Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

13 Nisan 2017

Öykü

Meryem Demirli • Nasıl Bir Hayata Bakmıştınız?

Meryem Demirli

Paylaş

46

0


Onları izlemeye başladığım ilk günü unutmuyorum. Girdikleri yer hiç de mükemmel sayılmazdı. Tahtaları eskimişti, kapısı kırıktı, pencereleri küçüktü, yerlere yıllar yıllar ve yıllardır süren, tekrar tekrar ve tekrar eden hayatların tozu tortusu serilmişti. Biraz karanlıktı ama biraz da güneşi vardı. En çok da kızcağızı unutmuyorum. Kırık kapıdan içeri girdiğinde etrafa öyle bir baktı ki, inanamadım. Aynı şeye bakıyor ama başka şeyler görüyorduk belli ki. Alçakgönüllü olamayacağım, benim gördüğüm gerçekti. O yalnızca hayal görüyordu. Alçak gönüllü olacak ne var! Hepimiz hayal görebilseydik keşke, demek isterdim. Diyemem.

Kız etrafa baktı. Hayalini kurduğu her şey burada varmış gibi, benim pek revaçta olmadığından kutularda eskiyenlerime değil de, en çok satanlarıma baktı. Bir şey söylemek isterdim ama mutluydu işte. Ben kadar eski, hatırlanan, hatırlanmayan her şey kadar eski mekanımda yepyeni, çok hevesli, çok genç eteklerini döndüre döndüre heyecanını yaşarken, karışmak bana düşmezdi. Ardından oğlan da geldi. O daha sakindi. Benim gibi ama daha cahil bir şekilde kızın mutluluğunun etkisindeydi. İrdelemedi. Aynı sebepten, hiçbir zamanında mutsuzluğunun adını koyamayacak, tarif edemeyecekti. İrdelemeyecekti. Yaşayacaktı işte. Şaşırmayacaktı. Paniğe kapılmayacaktı. İlgimi çekmedi. O yüzden kızı izledim. Öte yandan da elim kolum gibi alıştığım vazifeme koyuldum: “Buyurunuz efendim? Başlamadan önce çeşitlerimize bir göz atmak istemez misiniz?” “İstemem,” dedi güleç kız. İsteseydi keşke. “Ortasında çimenleri bakımlı, ağaçları budanmış bir park, etrafta işlek caddeler olsun. Şehir merkezi burası. Mağazalara yakın olsun.” Raflara şöyle bir göz attım. Arnavut kaldırımlı sokaklar vardı, bin rakımda deniz manzaralı site, sahil yolu, orman manzarası.... Hah, şehir merkezi. Raftan çıkarıp ortaya koydum. Koyarken de aklıma geldi, hep de böyle zamansız saçma sapan düşünürüm. Kızın çocukken göl kenarlarını sevdiğini düşündüm. Ördekleri seviyordu. Nereden biliyorum? Bilirim ben. Ben bunları düşünürken kızla oğlan parkın içinden geçip işlek caddelerde yürümeye başlamışlardı bile. Caddeler iyiydi hoştu ama bir de sıcacık yuvaya ihtiyaç vardı. Ben az katlı bir apartman dairesinin bahçe katını önerecekken kız, “Çok lüks bir rezidans şahane olmaz mı,” dedi. Hiç olmaz mı! Ne diyeyim, şahane olsun. Koydum rezidansı caddenin kenarına. İçine spor salonları, kafeler, altına market... Tatlı kız alışveriş yapmak istedi. Cadde üzerine yerleştirdiğim mağazaların ışıklarını açtım. Işıl ışıl oldu her yer. Tuttu bizim oğlanın elinden, mağaza mağaza gezdirdi. Eskiden kitap okumayı severdi. Günde iki yüz sayfa okumalıymış bir insan, öyle derdi. Yazar olacaktı galiba ya da sadece iyi bir okur. O yüzden koydum o güzel kitapçıyı oraya. Girmedi. Birkaç dekorasyon mağazası, birkaç giyim. Yakıştı aldıkları. Sade ve şık bir evi oldu. Ne çok aykırı ne çok klasik. Annesinin evi gibi değildi. Başka türlü olsaydı hayal edeceği evler gibi de değil. Dekorasyon dergilerindeki evler gibiydi. Sevdi. Ama bir şey eksikti. İşte sonra kitapçıya girdi. Her zevke uygun kitaplığıyla evi artık tamamdı. Burası yabancı bir şehirdi. Kimseyi tanımıyordu. Yakın zamanda çalışmaya başlamayı da düşünmüyordu. Çocuk yapmayı düşünebilirdi, yoga kursuna gitmeyi, dil öğrenmeyi... Bir noktada kariyerine de odaklanacaktı elbette. Ama şimdilik net bir planı yoktu, vakti çoktu. Oğlan işteyken kız sıkılabilirdi ve bu yüzden benden ona güzel komşular vermemi istedi. Güzelden kastı, tıpkı evi gibiydi. Kaliteli görünen insanlar istedi. "Entelektüel olsunlar,” dedi. Peki dedim ve ona nasıl istediyse öyle komşular verdim. Cahil kız. Yerinde olsam gündüz programları izlediğimi gizlemek zorunda kalacağım insanlarım olsun istemezdim. Kendi bilir, ne diyeyim. Sonra kız yaşadığı yer için başka ufak tefek isteklerde bulundu. Otopark istedi, rafta son kalan otoparkımı ona verdim. "Bir iki kahveci olsun," dedi. Raftan buldum yerleştirdim. Güvenlik görevlileri istedi, güler yüzlü kentliler istedi, ileriye ılık bir deniz istedi, lüks bir plajı olsun dedi, parıldayan güneş, ışıl ışıl yıldızlar istedi. Hepsini tek tek raflarımdan alıp yerleştirdim. Kız evinin terasından manzaraya baktı. Oğlanı da çağırdı. O kadar büyük gülümsedi. Beğenmişti. Oğlan da gülümsedi. Onun için de önemli olan kızın sevmesiydi. Artık benim de işim bitti demekti bu. Son bir şey kalmıştı. Oğlan kızın yanağına öpücük kondurdu. Ben mekânımın en göze çarpmaz köşesinde imal ettiğim yuvarlak kesim camı elime aldım. Kız oğlanın kravatını düzeltti. Ben yuvarlak cama göz kararı bir delik açtım. Oğlan işe gitti, kız terastan manzarayı seyretmeye devam etti. Ben camı kız ve oğlanın hayatının üzerine koydum. Kız komşularıyla görüştü, parka gitti, yogaya gitti, sinemaya gitti, eve döndü, gece oldu, yatağa girdi, oğlan işten eve geldi... Ben az önce hazırladığım hayatın hemen altındaki düğmeyi çevirdim, çevirdim, çevirdim. Kenara çekildim. Oğlan kızın yanağına öpücük kondurdu, kız gülümsedi, oğlan işe gitti, kız evinin terasından manzarayı seyretti, kız parka gitti, komşularıyla sohbet etti, kız gezdi, gece oldu, kız uyudu, oğlan eve geldi, düğme döndü, sabah oldu, oğlan öptü, kız gülümsedi, oğlan işe gitti, gün geçti, gece oldu, kız uyudu, sabah oldu, oğlan işe gitti, kız manzarayı seyretti, gece oldu, sabah oldu, düğme dönmeye devam etti, dünya dönmeye devam etti, oğlan işe gitti, kız manzarayı seyretti, günler geçti... Kız gülümsemedi. Kar yağmaya başladı. Kız sandı ki, en azından mevsim değişmişti. Oysa kendi elleriyle kurduğunu sandığı bu hayat, hediyelik eşya satan dükkânların en zahmetsiz hediyesiydi. Bir kar küresiydi. Onunla işim bitti. Kar küresinin dışında kalan bütün tercih edilmeyenleri aldım ve raflardaki yerlerine geri koydum. Onu izlemeye başladığım günü de hiç unutmadım. Yepyeni bir hayat kuracağını sanan bir kızcağızdı. Yeni yıl arifesiydi. Öteki kar kürelerinin yanına koydum onun hayatını da. Pek talep görmedi. Müşterilerimin çok bildik bulduğu bir hayattı onunki.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yoksa Her Şey Bir Virüsle mi Başlamıştı?Gökhan Güvener
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ferhan Yüksel

19 Mayıs 2026

Ayurvedik Bakış Açısı

Hintlilerin uzun ve sağlıklı yaşam geleneği olan Ayurveda sürekli değişim halindeki istatistiki verilere göre şekillenmez. Bakış açısını kavradığımız takdirde Ayurvedayı öğrenmek kolaydır. Açık, sade ve nettir. Gayet basit bir bakış açısıyla insanın nasıl sürekli sağlıklı bir ya..

Devamı..

Kasım Hasan Ünal: “Bazen bir Doğulu ya..

Melih Günaydın

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024