Kâğıt mı, Ekran mı?

Kâğıt mı, Ekran mı?


Twitter'da Paylaş
0

Araştırmacıların büyük bölümü ekran okumalarının bizi doğrusal olmayan okumaya, yani göz gezdirerek, sözcükleri atlayarak okumaya ittiği görüşünde. Okuma oranları dendiğinde sadece kitapları değil, kişisel mesajlaşmaları, e-postaları, oyunları, sosyal medyayı ve başka elektronik yayınları da düşünürsek eskiye oranla çok daha fazla okuyoruz. San Diego’daki Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre 2000’lerin sonunda 1980’e kıyasla üç kat daha fazla şey okunmuş. Öte yandan her geçen gün kâğıttan çok ekrandan okur hale geliyoruz. Kâğıttan okumayla ekrandan okuma arasında keskin farklar belirlemek güç. Kullanılan kâğıdın ya da cihazın özellikleri, metnin türü, okuyanın tercihleri ve elektronik cihaz kullanma alışkanlıkları gibi pek çok etken sayılabilir. Yine de araştırmacıların büyük bölümü ekran okumalarının bizi doğrusal olmayan (nonlinear) okumaya, başka bir deyişle göz gezdirerek, sözcükleri atlayarak okumaya ittiği görüşünde. San Jose Üniversitesi’nden Ziming Liu, ekrandan yapılan okumaların sayfadan sayfaya gezinme, göz gezdirme, anahtar sözcükleri tespit etme ve tek seferlik, doğrusal olmayan, seçici okumalar yapmayla karakterize edilebileceğini belirtiyor. Elektronik ortamda videolara, görsellere, ses kayıtlarına ve başka metinlere bağlantı verebiliyor, bunlar arasında hızla geçiş yapabiliyoruz. Ancak bu durum okurken dikkatimizin dağılmasına neden olabiliyor. Yoğun odaklanma gerektiren metinleri de bu şekilde okumak riskli görülüyor. Tufts Üniversitesi’nden nörobilimci Maryanne Wolf, e-postalarımızı göz gezdirerek okumanın iyi olabileceğini ama (James Joyce’un eserleri gibi) bazı metinleri bu şekilde okursak o okuma deneyiminden çok şey yitireceğimizi belirtiyor: “İnsanlar okumak için evrimleşmediği için bu becerimiz bakımından beynimizdeki bağlar oldukça esnektir ve okuma aracımız ne olursa olsun beynimiz buna kolaylıkla uyum sağlayabilir. Sayfadan sayfaya gezinip sözcük atlayarak okumayı alışkanlık haline getirirsek beynimiz buna uyum sağlayacak ve Ulysses’i açtığımızda bile aynı şekilde okuma eğiliminde olacaktır.” Peki ya e-kitaplar? Tamamen kitap okumaya odaklanmış e-okuma cihazlarında dikkatimizi dağıtacak unsurlar az. Ancak yapılan deneylerde, kitapları kâğıt üzerinden okuyanların elektronik cihazlardan okuyanlara kıyasla anlatılan konunun ya da hikâyenin kilit noktalarıyla anlatılış sırasını daha iyi hatırladığı gözlemlenmiş. Belki de okuma sürecimizin bir tarafta biriken okunmuş sayfalarla paralel ilerlemesi ve kitabın şekli, tasarımı, kâğıdının dokusu, hatta sayfaları tutuşumuzla oluşan gölgeler gibi minik “dikkat dağıtıcı” unsurlar hafızamızı tetikleyen anahtarlara dönüşüyordur. Ekrandan yapılan okumaların olumsuz yanları ön planda görünse de, bu sonuçlar okura göre değişebiliyor. Disleksili kimi okurların e-okuma cihazlarından kitapları daha hızlı ve daha iyi anlayarak okuduklarına dair bulgular da var. Araştırmacılar ne kâğıtla ekranı yarışa sokma niyetinde, ne de salt birini seçmemizi öğütlüyor. Böyle bir seçimden önce okuma sürecimizle ilgili daha çok şey keşfetmemiz gerekiyor.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR