Avrupa ve dünyanın diğer yerlerinden birçok kitapçı, kitapseverler arasındaki bağ kopmasın diye online platformlarda gruplar kuruyor, kitap dağıtımlarını artırmak için türlü yollar deniyor. Hepsi, kitapların insanları bunalım ve yalnızlıktan kurtaracağı fikrini savunuyor.
Ne olup bittiğine anlam veremediğimiz zamanlarda en güvende hissettiğimiz yerlerden biri kitapçılardır. Son birkaç yıldır – dünyanın giderek çalkantılı bir hâl aldığı günlerde – özellikle bağımsız kitapçılar insanlara birliktelik duygusunu sunuyor. Bu nedenle, bu küresel salgın boyunca kitapçıların – en azından fiziksel olarak orada bulunmak anlamında – artık ulaşımımıza kapatılması son derece üzücü. KOVID-19 dünyaya yayılırken pek çok insanın evde kalması söyleniyor, bazı şehirler kapatılıyor. Resmi olarak kapatılmasa bile birçok insan, salgın hızını yavaşlatmak için kendini karantinaya almayı tercih ediyor.
Bütün bunlar, çalışanlar ve müşterileri korumak için kitapçılar dahil çoğu dükkânın kapatıldığı anlamına geliyor. Kapılarını açık tutanlara giden sayısı oldukça düştü. Ancak, dört duvar arasında günlerini geçiren, dikkatleri dağılsın diye kitaplara yönelen insanların sayısı artıyor – çünkü kitaplar bu dönemde hayati değere sahip ve kitap satıcıları gerçekten yaratıcı kişiliklere sahip. Bu nedenle, müşterilerine hizmet sağlamak için siparişleri bisikletle dağıtmak ve sosyal medyada insanları bir araya toplayan, kendini izole eden kişilere kitaplar öneren yaratıcı alanlar yaratmak gibi çözümler üretiyorlar.

Rahatlatan okuma
Michigan, Ann Arbor'da ödüllü bir dükkân olan Literati Kitabevi'nin sahibi Mike Gustafson için kapıları kapatmak hem kolay hem de zor bir karardı. “Eşim ofise girdiğinde ve dükkânı kapatmamız gerekiyor dediğinde telefonda yöneticiyle çalışma saatleriyle ilgili konuşuyordum. On beş dakika sonra kararımızı verdik. Birkaç ay kapalı kalabiliriz.”
Birçok dükkân gibi, müşterilerinin bu durumu anlayışla karşılayacağını düşünerek online satışa çabucak geçtiler. “Genellikle günde beş ile on arası sipariş alırız. Bir haftadan kısa sürede bu sayı sekiz yüze yükselmişti. Her şey o kadar hızlı gerçekleşti ki… Ancak müşterilerimiz arkamızdaydı. Birçok sipariş verdiler, çok nazik yorumlarda bulundular, sosyal medya platformlarında moralimizi yükselttiler. Böyle zamanlarda kitapların hayatta kalmamız için gereken şeylerin başında gelmediğinin kesinlikle farkındayım. Ama yine de birçok kişi için kitaplar, eşsiz bir rahatlama sunuyor ve belki de şu anda insanların gerçekten ihtiyaç duyduğu yegâne şey,” diyor Mike Gustafson.
Mike ve eşi, online siparişlerin takibini yaparken aynı zamanda dijital kitap okuma kulüplerini ve online yaratıcı yazarlık kurslarını keşfediyorlar. Mike konuyla ilgili, “İnternette bir topluluk oluşturmaya çalışıyoruz, böylece komşular birbirleriyle fikirlerini, yeni yazarları, sanat ve kitapları hâlâ tartışabiliyor.”
Sosyal medyada IndieBound gibi akımlar okurları kitapçılarla bir araya getiriyor ve insanlara mahallelerinde bulunan kitapçılara nasıl yardım edebileceğini gösteriyor. İngiltere’deki Books Are My Bag, bağımsız kitapçıları tanıtmak için #ChooseBookshops (kitapçıları seçin) hashtag’ini kullandı.

Gezgin kitaplar
Amazon kitap siparişlerine öncelik vereceklerini bildirirken bağımsız kitapçılar kargo yöntemlerini geliştirmeye çalışıyor. (Avrupa’da) birçok satıcı, siparişleri yetiştirmek için şehrin etrafında bisikletleriyle koşturuyor – Mostly Books adında bir kitapçı bir haftalık siparişleri teslim ederken 75 kilometre yol kat etti. Güney Londra’da bulunan kitapçı Kirkdale ajans yardımı aldı, Category Is Books ise kaykay ile dağıtım yaptı (gerçi en yenilikçi dağıtım metodu ödülü kızakla dağıtım yapan İsveçli kitapçı Kiruna’ya gitmeli).
İngiltere ve İrlanda Kitapçılar Derneği Genel Müdürü Meryl Halls’a göre, “kitap satıcıları en dirençli, sıcakkanlı ve becerikli insanlar arasında yer alıyor ve sosyal mesafe ile izolasyon engellerine, müşterilerine muazzam bir hizmet sunabilmek için en hızlı alışanlar onlar oldu.” Aynı zamanda birçok kitapçının, pragmatik ve optimist yaklaşımlar sergilese de halkın, yayıncılık sektörünün ve devletlerinin desteğine ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Almanya'daki Buchladen am Freiheitsplatz'ın sahibi Dieter Dausien, dükkânının diğer bütün hayati önem taşımayan işletmelerde olduğu gibi kapatılmasını anlayışla karşılıyor, ancak kabullenmek işleri kolay kılmıyor. “En kötüsü de bu durumun ne kadar süreceğini bilmemek,” diyor. “Sipariş edilen kitapları müşterilere teslim ediyoruz ya da kapılarının önüne bırakıyoruz, böylece temastan kaçınmış oluyoruz. Ama kitapları teslimat için hazır etmek, dükkânda satmaktan daha zor.”
Hükümet zorunluluğu olmayan dükkânların kapatılmasını emrettikten sonra Fransız kitapçılar kapanınca yayıncılar, kitapların çıkış tarihlerini ve ödeme sürelerini erteleyerek yardımcı olmaya başladılar. Dükkânlardan biri, kitap kulüplerini online platforma taşıdı ve 1750 kilometrelik alana ücretsiz dağıtım yapıyor. “Bizim için esnek olmak, sürekliliği olabildiğince sağlamakla aynı anlama geliyor. Ayakta kalıp kalamayacağımızı bilmiyorum, ancak eğer kalacaksak kitapseverleri bir arada tutmak tek seçeneğimiz.”
Melbourne’de bulunan kitapçılardan birinin sahibi Leesa Lambert da işletme stratejilerini gözden geçirdiğini söylüyor. “Okumak bize yardımcı olacak. Hepimiz bu krizin sancılı olduğunu ve öyle olmaya devam edeceğini biliyoruz. Ancak okuma eylemi stres ve kaygıyı azaltır. Bu, kesintiye uğramış dünyada çok ihtiyaç duyulan tutarlı, öngörülebilir bir rutindir,” yorumunda bulunuyor. Kapılarını kapatmadan önceki son etkinliklerinde travma sonrası iyileşme uzmanı, öğretmen ve yazar Maddie Witter şöyle demişti: “Kitap okumak, hayatları değiştirir. Bu bize umut veriyor.”
Çeviren: Aslı İdil Kaynar
(BBC)






