Betimleme yaparken dengeyi yakalamak ne denli önemliyse karakterleri olay örgüsündeki yerlerine uygun bir biçimde tasvir etmek de o denli önemli.
İyi bir yazar size karakterlerinin kim olduğunu doğrudan söylemek ya da neye benzediğini doğrudan tarif etmek yerine betimlemelere başvurarak onları görünür hale getirir. Şayet niyetiniz iyi geliştirilmiş karakterler oluşturmak ve özgün bir hikâye ortaya çıkarmaksa bu tavsiye aklınızın köşesinde bir yerde hep dursun.
Kurmaca metin yazarken karakterleri doğrudan anlatmak yerine onları tasvir etmek, okurların karakteri anlamasını ve onunla bağ kurmasını sağlamak için yazarların başvurduğu en temel tekniklerden biri. Ancak bu süreç öyle peş peşe sıraladığınız cümleleri sıfatlarla ya da zarflarla doldurmaktan ibaret olmadığı gibi o kadar da basit değil. Üstelik sıfatlarla zarfların bir yazarın en iyi dostları olmadığını, her ikisinin de bilinçli ve idareli kullanılması gerektiğini hatırlamakta fayda var.
Usta bir yazar, karakterini görünür kılan betimlemelerin nasıl kullanılması gerektiğini zaman içerisinde öğrenir ve yakaladığı denge sayesinde etki yaratmayı başarır. Betimlemeye nadiren başvurmak, karakterlerin düz ve ilgi çekici olmayan kurmaca şahıslar olarak okunmasına sebep olurken okurun da onları, metindeki olay örgüsüyle ilişkilendirilmeyecek denli önemsiz unsurlar olarak algılamasına sebep olur. Çok fazla betimlemeyse amaçlanan etkinin tam aksini yaratır. Bir karakterle ilgili, olay örgüsündeki akışla bağlantısız satırlar dolusu detay okuru bunaltır. Bu, göstermekten ziyade anlatmak anlamına gelir.
Betimleme yaparken dengeyi yakalamak ne denli önemliyse karakterleri olay örgüsündeki yerlerine uygun bir biçimde tasvir etmek de o denli önemli. Üstelik bunu yaparken kendinize özgü bir üslup yakalamanız ve anlatıcı sesinizi de buna göre kurgulamanız gerek. Karakterleri yalnızca betimlemiş olmak için betimlemeyin. Okura verdiğiniz her bir bilginin, onların karaktere olan bakışını nasıl etkileyeceğini düşünün ve bu detayları akıllıca kullanın.
İşte bu konuda başvurabileceğiniz bazı örnekler:
Fiziksel Görünüş: Karakterlerinizin fiziksel özelliklerini tarif ederken bunu onun kişiliğini, yetişme tarzını ya da hâkim duygu durumunu yansıtacak şekilde yapın. Mesela aşırı titiz ve düzenli bir karakteriniz varsa onun saçlarının ne denli düzgün taranmış olduğundan ya da kıyafetlerinin temizliğinden bahsedebilirsiniz. Ama bunun tam aksine dış görünüşüne pek önem vermeyen, kaygısız bir karakterin varsa onu dağınık, hatta pejmürde bir görünümle tarif edebilirsiniz.
Beden Dili: Karakterinizin mizacını ve duygularını beden dili yoluyla aktarın. Gergin bir karakter tırnaklarını yiyebilir, hareketli bir karakter oturduğu yerde duramayabilir, kendinden emin bir karakterse oturduğu yerde dimdik ya da kıpırtısız olabilir. Bu tarz fiziksel ipuçları, okurların karakterin iç dünyasını algılamasını kolaylaştırır.
Ortam: Karakteriniz nasıl bir ortamda yaşıyor ya da çalışıyor? Kaotik bir alan kişilikteki kimi karmaşalara işaret edebilirken minimalist ve düzenli bir ortam kontrollü, disiplinli hatta uç durumlarda saplantılı hallere işaret edebilir. Diyelim ki, karakterin yaşadığı evin duvarları baştan sona turuncuya boyanmış ve bir sabah uyanıp bütün evi siyaha boyuyor. Sizce bu neye işaret edebilir?
Alışkanlıklar ve Acayiplikler: Karakterleri benzersiz kılan kimi sıra dışı davranışlardan bahsedebilirsiniz. Bu, derin düşüncelere dalıp sürekli parmakları oynatmak ya da her sabah aynı kafede aynı yere oturup aynı kahveyi sipariş etmek kadar basit bir şey olabilir. Ya da belli bir yapının önünden geçmemek için her sabah yolunu uzatarak işe giden biri gibi daha derinlikli bir davranış da olabilir. Önemli olan bir yazarın bu tarz ayrıntıları niçin seçtiği ve karakteri ortaya çıkarırken bunları nasıl kullandığı.
Diyaloglar: karakterin konuşurken kullandığı kelimeler, başvurduğu deyimler onun kişiliğini, eğitimini, geçmişini ve hatta ruh halinin kimi yönlerini açığa çıkarır. Oldukça zarif konuşan ve genellikle resmi bir dil kullanan karakterle sürekli argoya yaslanan bir karakter arasında görünür farklılıklar bulunur. Yazar böylesi farklı tercihlerde bulunduğu zaman okura karakterleriyle ilgili neler söylemiş olabilir?
Anılar ve Anımsamalar: Geçmiş, kişiliği şekillendiren en önemli yapılardan biri olduğuna göre bir karakterin kişiliğine ilişkin içgörü sağlamak istediğinizde anlık anımsamaları ve hatıraları kullanın. Fakat bunları kullanırken geçmişe ilişkin bilgiyle karakterin kişiliği arasında tutarlı ve mantıklı bir bağ kurmanız gerek. Zira sizin çok önemli ya da travmatik olduğunu düşündüğünüz bir deneyim, insan kişiliği üzerinde o kadar da etkili olmayabilir.
Başkalarına Verilen Tepki: Karakteriniz metindeki öteki karakterlerle nasıl bir ilişki kuruyor, onların söz ve davranışlarına nasıl tepki veriyor? Karakteri oluşturmadan önce bu tip sorulara yanıt vermek karakterinizin kişiliği hakkında o an sizin bile farkında olmadığınız pek çok niteliği ortaya koyabilir. Karakteriniz karşısındakiyle kolayca empati kuruyor mu yoksa sürekli mesafeli mi? Çabuk öfkeleniyor mu, sabırlı ya da anlayışlı mı? Peki niçin?
Sembolizm: Betimlemelerinizde sembollere başvurabilirsiniz. Fakat bunu yaparken aşırı sembol kullanımının metni anlaşılmaz hale getirdiğini ve kullandığınız sembollerin geçmişteki şahsi anılarla aynı şey olmadığını ve tutarlı olmaları gerektiğini unutmayın. Örneğin sürekli ateşle meşgul olan bir karakter için ateş neyi ifade ediyor olabilir? Tutkulu ve güdüsel bir mizacı mı? Ya da ne zaman stresli bir durum yaşasa kendini deniz kıyısında bulan bir karakter için su neyi sembolize edebilir? İyileşme olabilir mi mesela?
Karakterlerin sürekli gelişim halindeki kurmaca öğeleri olduğunu unutmayın. Betimlemeyi bilinçli bir biçimde kullanın. Tasvirleriniz, okurlarınız hikâye ilerledikçe karakterleriniz hakkında daha fazla bilgi edinmesine olanak tanısın. Yazmaya başlamadan önce kurgusal bir karakteri nasıl daha gerçek hale getirebileceğinizi düşünün. Bir karakterin neye benzediğini ya da ne olduğunu doğrudan söyleyip okuru yok saymayın. Karakteriniz muhteşem bir varlık olabilir, o zaman bunu damdan düşercesine söylemek yerine bırakın onun güzelliği okurun zihninde yankılansın:
“Çok güzel olduğunu, bufaloların bile hayatlarından vazgeçip ona yaklaşabileceği türden bir kadın olduğunu düşünmüştüm. Avlanmasına gerek yoktu. Ne zaman yürüyüşe çıksak kuşlar peşimize düşer, hatta yabani otlar bile bizi takip ederdi.”
Yazar Sherman Alexie’nin The Lone Ranger and Tonto Fistfight in Heaven adlı romanından alıntıladığım bu satırlarda Alexie, karakterinin ne saçını ne de yüz hatlarını tarif ediyor ama okur, güzellik gibi göreceli bir nitelemede bile fiziksel görünüşü hakkında hiçbir şey bilmediği bir karakterin güzelliğine ikna oluyor –öylesine güzel ki, vahşi hayvanlar onun için kendini feda ediyor. İşte bu okurlara, “saçları çok parlaktı ya da çok hoş bir gülümsemedi vardı,” demekten çok daha fazlasını sunuyor.
Bir dahaki sefere kurmaca yazmak için oturduğunuzda önce karakterinizin nasıl hayal edilmesini istediğinizi düşünün ardından okurların bunu kendiliğinden yapmasına olanak tanıyacak biçimde o karakteri nasıl betimleyeceğinizi bulun.
Çeviren: Fulya Kılınçarslan






