Mektup
21 Nisan 2013 Edebiyat Kültür Sanat

Mektup


Twitter'da Paylaş
0

[button]Cemil Kavukçu[/button] Yıllar önce, cep telefonlarının yaygınlaşmaya başlamasıyla günlük yaşamımızdan çıkardık mektuplaşmayı. Artık sanal ortamda yazışıyoruz ama aynı şey değil; postacıyı gözlemek, zarfı açıp katlanmış kâğıdı çıkarmak çok başka bir duyguydu. İlk mektubumu dokuz yaşındayken Bursa’da oturan dedeme yazmıştım. Bir süre sonra da onun mektubu gelmişti. İstanbul’da liseyi okumak için İnegöl’den ayrıldığım yıl da sürekli annemle yazışmıştım. Mektuplarım hep “Sevgili anneciğim ve babacığım” diye başlasa da onu yalnızca annemin okuyacağını bilirdim. Askerliğim sırasında da böyleydi. Babamla hiç yazışmadık. Bütün mektuplarımı saklarım. Benim yazdığım mektuplar durur mu, saklanır mı bilemem. Ama, en azından bir mektubumun saklandığını öğrenmem beni çok mutlu etmişti. Dünya Yayıncılık’ın kısa bir süre çıkardığı üç aylık posta kültür dergisi “Posta Kutusu”nun 2. sayısında (kış 2004) bir mektubumla karşılaşınca çok şaşırmış ve sevinmiştim. Mektubu 16 Ağustos 1983 tarihinde Muzaffer Hacıhasanoğlu’na yazmışım. O yıl ilk öykü kitabım “Pazar Güneşi” yayımlanmıştı. Somut dergisinin 1983 Ağustos sayısında kitabımla ilgili Muzaffer Hacıhasanoğlu imzalı bir yazı vardı. Heyecanla, yazıyı peş peşe birkaç kez okuduğumu anımsıyorum. Hacıhasanoğlu’nun üzerimdeki etkisi farklıdır.  1970 yılı, İnegöl Lisesi’nde son sınıf öğrencisiyim. Haziran ayının son günleriydi, kitaplarımızı değişerek okuduğum, beni çeviri romanların yanı sıra biraz da kendi edebiyatımızı okumaya zorlayan arkadaşım Akif evimize gelmişti. Koltuğunun altında Milliyet gazetesi vardı. Çok heyecanlıydı. “Bunu hemen oku,” dedi. O gün ilk bölümü yayınlanan tefrika roman “Evlerde Sevgi Yoktu”yu okumamı istiyordu. Çok etkilenmişti. Başlığı bile çok sarsıcıydı. Yazarı Muzaffer Hacıhasanoğlu’nu ikimiz de tanımıyorduk. Berberde sıra beklerken tesadüfen görmüş, çıkınca da bir gazete alıp hemen bana gelmişti. O günden sonra ilk işim Milliyet gazetesi alıp tefrikayı okumak, bölümü kesip saklamak olmuştu. Somut dergisindeki yazı beni çok etkilemişti, hemen Hacıhasanoğlu’nun adresini bulmuş “Posta Kutusu”nda yayımlanan o mektubu yazmıştım. İki teşekkür borcumu ödüyordum; biri kitabımla ilgili yazısı, öbürü de “Evlerde Sevgi Yoktu”nun bende açtığı ufuk. Gazete kesiklerini uzun yıllar saklamış, Ankara’da bir taşınma sırasında yitirmiştim. Çok üzülmüştüm, çünkü kitap olarak yayımlanmamıştı. Ölümünden 21 yıl sonra, 2006 yılında heyamola yayınları arasında çıktı. Okurla ne kadar buluşabildi, bilmiyorum. Ama  mutlaka okunması gereken bir kitap. Muzaffer Hacıhasanoğlu’nu 17 Ocak 1985 Perşembe günü yitirdik. Ölüm haberini gazetede okudum.  İki gün sonra ise posta kutumda ondan gelen kartı buldum. Yeni yılımı kutluyordu.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR