vadettiği bir geleceği sevmiştim. O yüzden, işlerin yolunda gitmediğini görmeme rağmen, hala "Belki değişir" diye kendimi kandırıyordum. Oysa Frederickson açıkça uyarıyor: "Bizi iyileştiren şey gerçekleri kucaklamaktır, inandığımız yalanlara sarılmak değil."

İyileşmenin Yolu: Kabullenme ve Değişim
Kitap boyunca Frederickson, değişimin ve iyileşmenin kaçınılmaz olduğunu, ancak bunun için önce kendimizle ilgili sarsıcı gerçekleri kabullenmemiz gerektiğini belirtiyor.
"İyileşme, kaçtığımız gerçeklerle yüzleştiğimizde ve onlara rağmen ilerlemeye cesaret ettiğimizde başlar. Kaygı, öfke, üzüntü ve korku… Bunların her biri, içimizde çözülmeyi bekleyen düğümler gibidir."
Bu sözleri okurken kendi korkularımı düşündüm. Gerçekten ne istiyorum? Beni mutlu etmeyen şeylere neden tutunuyorum? Değişmekten neden korkuyorum? Kitap, bana bu soruların cevaplarını aramam gerektiğini hatırlattı.
Frederickson’a göre, kendimizi gerçekten kabullenmek ve iyileşmek için bazı önemli adımları atmalıyız. Kitabı okuduktan sonra Frederickson sayesinde kendimde iyileştirdiğim şeylerden bazıları,
Savunmalarımı fark etmek: Kendime hangi yalanları söylediğimi anlamak.
Duygularımı tanımak: Bastırdığım ya da kaçtığım hislerle yüzleşmek.
Gerçekleri kabullenmek: İnkâr etmek yerine olanı olduğu gibi görebilmek.
Kendi sorumluluğumu almak: Başkalarını ya da dış koşulları suçlamaktan vazgeçmek.
Değişime açık olmak: Geçmişteki yanlışlarımı fark edip yeni bir yol çizmek.

Kimler Okumalı?
Kendimize Söylediğimiz Yalanlar, kendini daha derinden anlamak isteyen herkes için değerli bir kaynak. Eğer hayatınızdaki bazı kalıpları kırmak, geçmişte yaptığınız hatalardan ders almak ve gerçekten daha bilinçli bir şekilde yaşamak istiyorsanız, bu kitap size çok şey katacak. Özellikle psikolojiyle ilgilenenler, terapi gören ya da kendi düşünce kalıplarını sorgulamak isteyen okuyucular için rehber niteliğinde. Ayrıca, psikoterapistlere de danışanlarının içsel direnişlerini anlamaları konusunda büyük bir perspektif sunuyor.
Frederickson, bize kaçındığımız gerçeklerle yüzleşmeye zorlayan, ancak sonunda bize özgürlük sunan bir yolculuk sunuyor. "Bizi en çok yaralayan şey, başkalarının bize söyledikleri değil, bizim kendimize söylemekten kaçındığımız gerçeklerdir." Çünkü en büyük zarar, kendi görmek istemediğimiz gerçeklerden gelir. Eğer siz de gerçeklerle yüzleşmeye ve içsel özgürlüğe bir adım atmaya hazırsanız, bu kitap tam size göre.






