Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Mayıs 2020

Kitap

Suç Raskolnikov’un, Ceza Dostoyevski’nin

Erdinç Akkoyunlu

Paylaş

5

0


Kimse Raskolnikov’un Dostoyevski’nin açık açık yazdığı kibrini görmedi. Onlara göre Raskolnikov, yoksulluğu ve çaresizliği nedeniyle cinayet işlemek zorunda kalan bir masumdu. Gerçekte ise Raskolnikov, tarihin en kibirli, en suratsız, en düzenbaz ve en ukala karakteri.

Roman sanatı üzerinde düşünmek, daima yeni soruların kapısını açar. Sorular ve tam karşılığı olmayan yanıtlar kozmosunda hepimiz birer gezegeniz. Ve birer edebiyat yıldızının çekimiyle etrafında dönüyoruz. Bu tavaf etme hali kuşku yok ki dünya edebiyatının bana göre en büyük yıldızı olan Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’de en görkemli ve kalabalık şekilde gerçekleşiyor. Şimdi size Suç ve Ceza romanını inceleyen bir metnin kısa hacmi içinde roman nedir, has roman nasıl olur ve “dünya edebiyatının en büyük 10 romanı” gibi konuyla doğrudan ilgili ama anlatması da ancak bir kitabın konusu olabilecek meseleleri sayıp dökmeyeceğim. Yine de bu, Suç ve Ceza tarihin en yanlış anlaşılan romanı ve en yanlış şekilde hayranlık duyulan roman başkarakterinin Raskolnikov olduğunu söylemeyeceğim anlamına gelmiyor. Bugün bu yazıyı okuduktan sonra hem Dostoyevski’ye hem Suç ve Ceza’ya hem de ve de en çok St. Petersburg’un Baltalı Katili Raskolnikov’a bakışınız değişecek.

Yanlışlıklar tarihi

Bu iddiayı bir boşboğaz cesareti sayanlar yanılmış sayılmasalar da, leb demeden leblebiyi anlama konusundaki yeteneklerini sorgulayacaklarını vaat edebilirim. Çünkü hep beraber şahit olacağız, maalesef edebiyat tarihi öyle sanıldığının ya da günümüzün popüler izleniminden çıkarıldığının aksine başka anlamlar taşıyor. Hele ki romancıların şan, para ve rahat bir yaşam için yazdıkları metinlerin maratonundan ibaret değil. Edebiyat tarihi, düpedüz çok büyük metinlerin çok büyük yanılgıların kurbanı olmasının yani düpedüz okur ve hem tarih hem de talih tarafından yanlış değerlendirilmesinin arşiv kaydı sadece. İnce ince dokunmuş, ilmek ilmek işlenmiş fakat sonucu asla başındaki amaçla uyuşmayan bir ıskalamanın şanlı anlatısından ibaret. Bir vazgeçiş ve başka türlü tanınma hikâyesi, hatta romanı. Üzerinde herkesin birleştiği bir gerçekleri gizleme töreni. Dahası bir yanlışlıklar ve entrikalar geçmişi. Hem de en acı ve en derin olanı…

Ama o bir tefeciydi

Suç ve Ceza, 19’uncu yüzyılın sonuna doğru Rusya’nın St. Petersburg kentinde hukuk öğrenimini bıraktı ifadesini kullandırtacak denli boşlamış genç, histerik ve bir o kadar da çulsuz Raskolnikov’un bölgenin azılı yerel tefecilerinden Alyona İvanova’yı balta ile öldürmesi ve gizlediği bu cinayetin ardından tutulduğu krizler neticesinde olayın ortaya çıkmasını ele alır. Şimdi beraber düşünelim. Suç ve Ceza’nın metin inşasına göre romanın çaresiz katili Raskolnikov, kan emici bir tefeciyi yok ederek aslında topluma iyilik etmiş; fakat bir insanı öldürmek gibi hemen tüm toplumlarda ve tüm kanunlarda açık şekilde belirtilmiş ağır bir suçu işlemiştir. Peki, Raskolnikov, Suç ve Ceza romanını sadece yazılan olayları okuyarak anlaşıldığı bu üst hikâyesiyle mi değerlendirilmeli? Ya da şöyle soralım: Roman tarihindeki o en iyi olmaya yönelik kıyasıya yarışta Raskolnikov’un bu suç ve ceza ikilemi nasıl oldu da onun en iyi (iyi ifadesi ile değil; metindeki yaratılışı bakımımdan) olmasını sağladı?

Katil mi değil mi?

Yayımlanması üzerinden 150 yılı aşkın zaman geçmesine karşın, Suç ve Ceza‘nın balta ile iki cinayet birden işleyen Raskolnikov’u, bugüne kadar hiçbir vicdan tarafından katil sıfatını almadı. Suç ve Ceza’yı okuyan en katı yürekli insan ya da hukuka en bağlı kişi bile Raskolnikov’un gerçekten katil olduğuna inanmadı. Yeryüzü coğrafyasında bir yasa yok ki ihtiyaç sahiplerinin mallarını değerinin üçte birine alan yaşlı bir kan emici tefeci kadın, diğeri de onun hizmetçisi sayılan masum kız kardeşini, yoksulluğu ve düşünsel karmaşaları nedeniyle balta ile öldüren birine ceza vermeyecek olsun. Üstelik o yasaların hüküm sürdüğü toplumun bireyleri de o cinayetlerin failine katil demesin. Her ne kadar romanın sonunda Raskolnikov dönemin çarlık Rusya adalet sisteminden çeşitli iyi hal indirimleriyle düzenlenmiş bir ceza alsa da Dostoyevski, Suç ve Ceza’yı tam manasıyla okuyan kişiye vicdanlarda baltalı başkahramanına katil dedirtmez. Hem de hiç kimseye dedirtmez. Yirmi yıllık okurluğumda Suç ve Ceza’ya ilişkin yeni bir okurla veya Türkiye’nin en iyi polisiye yazarlarından biriyle, yine en’ler listesindeki edebiyat eleştirmeniyle görüşmelerde kimse ama kimse Raskolnikov’a katil demedi. Oysa Raskolnikov, aşağılık cazgır tefeci Alyona İvanovya’yı daha başkalarının da hayatını borç batağına sürükleyerek karartmaktan balta yöntemiyle kurtardığı için iyi bir iş yapmışken, Rus yasalarının insan öldürmenin suç olması yasağını çiğnemişti. Kaldı ki Alyona’yı eşek cennetine gönderen Raskolnikov, kimseye zararı dokunmayan Lizaveta İvanovya’yı da ablasına kavuşturdu. Hem de bunu cinayet işlemeye gittiği evde kapıyı dahi kapatmaya akıl edemediği için Lizaveta’nın eve girmesine sebep olarak ve genç adamın ablası üzerindeki baltalı ve kanlı şiddetini görmesine karşın verdiği tek tepki eliyle “Çık git” işareti yapmasına karşın, kendisini yakalatmasın diye yaptı.  İşte Lizaveta’yı öldürdüğü an Raskolnikov katil oldu. Çünkü bir masumu öldürdü. Ama Dostoyevski, Suç ve Ceza’nın kurmacasında, bize başkarakterinin masum bir genç olarak anlatır. Buna karşın edebiyat bilen gözlere de “Alt metinlere bakın” der.

Tuzağına çekiliyor

Alt metninde, “Ey okur, bu bildiğin bir katil. Hem de işlediği ve herkesin ‘İyi ki yaptın’ dediği bir cinayetin ardından bu kez yakalanma korkusuyla bir masumu öldüren bir katil ama size bunu söyletmeyeceğim” dedi. Bu çaba, 150 yıl boyunca işe yaradı. Kimse ama kimse Raskolnikov’un gerçekten bir katil olduğu fikrini açıktan dile getirmedi. Oysa Raskolnikov bir katildi ve bunu roman boyunca hem bizden gizlemek hem de bize kendini acındırmak için elinden geleni yaptı. Dostoyevski ise, hukuk öğrenimini yarıda bırakan karakterinin katil değil de bu işe mecbur bir zavallı olduğunu anlatıp durdu. Üstelik bunu, roman sanatının psikoloji dalındaki mükemmellik standardını bu yazdığı satırlarla belirledi. İşte okur tam da burada yanılgıya düştü. Aslında Dostoyevski’nin tuzağına çekildi. Tıpkı kokusu ve tadı onu çeken çiçekten özünü almaya gelen fakat çiçeğin zehrinde ölerek ona yem olan bir kuş gibi…

Paranın sırrı

Raskolnikov’un hikâyesiyle başlayan bu roman, asla ve asla yoksul bir hukuk öğrencisinin, kötü tefeci bir kadının ve orada bulunması nedeniyle mecburen öldürülen (yoksa roman olmazdı) kardeşinin hikâyesinden ibaret değil. Çünkü Raskolnikov masum değil. Rusya’da o dönemde öğrencilerin hemen hepsi Raskolnikov gibi parasız, onun gibi dolap kadar odalarda kiracı yaşayan, geçinmek için çeviri veya öğretmenlik gibi ek işler yapanlardan oluşuyordu. Üstelik gidip kimse, tefecileri öldürerek 15 bin ruble gibi bir serveti bırakıp, yerine birkaç rublelik bir iki yüzük ve kolye alarak hırsızlık yapmıyordu. Ama Dostoyevski, Sibirya’da çar karşıtlığı suçundan geçirdiği 5 yıllık hapis cezasının ardından siyasal sisteme karşı uysallaşmış, insanları da her türlü yasal güce boyun eğmeye çağıran, görece kendini en iyi yazar olarak nitelendirip (bunun ne denli büyük bir öngörü olduğu ortada) para kazanabilmek için de ilgi çekici romanlar yazmaya çalışan bir yazardı. Suç ve Ceza’yı da bir yıl boyunca tefrika ettiği gazete daha çok satsın ve ilerleyen dönemlerde eline diğer romanlarından daha çok para geçsin diye yazdı. Roman, bugün fenomen hale getirildiği üzere gerektiğinde bir insanın zaten topluma bir yararı olmayan, hatta topluma zararlı birini öldürmesiyle suç kavramını işleyip bunun karşılığında ceza alıp almamasını irdeleyen bir metin değil. Bunlar içinde olmasına karşın Suç ve Ceza, Raskolnikov’un kibrinden ve ikiyüzlülüğünden öteye gitmeyen, fakat yazarın metne hâkim olarak olay-zaman-karakter örgüsünü kusursuz kurduğu bir yapıt. Roman o kadar iyidir ki biz iyi sandığımız Raskolnikov’un gerçek yüzünü bir türlü göremiyoruz. Dostoyevski’yi de biraz kızdırıyoruz.

Evliliğe itiraz

Raskolnikov, büyük kibri nedeniyle kendisinden daha aklı başında ve aileye faydalı olan kız kardeşi Dunya’nın pinti ve çıkarcı avukat Pyotr Petroviç ile evlenmesini istemez. Evet, Dostoyevski güzeller güzeli Dunya’nın nişanlısını, her okur kişinin karşı çıkacağı bir tip olan Petroviç olarak yaratır ama Raskolnikov’un bu nişanlılığa karşı çıkışı avukatın çürük kişiliğinden kaynaklanmaz. Dostoyevski, burada okura bir oyun oynayıp, cinayet sonrası Raskolnikov ile Petroviç’i bir odada buluşturarak bizden Raskolnikov’un bu fikrine uymamızı ister. Ama romanın alt metni gösterir ki Raskolnikov’un evliliğe itirazının müstakbel eniştesinin karakteriyle ilgisi yok. Aslında Raskolnikov kendisinin tasarlamadığı, Dunya’nın yaşam alanına karışmadığı bir izdivaçtan memnun değil. Zaten Dostoyevski de Raskolnikov’u daha sonra bu şekilde suçlamamak için her insana lazım dost karakteri Razumihin’i yarattı. Romanın sonuna doğru genç, dürüst, atılgan ve her şeyden çok vefalı Razumihin ile Dunya’nın evlenmesine onay verip Raskolnikov ile bu konuda taraf oluruz. Enikonu en iyi iki kısmetin birbirini bulduğuna şüphe yok. Fakat Raskolnikov’un kardeşini düpedüz kıskandığına da şüphe yok. Bu da onu içten pazarlıklı, düzenbaz ve dahası da kibrin tanrısı yapıyor. Ama işte talih böyle bir şey: Gidip de St. Petersburg’un en lanet tefeci cadısını öteki dünyaya balta ile postalarsanız, yanında öldürdüğün zavallı kız kardeşi de aynı yoksulluğun meşru müdafaası paketine dâhil olur ve edebiyat tarihinde masum denilmekten hiçbir zaman katil damgası almazsın.

Başkalarının yaşamları

Oysaki Suç ve Ceza’nın alt metinlerine inildiğinde edebiyat bilen bir zihin görecek ki Raskolnikov’un cinayeti işleme sebebinin sadece tefeci kadının daha da derinleştirdiği yoksulluğu değil. Bu baltalı katil, Petersburg’da değil tüm Rusya’da herkesin ilgisini çekebilecek bu tür bir cinayeti işleyerek, insanların hafızalarında kendisine genişçe bir yer açılmasından taraf. Bunu da roman boyunca karakterlerle giriştiği söz dalaşlarında verdiği ikonik cevaplar şahit. Dostoyevski, burada yine okura oyun oynayıp her seferinde ruhsal bunalımlar geçiren Raskolnikov’un bir düşünceyi sağlam savunamayacağı fikrini bize güzelce yuttururken, karakteri üzerinden Rus gençliğine ne denli şöhret düşkünü olduklarını anlattı. Suç ve Ceza, kibirli, planlı hareket eden, herkesi hakir gören, çevresindekilerin yaşamlarına doğrudan karışma hakkını kendinde bulan ve bunu yapamadığında gözünü karartarak cinayet işleyip yine tüm gözlerin kendisine çevrilmesine sebep olan Raskolnikov’u anlatıyor. Zaten romanın cinayetten sonraki bölümleri, Dunya ile Sonya’nın izdivaçları etrafında dönen yan hikâyeler eşliğinde Raskolnikov’un uzadıkça uzayan cinayetleri itiraf hikâyesine dökülüp gidiyor.

Kibrin tanrısı

Dünya bir meseleyi anlamaya değil, onun efsaneleşmiş hikâyesini dinleme üzerine kurulu. Kimse Raskolnikov’un Dostoyevski’nin açık açık yazdığı kibrini görmedi. Onlara göre Raskolnikov, yoksulluğu ve çaresizliği nedeniyle cinayet işlemek zorunda kalan bir masumdu. Gerçekte ise Raskolnikov, dünya tarihinin en kibirli, en suratsız, en düzenbaz ve en ukala karakteri. Roma’nın Kudüs Valisi Pontus Platius, peygamber olduğunu öne süren İsa’yı idamdan kurtarmak için azil hakkını devreye alır. Kudüslülerin önüne Barbarüs adlı tecavüzcü ve katil ile İsa’yı çıkarıp, “Hangisini affedelim” diye sorar. Yenilik her zaman kitleleri korkutur. İdamdan yırtan Barabrüs, çarmıha gerilme cezası verilen İsa oldu. Raskolnikov da Dostoyevski’nin gerçek suç nedir, gerçek suçlu nedir ve gerçek ceza nasıl verilir soruları için bize bir roman dolusu bulmaca bıraktı. Fakat resimdeki baltalı masum sorusuna hep yanlış cevap verildi bugüne kadar. Suçu Raskolnikov işledi, cezasını da Dostoyevski gördü yanlış anlaşılarak.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Pahalıya Al Ucuza Sat: Alejandro Jodor..Elianna Kan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cevher Özcanlı

23 Şubat 2025

Saime Yadigâr: “Öykü tanrı misafiri ol..

Cevher Özcanlı: Saime Hanım, uzun yıllar boyunca resim sanatıyla uğraştınız. Birçok kişisel ve karma sergi, resim öğretmenliği derken ilk kitabınız yayımlandı. Resmin o büyüleyici dünyasından, yazınsal kurgunun b..

Devamı..

Çiğdem Sezer: "Hayat, düz bir çizgide ..

Ayşe Yazar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024