Kum: İran'ın en etkileyici atmosferi...
4 Mart 2017 Hayat Gezi

Kum: İran'ın en etkileyici atmosferi...


Twitter'da Paylaş
0

Daha içselleştirmiş gibiler inançlarını, bilerek sahip çıkıyorlar geçmişlerine. Zerdüşt’ü bir köşeye koyup oturtmuşlar. Ateş iki bin beş yüz yıldır sönmeden yanıyor Yezd’de.
Ayşe Topbaş
Kadınlar akın akın iniyor otobüsten. Yanlarında getirdikleri ferace ya da çadorlarını, askerlerin silahlarını kuşandıkları gibi giyinip kuşanıyorlar. Yüzlerinin bir bölümü dışında, her yerlerini örtüyor giysileri. Bir kara giysi de ben giyiyorum. Daha doğrusu yanımda getirdiğim siyah kumaşı kendime çador gibi doluyorum. Masum imamlardan birinin kız kardeşi Fatıma’nın kutsal türbesini ziyaret için yürüyoruz hep birlikte. Kemerli girişteki mavi çinilerin üstündeki saat beşi gösteriyor. Bir kadın, kara çadoru dalgalanarak, kapıdan içeri giriyor. Türbeden çıkan kadınların, giysilerinin altından, yarısı görünen yüzlerinde akşamüstü ışığı. Yüzlerinin bir bölümünün görünmesinden midir bilemem ama esrarlı bir çekicilik var havada. Erkekler omuzlarına attıkları cübbelerle hızlı hızlı yürüyor. Mollalar ak sarıklar sarmışlar başlarına. Masum imamlardan birinin kız kardeşi Fatıma’nın kutsal türbesi karşımda duruyor. 9. yy başlarında, Hüseyin’in dördüncü kuşaktan torunu ölüyor. Bu torun İmam Rıza. “Şehidin Kabri” anlamına gelen Meşhed’e gömülüyor. Aşağı yukarı aynı zamanda kız kardeşi Fatıma da Kum’da ölüyor. Hz Ali’nin gömüldüğü yer olan Necef gibi, Meşhed ve Kum da önemli hac merkezleri oluyor.   Jean Chardin, meşhur seyahatnamesinde, Kum kentini yaza yaza bitiremiyor. Safevi İran’ını en iyi algılayan Avrupalı seyyah olarak nam salan Chardin’e göre, bu türbeler kadar muhteşem yerler görmek mümkün değil. Fatıma’nın türbesi hakkında sayfalar dolusu yazıyor ünlü seyyah. Seyyide’nin türbesine girmek için birbirine bağlı bölümlerden geçiyorum. Her birinde ayrı bir sahne. Erkekler başlarında beyaz sarıklar, başlarını öne eğmiş, Kuran okuyor kimileri. Kemerlerin içinden geçerek yol alıyorum. Türbeye yaklaştıkça uğultu artıyor, etraf daha da kalabalıklaşıyor. Birkaç yıl önce Şam’da Seyyide Zeyneb’in türbesinde duyduğum yüksek perdeden ağıtlar çığlıklar yok. Daha sakin burası, onca kalabalığa rağmen. Görme gücünü elde etmek için mi tüm türbeler aynayla kaplı? Fatıma’nın türbesi, kırık aynaların ışık oyunlarında yüzüyor gibi. Oluk oluk akan ziyaretçiler sandukanın önündeki demir parmaklıkları öpüyor, çember halinde kabri birkaç kez dönüyorlar. Apayrı bir dünya burası. Mezarı çevreleyen şeritteki Kuran ayetlerinin üzerinde, kırılan ışıklar geziyor. Altında da siyahlara bürünmüş kadınlar. Sufiler arasında gözde bir hadis olan “Gizli bir hazine olan ve bilinmek isteyen Tanrı dünyayı ayna olarak yaratmıştır”, Sufiler arasında gözde olan hadis aynaları görünce mi takıldı aklıma? Kırmızı halılar üzerinde oturan kara çarşaflı kadınların arasına oturuyorum. Çocuklar neşeyle koşturup oynuyor. Hava kararmak üzere. Kocaman altın kubbe parıl parıl parlıyor, üzerinde yeşil bir bayrak dalgalanıyor. Avlunun ortasındaki yuvarlak havuza eğilmiş birkaç kadın. Siyah giysilerinin altından uzattıkları beyaz ellerini suya daldırmışlar. Farsçanın şiirselliği duyuluyordu hoparlörlerden. Bizdeki cami ahalisine pek benzemiyorlar. Daha içselleştirmiş gibiler inançlarını, bilerek sahip çıkıyorlar geçmişlerine. Zerdüşt’ü bir köşeye koyup oturtmuşlar. Ateş iki bin beş yüz yıldır sönmeden yanıyor Yezd’de. İslama da Zerdüşt’e yaptıkları gibi büyük bir inançla, tutkuyla sahip çıkıyorlar. Köşede duran secde taşlarına takılıyor gözlerim. Gelenler secde taşlarından alıp namaza duruyor. Gidip taşlardan bir tane seçiyorum kendime, bugünün anısını sonsuza dek saklamak için. Seçtiğim taşın üzerinde Fatıma’nın eli var. Penç-ten, “beş kişi” diye isimlendirilen bu el aynı zamanda, Şia inancında, Hz. Muhammed, Fatıma, kocası Ali ve iki oğlu Hasan ve Hüseyin’i simgeliyor. Arapçada beş anlamına gelen Khamsa deniyor. Bu el öbür inançlarda da var. Hz. İsa’nın annesi Meryem’in elinde balıklar var. Fatıma’nın avucunun içinde göz. Kem gözlerden koruyacağına dair söylenceleri var Fatıma’nın elinin, bizdeki nazar gibi. Yıllarca bu taşa secde edenlerin alnına Fatıma’nın elinin izi mi çıkıyor acaba? Yoksa taşın üzerindeki izler önemli değil de gelişigüzel bir tane mi alıyor insanlar? Hoparlörden yayılan o güzelim Farsçayı dinliyorum tek kelime anlamadan. Tahran’da Lolita okuyan kızlar, geceleri son moda Christian Dior elbiseleri içinde salınarak gösteriş yapan kadınlar ya da taşradan gelmiş yoksul kadınlar arasındaki sınırlar Kum’da siliniyor. Kadınların üzerlerine aldıkları çador sadece vücutlarını değil, farklılıkları da örtüyor. İran’ın en etkileyici atmosfere sahip olan Kum Kenti’nden akın akın çıkıyorlar şimdi, aynı girdikleri gibi.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR