1/
K
Kral’la Kurt kol kola köşeleri kesinleştiriyor konakta.
Kurt köşe kapıyor köşe kapmacada.
Kangal kıllanarak:
“KOYUNLARI KUZULARI KORUMA KOMİTESİ”Nİ Kuruyor.
Kaldı ki Kurt’la Kangal’ın kan kardeşliği kopmuyor K.
Koyunlar, Kuzular koruda koklaşarak konaklıyor.
Kral komitesini kıstırıyor kısaca.
Köşe kapanlar köşelerine kuruluyor.
Kangal’ın “KOYUNLARİ, KUZULARI KORUMA KOMİTESİ”NDE kusur...
Kurt, Kuzu’yu kolundan kapıyor, Kangal kovalıyor, Kral kıs kıs...
2/
KIYIDASIN
Ellerini alnında siper ederek dalıp bakıyorsun uzağa.
Ufuk çizgisinde birleşen mavide kalıyor gözlerin.
Dalgınlığın dakikalarca sürüyor öyle.
Uzaktan başlayarak birbirini kovalayan küçük küçük dalgalar, ayaklarının dibinde köpüklerini bırakınca bir adım atıyorsun geriye.
Bir kabaran, bir çalkalanan mavi suyun üzerinde kovalamaca...
Kentin kalabalığından sıyrılarak kıyıda soluklanıyorsun çoğu gün.
Korku içeren seslemelerle, bir alçalıp, bir yükselen müzik eşliğinde, geniş mekanda ve şimdiki zamanda kovalamaca devam ediyor.
Kıyıdasın...
3/
EVET
Günün dinginliği bozuluyor.
Duyuyorsun: öksüre öksüre biri tükürüyor sitede.
Tiz bir osuruk fişek gibi fırlıyor.
Bir kez, iki kez, üç kez...
Motor sesleri bir de.
Görüyorsun: pencereden üst üste iki beden.
Günün ilk deviniminin resmi.
Simit tepsisinden yükselen koku.
Göz işte.
Özne, nesne, boşluk ve loşluk.
Elektrikler kesik dünden beri.
Kışın hep öyle olur.
Biliyorsun: serçeler; uçuşuyor, tünüyor, ötüyor cıvıl cıvıl yemleniyor, çiftleşiyor...
Oh ne güzel.
Usul usul in çık hızlı hızlı yürü.
Geçmişi bil.
Geleceği sor.
4/
KIYIDASIN YİNE
Belli belirsiz renk yansımaları mavi suyun yüzeyinde; lacivert, siyah, beyaz çakım hızında art arda...
Renk yansımaları işte yanılsama olsalar keşke.
Martı çığlıkları, kanat çırpış sesleri yankılanıyor an be an ucu belirsiz denizde.
Martılar nerede?
Gömülmek üzereler. Sarı gagaları görünüyor yalnızca.
Kanat çırpış sesleri kesiliyor, çığlıkları daha da bir yankılanıyor.
Gizil bir güç onları suyun deriliklerine çekiyor sanki.
Sanki değil yavaş yavaş gömülüyorlar.
Görüyorsun işte.
Kıyıdasın yine.
Tonlarca ağırlık var sanki ayaklarında.
Adım atamıyorsun bile.
Zorluyorsun kendini. Zorladıkça da ayak kaslarında birikiyor tüm kanın.
Çöküp kalıyorsun öyle durduğun yerde.
Oturuyorsun sonra çaresizce ıslak kumların üzerine.
Renkler yansıyor çakım hızında bir lacivert, bir siyah, bir beyaz art arda.
Martılar gömülmek üzere...
5/
FARKINA VARIYORSUN SONUNDA
O, on iki puntoluk bir harf olsa da içi küçük küçük siyah noktacıklarla doldurulan büyükçe bir nokta yalnızca..






